şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • insan ayrımcılığının en üst kümesi. ha belki bir gün uzaylılarla falan takılmaya başlarız, gelip gitmeler olur, o gün gelir de dünyalı olmayı bu öne çıkarırız, yoksa yine "kendimize nispeten benzeyen" dünya dışı varlıkları mı kayırırız bilmiyorum. ama şimdilik tahmin edebiliriz ki bir uzaylıya karşı bir dünyalıyı koruma ihtimalimiz daha yüksek, ama dediğim gibi buradaki anahtar kelime "şekli benzerlik" ki bu da türcülüğün özünü oluşturuyor.

    çok basit aslında: filmlerde de gösterilen insan sıfatını oldukça andıran bir tür uzaylı ile karşılaşırsak emin olun hayvan haklarından çok yine uzaylılarla daha çok anlaşacağız ve - örneğin - onlaırn yaşama hakkına daha saygılı yaklaşacağız. sırf ayakta duruyor, iki bacağı ve kolu var ve kafasındaki gözleri ve ağzı ile konuşabiliyor diye bizimle dna yapısı bile uzaktan yakından alakalı olmayan, veya böyle bir yapıya hiç sahip dahi olmayan bir varlığa daha yakın hissedeceğiz kendimizi.

    algımızın görsellik tabanlı olması bizi bu kadar zayıflatıyor, bu zayıflığımızdan tiksiniyorum... büyük bir ihtimalle bunca yıllık evrim sayesinde bu hale geldik ama yine de sonuçta bundan nefret ediyorum, sadece görsellik üzerinden dünyayı algılıyor olmaktan ve gördüğümüz şeylerden ibaret bir zihinsel faaliyet...

    neyse aslında bu türcülük konusunda sanırım ayna nöronlar da denilen - mirror neuron - yapılarının da etkisi oldukça fazla. sonuçta türcülüğün özünde empati var, ve empatinin de ciddi ciddi bu nöron yapılanmasıyla ilgili olduğu konusunda araştırmalar var, bakalım izleyip göreceğiz zamanla...

    yapay zekanın ilerlemesi ile de, türcülük tartışmalarının artacağını, bambaşka bir boyuta taşınacağını düşünüyorum. umarım ki akil insanların sesleri o gelecekte hakim olur...
30 entry daha