şükela:  tümü | bugün soru sor
260 entry daha
  • son on yılda her gidenin dilinden düşürmediği adadır, her gidene "hı hı, evet çok güzeldir bozcaada." diyerek gülümsediğim ama içimi oldukça acıtan adadır.

    on yıl kadar kısa bir sürede tatilcisinden yetkilisine, işletmecisinden yatırımcısına el birliği ile içine ettiğiniz adadır. hepiniz bu yeni eseriniz için her türlü sohbet ortamında övünebilirsiniz.

    çekirge sürüleri gibi ülkenin dört bir yanını istila eden sizler yokken ada çöplüğü bu kadar büyümemişti. şimdi tepeleme doldu, gün batımı pek güzelmiş, yanınızda bir şişe şarap ve iki kadeh götürmeyi unutmayın.

    sizler yokken adada plastik torba kullanmak yasaktı. şimdi her yer plastik masa, sandalye, kapı, pencere doldu. istanbul'dan, izmir'den gelip kare örtüler, dantelli çarşaflar serince saklanmıyor ki bazı şeyler... kapıya iki nostaljik figür, bir demet kuru çiçek takmakla değişmiyor zihniyetler.

    sizler yokken ada kedileri daha zayıftı belki ama şehir trafiğinde gibi kullandığınız arabalarınızın altında kalma ihtimalleri daha da zayıftı.

    sizler yokken sabahın erken vaktinde uyandıran, bağlardan dönen ya da bağlara giden traktörlerin gürültüsüydü, ezan ve çan sesleriydi. akşamları ise kapı önlerinde toplanan yaşlı rum teyzelerinin mırıldanmalarıydı. şimdi limandan denize özgür çığlıklar atan sarhoş gençler duyuluyor, korna sesleriniz kulağı tırmalıyor, bir zamanlar aylarca yengeçler hariç kimsenin ayak basmadığı ayazma'da "oh oh burayı da katlettik" kahkahaları duyuluyor. ne kadar içten esse de rüzgar artık sesleri alıp götürmüyor.

    sizler yokken evler hep birbirine benzerdi, anlamsız yüksekliklerde inşaatlara izin verilmezdi. adalıların parası yoktu ki zaten, kime neyi beğendireceklerdi? şimdi bastırdığınız çil çil paralarla alternatif hayat süreceğim diye adanın kendine has havası kirletiyorsunuz, yaz boyunca hava atmak için 1,5 günlüğüne adaya yığılıp güya "dinlenip" dönüyorsunuz. üstelik "yenilendim" falan diye övünüyorsunuz.

    sizler yokken manzaralı oda gerekliliği yoktu, kimse duvarında kafasına göre pencere açmazdı. koz otel kapalı ise şarap mahzenlerine atılan yataklarda uyur, güne sarhoş başlardınız. şimdi tüketmeye odaklanmış halinizle güne mide bulantısı hediye ediyorsunuz.

    sizler yokken adalılar adalı olmayanı, adada toprağı olsa da orada yaz kadar kışı yaşamayanı sevmezdi. şimdi adanın sizlerin de yerleşmesiyle oluşan yeni nesli size bayılıyor. limanda bikiniyle mayoyla dolaşıyor, "ay valla aynı avrupa gibi" diyip gülüşüyorsunuz. bağırarak konuşuyor, "ada halkı uyan bak anakaradan it kopuk değil belirli bir entelektüel birikimi olan, büyük şehirde çalışan (özellikle genç kadınlarmış en çok giden) ama bir yanıyla doğa tutkunu bizler geldi kazıklasana ne duruyorsun" diye haykırıyorsunuz.

    sizler yokken el emeği göz nuru incik boncuk satacağım diye saçma sapan pazarlar kurulmaz, çarpık çurpuk, birbirinden farklı şemsiyeler altında pazarlıklar yapılmaz, kaldırımlar işgal edilmezdi. limandaki basket sahasına dört ayağı farklı yükseklikte sandalyeler yerleştirilir, erkekler çamlık'taki (sadece yemek saatlerinde restoran olan) açıkhava kahvehanede toplanır, kadınlar tahta iskemlelerde çekirdek çitler, sahanın ortasında koşuşturan çocukları seyrederdi. ya aralarına katılır ya da yürüyüşe çıkardınız, adanın gece eğlencesi buydu, gündüz zaten miskin, ne yaparsan yap fark etmezdi...

    sizler yokken feribot biletleri önceden alınmaz, uzun kuruklar oluşmaz, tatilci nefsinde ömür tüketilmezdi. ikinci dünya savaşından kalma çıkarma gemisine sığan birkaç arabadan biri seninki ise şanslıydın, yoksa geyikli iskelesinde kamp yapan ailelerle sohbet ederek ya da kışsa soğuktan korunmaya arabanın içine sinerek yakar kaptan'ın gemisinin saatler süren dönüşünü beklerdin. ıssız iskelede manzarayla ömür uzatırdın.

    sizler yokken soğuk içecek, soğuk su, hatta su bulmak bile zordu. ama zaten gerek de yoktu. sabahları sıcak simit ve çay ile çamlık'ta kahvaltı yapmak, öğlenleri ayazma'ya hazırlanan atıştırmalıklar, geceleri limandaki tek restoranda balık, karides, kalamar, istakoz yemek yeterdi midede festivale. rakıya nasılsa su bulunurdu. şimdi tek cümle ile; adada mado dondurmanın ne işi var ulan? almasanıza kapansın.

    sizler yokken bağlardan kimse (olmamış) üzümü yüklemezdi bagajına. bağ bozumu sonrası kalan üzümlerden verir adalılar zaten, "bize yetiyor çürümesin toplayın istediğiniz kadar" derler. mevsiminde değilsen toplamasana.

    sizler yokken adanın tek bir muhasebecisi (kendisi geceleri tek restoranın şef garsonuydu aynı zamanda), tek bir börekçisi, tek bir motosikleti vardı. şimdi... neyse ki hala ilk feribotla gelen gazetelere kuyruk oluyor...

    sizler yokken ada yaşlıydı, ben genç. şimdi sayenizde ada genç, ben yaşlı.
903 entry daha