şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • gözlerimi açtım. her uyandığımdaki gibi, kernelimin boot sekansı başladı.
    ...

    >default location:"ev"
    >status description:
    >...location set to default
    >...time set "öğlen olmuş lan"
    >uyanma.conf hasn't been changed
    >executing -sevgiliye yumul
    >error 31:
    >...an error has occured - yatak contains no sevgili
    >...the request is not supported
    >displaying "gunaydin.ini"
    >"...hay amına koyım..."
    >sabah ereksiyonu is running already
    >date set "december 31"
    >boot process completed succesfully...

    bir anda "bugün yılbaşı amına koyım ve bir sevgilim yok" diye kafama dank etti. "olamaz" diye bağırıp restart attım ama yarım saat sonra tekrar uyandığımda hiç bir şey değişmemişti. bir yılbaşına daha sap giriyordum.

    her adımımda küfür ederek banyoya gittim ve yüzümü yıkadım. diğer günlerden daha çok 31 aralıkta koyuyordu bu şekilde olmak. her insan gibi ben de yılbaşına bazı anlamlar yüklemiştim. güzel bir iş, para, sağlık, mutluluk cart curt, her şeyi bize yeni yıl sağlayacaktı. o yüzden bugün mutlu olmaya çabalayacaktık ama durumum o kadar moral bozucuydu ki kahvaltı bile yapmak istemedim.

    niye böyleydi. niye her yeni yıla böyle balta giriyordum. "bugünün ne özelliği var" diyerek kendimi kandırmaya uğraştıysam da yapamadım. kendimi kandırmayı bile beceremiyordum amına koyım. bugün yılbaşıydı lan, herkesin mutlu olduğu, sevdikleriyle, eşiyle dostuyla geçireceği, beraber kutlayacakları bir şeydi. insanlar günlerce bu geceyi düşleyerek planlar yaparlardı. herkes için mutlu ve de kutlu olan şey benim için yalnızlık senfonisiydi, bitip giden koca bir yılın ardından küfretme günümdü. geçen bir yılı sevdiğini, bitmesini istemediğini söyleyen kimse bulamazsınız, onlar için yılbaşı yeni umutlara yelken açılan gündür. ben her yılbaşında ne kadar sikten yaraktan bir hayatım olduğunu vücudumun her hücresinde hissediyordum.

    istesem de istemesem de yeni yıla sevgilisiz girecektim. yeni yıla nasıl girersen bütün sene öyle geçer felsefesini ne kadar reddetmeye çalışsam da biliyordum, hep bugünkü gibi bir hayatım olacaktı, mutsuz, yalnız, çürük bir elma gibi. hayatımın özetini her 31 aralıkta tekrar tekrar sindiriyordum. biraz nefes alabilmek için hayal kurmaya ihtiyacım vardı. evden çıkmalıydım, burada durdukça aklımdan çıkmayan köhne hayatım, hayal kurabilmek için gereken tüm yaşam enerjimi sülük gibi emiyordu.

    hemen giyinip dışarı çıktım. biraz olsun rahatlamıştım. sağda solda yanıp sönen ışıklar, süslenmiş dükkan vitrinler bir nebze neşe vermişti bana. neşeli bir yalnızdım. keşke bir sevgilim olsaydı. hayat o kadar boştu, böyle tek başına it gibi gezinip durmak o kadar anlamsızdı ki yürüyerek kafa dağıtmak için çok büyük efor sarf ediyordum.

    yürürken, on metre kadar ilerimde duran bir eleman " hey buradayım" diye bir kıza seslendi. kız koşarak geldi, birbirlerine sarıldılar. oğlan kızı öyle bir öptü ki aşklarına oradan geçmekte olan herkes önünü ilikledi, esnaf saygı duruşuna geçti. o kadar ateşli bir öpüşmeydi ki, petrolün tüm ruhu alınmış hali olan asvalt bile ayaklarının altında yumuşadı, eridi, ayakkabılarına bulaştı. bir an gelecek bu asvalt kurumaya başlayacaktı, her ikisi de yeni adımlar atamamaya, yola yapışmaya başlayacaktı ama şu anda çok mutluydular.

    "sikerim lan" diye bastım gittim. iyice moralim bozulmuştu. bozulan moralimle beraber alkol ihtiyacım kabarmış, kendimi bir pubda bulmuştum bile. "sap takılacağına siktir git daha iyi" dermiş gibi bakan garsondan yılbaşı tarifesine geçmiş zamlı bira sipariş ettim. malak gibi içmeye başladım. bugün kötü bir gündü ve bir sevgilim olsaydı ne kadar mutlu olabileceğim düşüncesiyle ofluyordum.

    keşke üniversitedeki sevgili dağıtım haftasını kaçırmasaydım. biliyorsunuz, kayıt haftasından bir hafta sonra bölüm başkanına başvurursanız size fakülteden uygun bir sevgili ayarlar. hiç bir zaman bu dağıtımı yakalayamamıştım, okula gittiğim zaman herkes kumrular gibi olurdu ve ben o moral bozukluğuyla bir daha okula gitmezdim. lan ne olurdu biri zamanında beni arasaydı da "oğlum sevgili dağıtıyorlar üniversitede, bir ara okula gel" deseydi. herkes kendine çalışıyordu, çan vardı amına koyım.

    hızlı içiyordum. hava kararmıştı, millet eğleniyordu. saatime baktım, yeni zelandalı sevgililer çoktan öpüşmüştü, japonyada rusyada milyonlarca insan sevgilisiyle yeni yıla giriyordu. bir kaç saat sonra ben sevgilisizliğin en çok koyan anlarından birini yaşayacaktım. sevgililer günü kadar koyuyordu bugün bana.

    para verip dışarı çıktım. gene boğulacak gibi olmuştum. kendimi karların üzerine attım. buraya kar falan yağmamıştı, o kadar sarhoştum ki asvalt sokak kar gibi geliyordu ve fena üşütüyordu. hatta kendimi ethernal sunshine of the spotless mind filmindeymiş gibi hissettim, karların üzerinde sevgilimi aradım. kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüştü, o kadar sıcaktı ki çöpçülerin elleri "ne var bu kadar içecek amına koyım" diye beni yerden kaldırırlarken onlara gülümsedim.

    yürümeye başladım. nereye gideceğimi bilmiyordum, gidecek bir yerim yoktu çünkü. ben de yere oturdum, bir süre "allah rızası için bir sevgili" diye gelene geçene yakardım. kalpsiz insanlar beni görmezden geldiler. ne olurdu bir tur verselerdi sevgililerini. "hey burdayım" diye bağırdım ben de, bir sevgili başını çevirip de koşarak gelir diye bekledim. barlar sokağının güvenlik görevlisi geldi "ne içtin bilader" diye güldü. "sen gelme ulan ayı" diye onu tersledim ve "buradayım" diye bağırmaya devam ettim. o da "siktir git lan milletin huzurunu kaçırma" diyerek beni yalnızlığıma merhametsizce itti.

    havai fişekler patlamaya başladı. sağdan soldan alkışlar ve bağrışmalar yükseldi. dünyada o anda hiç kimse beni umursamıyordu. buruk bir gülümsemeyle yeni yıla girdim. fişeğim olsa patlatırdım ama yoktu. saptım, yeni yıla sevgilisiz giriş yapmıştım. yeni yıldan bir beklentim yoktu. geride kalan yıl gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti, renksiz ve sessiz bir filmdi, hiç beğenmemiştim ama her sene aynı filmi izliyordum.

    neşeli bir müzik başladı, kafam sustu.
    >the system is shutting down...
28 entry daha