şükela:  tümü | bugün
26 entry daha
  • dasein'dan design'a yani benlik'ten tasarım'a tuhaf bir köprü gibi çile. bir insan ne kadar çilelenirse çilelensin, en nihayetinde bunu karşı tarafa aktaramaz. aktarılan sadece sözcükler olur, idea yani düşün, sahibinde bakî kalır. çilenin bir düşün aktivitesi ya da neticesi olması da mümkün. o da düşünülürken sözcüklerle anlamlandırılıyor. köprünün çile olması, bana kalırsa çile'nin de öyle ilk katlanıl(m)ası durumundaki gibi kalması anlamına geliyor. ondan geçmek ile geçmemek aynı şey. kimse sizin çile'nizden/köprünüzden geçemez; tanıklığı kaldırabilir tarafı yok çilenin. herkes kendi çilesinden bir karşı yakaya geçer; hâl böyle olunca dasein'dan design'a insan sözcükleriyle baş başadır, sonucunu çıkarmak kolaylaşır. sadece sözcükler kalır. j. derrida için ise geride kalan başkadır.

    "... bir tanıklığın değeri hiçbir zaman bir bilgi veya kesinlik değeriyle uzlaştırılamayacaktır, bu imkânsızdır ve yapılmaması da gerekir. biri diğerine asla indirgenemeyecektir, bu imkânsızdır ve indirgememek gerekir. işte, bana göre kalan, şahidi olmayan bir çilenin mutlak yalnızlığıdır." (çile'nin son bölümü, paragrafı)

    tam ters bir ilaç kullanmak gerek çile için. aslında o bir hastalık değil, başlı başına bir gam yükü. gam yükünün de hastalık olduğunu söyleyemiyoruz, hastalıkmış gibi kabul ederek bir ters tasarım yaratmaya girişiyoruz. sabahı getiren lucifer ile akşamı getiren hesperus yıldızları gibi, herbirine bir taşıyıcılık anlamı yüklüyoruz; bunun gibi, çile'nin de bu yakaya bir taşıyıcısı olduğuna göre, öbür yakaya götüren bir karşıt-taşıyıcısı daha olmalı. kendisi başlı başına köprüyse, çile'yi taşıyan da çile'yle taşınan da kendisi olmuş olur. bunun çaresi (belki çare doğru bir kelime değil, en azından "durumun tersine dönmesi" diyebiliriz, "çile durumundan çıkılması" ya da) bunu ümit etmemek olabilir. umudunu hepten yitiren medea'nın furia'lara özgü deli kuvveti de bu farkındalıktan kaynaklanıyordu: "qui nil potest sperare, desperet nihil" "hiçbir şeyi ümit edemeyen, hiçbir şeyden ümitsizliğe kapılmaz" (seneca, medea 163) bu tasarımı kaleme alan filozof başka bir yerde ise şöyle söylüyordu: "si uultis nihil timere, cogitate omnia esse metuenda..." "hiçbir şeyden korkmak istemiyorsanız, her şeyden endişe duyulması gerektiğini düşününüz..." (seneca, naturales quaestiones 6.2.3)

    burada ikili fiil grupları çile'nin kapsama alanına sızar: 1) sperare (ümit etmek) ve desperare (ümitsizliğe düşmek), 2) timere (korkmak) ve esse metuend- (endişe duyulması gerekliliği). çile kilidini (eğer o bir kilitse) açan anahtar, noktanın ya da çizginin ötesine taşıp, noktadan ya da çizgiden önceki âlemin bütün olarak resmini görebilmektir. bu da tanıklık kaldırabilir bir şey değilmiş gibi duruyor, çile gibi bu da tek kişiliktir.
54 entry daha