şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • osmanlı'nın kurulup gelişmesi için de hayati bir öneme sahip olmuş isyandır.

    orta anadolu'da 1240'larda selçuklu devleti'ne karşı vefaiyye dervişlerinden baba ilyas etrafında türkmen ayaklanması şiddetle bastırıldı. o dönemde, orta anadolu'dan, azerbaycan'dan bu arada konya'dan alimler ve dervişler geçimleri için zaviye kurmak, sadaka toplamak için uç beyliklere geliyordu.

    babai dervişleri, uçların en uzak noktalarına, bu arada özellikle osmanlı topraklarına kaçıp sığınmış görünmektedirler. uçlara sığınan bu tarikat adamlarından biri olan ede-bali hakkında güvenilir bilgilere sahip olunmuştur. hüdavendigâr livası tahrir defteri'nde, yani resmi bir kaynakta, ede-bali'nin bilecik'teki zaviyesine osman bey tarafından kozağacı köyünün vakıf verildiği okunabiliyor.

    vakıfları arasında, söğüt'te yaşayan üç esir kâfir zikredilmiştir. bu kayıtta ede-bali'nin oğlu, âşık paşazade tarihi'nde yazıldığı üzere, mahmud'dur. böylece tüm rivayetlerin efsane olmadığı anlaşılır.

    1300'lerde yazılmış elvan çelebi menâkibnânesi, bize ede-bali'nin baba ilyas'ın halifelerinden biri olduğunu, "dinsizleri ve kâfirleri islamiyete kazandırdığını", hacı bektaş'tan dünya saltanatına heves etmemeyi öğrendiğini kaydeder. bu son kayıt önemlidir. zira babailer, genelde yerleşik devletin kontrolü ve baskısına isyan eden "militan" dervişlerdendir.

    genelde dervişler, devlete bağlı olup sultandan vakıf kabul eden uyumlu dervişler ile devlete karşı olan (şeyh bedreddin, otman baba gibi) bağımsız isyana hazır dervişler olmak üzere iki gruba ayrılır.

    âşık paşazade'nin tüm abdalân-rûm adı altında tanımladığı babalar, anadolu'da yayılmış, büyük bir grup oluşturmuşlardır. onlar kutbiyye inancında olup her devirde kutbu'l aktâb sayılan bir kutsal velinin, cezbe halinde tanrı ile sürekli ilişki halinde olduğunu ve saltanat işlerinin de onların kontrolünde bulunduğunu iddia ederler.

    toplumda özellikle göçebe türkmenlerin, haksızlığa uğrayanların hakkını almak için gerekirse devlete karşı isyanında öncülük ederler. şeyh bedreddin (isyanı 1416), otman baba, şahkulu (isyanı 1526-27) bu tip derrvişlerdendir. fatih döneminde sultanın büyük iltifatına erişen vefâiyye şeyhi seyyid velâyet ise tamamıyla farklıdır. vefâi şeyhleri, aşırı abdal-kalenderi dervişlerden farklı olarak, şeriata saygılı dervişlerdir. elvan çelebi bu noktayı belirtir.

    baba ilyas soyundan tarihçi âşık paşazade, kendisi vefâiyye olup seyyid velâyet'in kayınpederi idi. ve tarihinde vefâiyye şeyhi ede-bali'ye olağanüstü bir yer vermiş, hanedanla aile ilişkilerini belirtmeye özen göstermiştir.

    onun anlatımında ede-bali, osman gazi'nin şeyhi, mürşidi ve islâm hukukunu ilgilendiren önemli sorunlarda danışmanıdır. osman adına hutbe okunması meselesi ortaya atıldığında tursun fakih "osman gazi'nin kayınatası ede-bali'ye" danıştı. orhan gazi, yaya askeri örgütlerken ede-bali'nin görüşünü aldı. ede-bali'nin akrabaları ahiler o zaman beylikte nüfuzlu kişilerdi. vefâi şeyhleri, hanedanın nüfuz ve otoritesini destekleme gayretiyle osmanlı sultanlarına tanrı'nın teyidini kazanmış kutsal birer veli (gazi hüdavendigar murad) sıfatoı verirler.

    ilk döneme ait tahrir defterlerinde, dağda kırda boş toprakları "şenletip" zaviye kuran, sonra bunu vakıf olarak sultanlara onaylatan lkalenderi-babai dervişlere ait bir çok kayıt vardır.

    defterlerden ilginç bir misal şöyledir :saruhan'da dağ eteğinde şuca' abdal, sinan, ismail, mustafa, ali, kaygusuz ve başka dervişlerle birlikte sipahiden bir yer tapulamışlar, "taşın ağacın arıdıp yurd edinip ihya etmişler, zaviye kurmuşlar ve sultandan şenlettikleri uer için vakıf beratı almışlardır". yer açıp zaviye kuran ve vakfa bağlayan bu dervişleri, yerleşim yerleri yaratn "kolonizatör" dervişler sayabiliriz.

    sultanlar bu vakıfları daima, gelip geçen yolculara hizmet için verirler.osman gazi mudurnu seferinde beştaş zaviye şeyhinden yol hakkında bilgi almıştır. derviş bir zaviye kurar, toprağı işler, tarla açar, bahçe yapar, geliriyle kendilerini geçindirir ve yolculara üç gün kalmaları koşuluyla, barınma, yeme içme sağlar. fütüvvet kurallarını izleyen ahi zaviyeleri bu gibi zaviyelerin başında gelir. misafirlik geleneği yalnız ahi zaviyeleri için değil, gelip geçen yolculara hizmet etme koşuluyla sultandan berat almış tüm zaviyeler için değişmez bir kuraldır.

    toprağı işlemede, hasat ve harcamalarda zaviye mensupları herşeyi ortaklaşa yaparlar, komünal bir hayat yaşarlar. fütüvvet yani centilmenlik ve kardeşlik disiplini içinde ortaklaşa çalışma, yolcu ve fakirlere hizmet dini bir hayır işi sayılmaktadır ve bu nedenle vakfa bağlanmaktadır.

    bir zaviye etrafına zamanla nüfus yerleşmekte, köyler meydana çıkmaktadır.

    sultanların bu gibi yeni yerleşmelere vakıf beratı vermeleri ve vergiden afetmeleri, anadolu ve rumeli'de türk yerleşme sürecini kolaylaştıran bir yöntem olarak çok önemlidir.

    ----------------
    halil inalcık : osmanlı uygarlığı, 2003
13 entry daha