şükela:  tümü | bugün
105 entry daha
  • okumaya yeni başlayacaklar için, içinde geçen eski sözcükler ve manaları ;

    ahval : durumlar, hâller, vaziyetler.
    aksülamel: tepki, reaksiyon
    armada: donanma
    atalet: 1. tembellik 2. işsizlik, işsiz kalma. 3. işlemezlik. 4. süredurum.
    ameliye: uygulama
    abes: 1. gereksiz, yersiz, boş 2. akla ve gerçeğe aykırı
    ahar: hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım.

    bermutat: alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi
    behemehal: her hâlde, ne olursa olsun
    buud: uzaklık, mesafe
    bittabi: doğal olarak
    binaeneleyh: bundan dolayı
    bedahet: apaçık, besbelli
    barem: çizelge
    bedbaht: mutsuz, bahtsız, talihsiz
    beynelmilel: uluslararası

    cenup: güney

    çalak: eline ayağına çabuk, atik, çevik
    çolpa: 1. ayağı sakat olan. 2. mec. beceriksiz, eli işe yakışmayan, acemi, aciz, zavallı
    çıfıt: hileci, düzenbaz, yahudi.

    dessas: düzenci
    dekovil: küçük demiryolu
    daüssila: yurt özlemi

    eşref: onurlu, şerefli.
    efkari umumiye: kamuoyu
    ezcümle: kısaca, özet olarak, özetle

    filhakika: hakikaten
    fatalizam: yazgıcılık
    fütuhat: zaferler, fetihler.
    fecir: tan kızıllığı
    fecaat: çok acıklı, yürekler acısı durum

    gadr: merhametsizlik
    garabet: gariplik, tuhaflık

    huddam: büyü ve cin ilimcileri, hizmetçi cin
    hulasa: özüt
    hassa: özellik.
    halita . alaşım
    halayık: kadın köle
    haddizatında: aslında
    hasbi: gönüllü ve karşılıksız yapılan
    hasis. cimri
    hacalet: utanma
    hodbin: bencil
    heyula: korkunç hayal
    haşiye: 1. dipnot. 2. bir eseri daha iyi açıklamak için yazılan kitap
    hamakat: beyinsizlik, bönlük.

    ıstılah: terim, herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz

    ikbal: baht açıklığı,odalık,arzu istek.
    ilga: ortadan kaldırma
    istidat: yetenek
    iktiza: gerekli olma.
    istitrat: . sırası gelmişken söylenen söz, anlatıma eklenmesi istenen söz
    işret: içki içme
    istihsal: üretim, elde etme
    ictimai: toplumla ilgili
    ihtilas: 1. aşırma. 2. bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma
    ispritizma: ruh bilimciliği
    istihkar: hor görme, aşağılama.
    istihza: gizli veya ince alay
    intizar: 1. birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme, 2. ilenme, beddua
    iştiha: iştah
    ikrah: 1. tiksinme, iğrenme. 2. isteği dışında bir şey yaptırma.
    inhisar: 1 . tekel. 2 . mecaz tek başına sahip olma.
    itiyat: alışkanlık
    iktifa: yetinme

    kabil: olanaklı, türlü, kabul eden, kabul edici.
    konkur: yarış, yarışma.

    lahza : an
    layiha: 1. herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı, 2. tasarı
    lalettayin: baştansavma, özensiz

    muganniye: kadın şarkıcı.
    menhus: uğursuz
    muaddel: değiştirilmiş
    muhassala: elde edilen sonuç.
    mezbele: çöp ve süprüntü dökülen yer, aşağılık durum.
    mekkare:kiralanarak yük taşımada kullanılan at, deve, katır gibi bir yük hayvanı.
    müsavi: eşit
    munis: alışılan, alışılmış.
    muarız: karşı koyan
    menhus: uğursuz
    mihnet: sıkıntı
    müphem: belirsiz
    müsteşrik: doğu bilimci
    mücessem. cisim durumunda olma
    muvazene: denge, dengeleme
    mamafih:bununla birlikte
    muvakkit :güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse
    muazzep: acı, sıkıntı, azap çeken
    muhayyile: hayalgücü
    müstehlik: tüketici
    mücrim: suçlu
    müştemilat: eklentiler
    mihver: eksen
    manivela: kaldıraç
    muttasıl: bitişik, yan yana olan
    meyus: üzgün, karamsar
    metih: övgü
    muhayyile: hayalgücü.
    maişet: geçim, geçinme
    muaşaka: birbirini karşılıklı sevme, sevişme, âşıktaşlık
    muvazzene: denge, dengeleme
    müverrih: tarih yazan kimse, tarihçi
    muharrir: yazar
    mukaddime: önsöz, başlangıç.
    muhayyile: hayalgücü
    mahrek: yörünge
    muttasıl: 1. bitişik, yan yana olan. 2. zf. aralık vermeden, aralıksız, durmadan, biteviye
    mücerret:1. yalın durum. 2. evlenmemiş, bekâr 3. katışık ve karışık olmaya
    mültefit: iltifatkar
    müstait: doğuştan kabiliyetli
    müstahdem: hizmetli
    mucip: gerektiren, gerektirici
    miyar: 1 . değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer derecesini gösteren ölçü.2 . mecaz ölçüt, ölçü 3 . kimya ayıraç.
    mukadder: yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan
    müşkül: 1 . güç, zor, çetin 2. engel, güçlük, zorluk
    mütehassis: duygulanmış

    nahiv: söz dizimi.
    naçiz: değersiz
    namütenahi: sonsuz
    necabet: temiz bir soydan gelme, soyluluk
    nizamname: tüzük

    ökse: ucu yanmış odun parçası, değnek, alımlı kadın

    pespaye: alçak, soysuz, aşağılık

    rabia: 1. dördüncü. 2. saatteki salisenin altmışta biri. 3. tanzimat’tan sonra memurlukta bir rütbe
    ricat: vazgeçme
    refika: eş
    rokoko: a. 1. mim. xviii. yüzyılın başında fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslu
    ricat: 1. vazgeçme. 2. ask. gerileme, geri çekilme, geri kaçma
    riyazi: matematik, geometri vb. bilimlerle ilgili olan

    salaş: derme çatma, sebze dükkanı
    sarih: açık, kolay anlaşılır, belli, belirgin, belgin
    savat: gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış
    somaki: 1 . kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer.2 . sıfat bu mermerden yapılmış
    sentaks: sözdizimi

    temessül: benzeşme
    tenkisat: azaltma, eksiltme
    terakki: 1. ilerleme, yükselme, gelişme
    teşyi: uğurlama
    takamül: 1. olgunluk, olgunlaşma. 2. gelişim, gelişme
    teveccüh: 1. bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme. 2. güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma, sevme
    tafsilat: 1. ayrıntı. 2. ayrıntılı açıklama
    tecerrüt: herşeyden uzaklaşma.
    tecessüs: belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma.
    tekellüf: 1. zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. 2. bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş
    talakat: kolayca düzgün söz söyleme durumu
    tedip: uslandırma, yola getirme, terbiye etme.
    tenasüt: 1. omuzdaşlık. 2. dayanışma
    tröst: aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği.
    tenazur: bakışım
    tarziye: yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma
    tariz: kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlam
    tarh: 1 . bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer.2 . vergi koyma.3 . matematik çıkarma
    tashih: düzeltme, düzelti.

    ülfet: 1. alışma, kaynaşma. 2. tanışma, görüşme
    vakıa: vaka (cümle başında ise “bununla birlikte”
    vuzuh: açık olma durumu, açıklık, aydınlık
    vido: oyun, oyunda kazanılacak sayıyı veya parayı iki katına çıkarma
    vazıh: açık, aydın, belli
    vakıa : vaka (cümle başında kullanılınca "bununla birlikte")
    velut: doğurgan, verimli.
    visal: kavuşma
    vaveyla: çığlık

    yeknesak: tekdüze
    yosma: şen, güzel, fettan (genç kadın)

    zayiçe: yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge
    zem: kötüleme
    zani: zina yapan erkek.
    zelil: hor görülen
679 entry daha