şükela:  tümü | bugün
72 entry daha
  • müziğin mimari suretinden hareket edecek olursam; progressive öğeler barındıran herhangi bir yapıt, mimari projelerin en sonuncusu olan diploma projesine tekabül ediyor. yüklü bir program, karmaşık ağlar, birbirinden çok farklı bölümleri bir bütün oluşturacak şekilde kompoze edebilme becerisi, enstrüman (mimari ya da müzikal fark etmez) hakimiyetinin en üst seviyelerde olması ve tüm bu elemanları birbirine kenetleyecek bağlayıcı eleman: ruh.

    gotik katedrallerin karanlık tavanları, görkemli opera binaları, inanılmaz taş ustalığı, vitraylardan geçerken loşluk büyüsüyle kaplanan gün ışığı klasik müzik parantezinden çıkamamışken, progressive rock belli bir zamana ait olmak yerine tüm çağların en karmaşık yapılarını kanatları altına alıyor. müzikal açıdan 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış olması, 1882 yılında yapımına başlanmış olan la sagrada familia'yı ve onun büyük mimarı gaudi'yi progressive başlığına almaya engel olmuyor. the alan parsons project'in gaudi albümü* ve la sagrada'ya ithaf ettikleri şarkı, tam olarak yakışıyor bu mimari harikaya. sanki progressive rock, zamanın başından beri varmış da birisi onu notalara ancak yarım asır önce dökebilmiş, sese dönüştürmeyi başarabilmiş. icat gibi değil de keşif gibi. o yenilikçi ruhu, mükemmeli arama serüveni, hiç yapılmamış olanı hayal etme becerisi ve detay hakimiyeti müzikten önce yapılarda, romanlarda, tablolarda ortaya çıkmış (picasso'ya da progressive demek çok yanlış değil) ve zamanı gelince de albümlere yansıtılabilmiş.

    utanmadan iddia ediyorum: dünyanın en iyi planlanmış havaalanı ile camel'in 1974 doğumlu mirage albümü arasında, mies van der rohe'ın kusursuz crown hall'ı ile eloy'un 1977 çıkışlı ocean albümü arasında pek bir fark yoktur. ikisi de mevcut teknolojiyi, bilgi birikimini, yaratıcılığı, disiplinler arasındaki ilişkileri büyük bir yetenekle bağlamış ve ruh ile mühürlemiştir. bakanın ya da dinleyenin hissettiği görkem, büyülenmişlik ve detaylara duyduğu hayranlığın kaynağı budur.

    progressive rock, belli bir döneme ait olmayıp her zaman şık kalacak binalar gibi, zaman içinde güncelliğini hiç yitirmeyecek ve bestelendikten tam 32 yıl sonra, asya ve avrupa'nın arasında kalmış bir ülkenin güney kısmında, güneş gören bir evin görece küçük bir odasında, bilgisayarın karşısında oturup bir şeyler yazmaya çalışan gençten bir adama ilham verecek şarkılara ev sahipliği yapacaktır.
102 entry daha