şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • canımız ciğerimiz biricik tskmızın bizlere armağanıdır aslında. zira onlar ki dosta güven, düşmana korku verirler.

    geç bunları. al sana devlet terörü, al sana görev tanımamazlık. çünkü orda 15 yaşında minicik bir çocuk parçalandı. bizi korumakla yükümlü olan devlet organı son yıllarda saçma sapan eylemlerle gündeme geliyor. bi kaç hafta önce eline pimi çekilmiş el bombası verilen genç ve şimdi de bu. o minicik kızı koruyamayan devlet ise dişlerini yine gösteriyor ve "oraya gidemeyiz can güvenliğimiz yok" diyor. tabi olmaz. korumanız gereken, minicik beden sizlerin yüzünden parçalanıyor. hala anlayabilmiş değilim: üstün askeri teknolojilerimizin ürünü her gün haberlerde, madem öyle yıllardır neden hala bitirilemedi bi terör veya bitti de şimdi sıra masum çocuklara mı geldi.

    geçtim bunu da, daha dün devlet adamları çıkmış, polise taş atan çocuklar yargılanacak diyor. tamam yargılansın ama "suçluysa", o yaşlardaki çocuğun taş attığının/attırıldığının nedenleri sorgulansın, ortaya çıkarılsın. geleceğimiz dediğimiz çocukların ellerine o taşlar değil, belki de polis olabilmeleri için fırsatlar kalemler verilsin. o yaştaki çocuk eğer taş atıyorsa, onun suçlusu ne çocuktur ne ailesidir. devlet sadece başımızdan eksik olmaması gereken bir kurum değildir. eksikliğini hisettirmemesi gereken bir kurumdur. senin yetiştirdiğin sistemin çocuğunun sana attığı taştır o. ama sen hala kalkıp o çocuğun arkadaşını koyun otlatırken vuruyorsun. kazaydı, şuydu, buydu geç bunları... son yıllarda taraf gazetesinin ve özellikle güneydoğu yerel basının çabalarıyla çıkıyor bu gerçekler ortaya, peki onlardan öncesi.. eğitim zayiatları, operasyon zayiatları, faili meçhuller, kuyulara gömülenler..? polise taş atan/attırılan çocuklara yıllarca hapis cezası var da minicik çocuğa havan topu atanlara ne var bunu gerçekten merak ediyorum...

    yıllardır operasyon, bahar temizliği, kış temizliği, sınır ötesi, harekat, üstün hareket kabiliyeti, üstün teknoloji, şunun bunun korkulu rüyası, dünyanın en büyüğü şu bu diye sürekli haber oluyorlar. ee peki 35 yıldır niye dinmedi bu kan, niye sürekli ceylan'lar ölüyor? 35 yıldır bombalaya bombalaya erittikleri dağlarda nasıl oluyorda hala dağda adamlar rahatça gezip sağı solu bombalıyor. tamam diyelim yurt içindeki bölgeler güvenli sınırdan sızıyorlar. ee sınır ötesi de yapıldı, sırf onun için öğrenci burslarından bile kesinti yaptınız...

    aslında açık herşey... terör olmalı ki her verginin, her kazancın aslan payı devletin belli kurumlarına aktarılsın ki, paşalarımız daha lüks yaşasın. devletimiz yaşasın...

    kendi askerine de hoyrat davranır. gördüm, daha bi kaç hafta önce mardin'de kalp hastası olan eri fazla çalıştıran, olmadık hareketlerle yoran bir uzmanla kavga eden arkadaşım, şehrime geldi gittim askeri hastanede gördüm...aynı zamanda toplama birliği gibi bir yerdi, yeni toplanmış askerler yerlerde banklarda yatıyorlardı. iğrenç bir koku, iğrenç bir hava hakimdi etrafa, bir battaniye ve bi uzun kollu t-shirt istemişti onu götürmüştüm ve 5-10 kişi aynı battaniyenin altında ısındılarını söylediler... ama hemen ilerisindeki paşa konağında ise şehrin en muhteşem en lüks yeri mevcuttu. öyle ki sırf bu ambiyans bozulmasın diye 15-20 yıldır (kendimi bildim bileli) paşa konağının havuzunu görecek diye bir bina inşaat halinde bekletiliyor. üstelik şehrin tam göbeğinde, kalbinde, en işlek yerinde. ama ne var ki o konağın etrafında ayakkabı bağlamaya dursanız hemen alarmlar, düdükler çalar, bekçi köpekleri başlar havlamaya...ordan geçerken kriz geçirseniz 3. uyarıdan sonra krize gerek kalmaz...o minicik kız elinde yaralar açan sopasıyla koyunlarını otlatırken, lüks içinde yaşayan, onu korumadan sorumlu olanlar utansın...

    benim de arkadaşım öldü bu terör yüzünden ve niceleri bir kaç saniye ile kurtuldu belki (3 ocak 2008 diyarbakır'da patlama) ama artık usanç verici noktaya geldi bu dengesizlikler, bu terör, bu bombalar, bu molotoflar, bu silahlar... eğer ki sen kendi insanını, kurulan bombalardan koruyamıyorsan birşeyleri yanlış yapıyorsun veya hiç yapamıyorsun demektir.

    böyle işte iki tarafın arasında kalmaktır ceylan önkol olmak, rıdvan süer olmak; diyarbakırlı olsan da, olmasan da diyarbakır'da yaşamak her an o korkuyla ölümün hangi taraftan/nerden geleceğini kestirememek...

    (bkz: insan)
    (bkz: yaşamak)
    (bkz: hak)
    (bkz: çocuk)
44 entry daha