şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • bir zamanlar capitolun üst katinda düzenlenen oyun. biri yesil, digeri turuncu iki takim halinde oynanir. takimlar oyun alanina girmeden önce kendi renklerini tasiyan yelekleri ve bir kabloyla yelege baglanan silahlarını kusanirlar. her takimin bir adet silah dolum merkezi bir de kalesi bulunur. silahlar, dolum merkezinde duvardaki bir noktanin yanindan gecirilerek sarj edilirler. sarj olan silahlarin arkasindaki dijital kadranda üstte can sayisini gösteren dört, altta ise cephaneyi gösteren yirmi sayilari belirir. dört kez vurulan ya da mermisi biten oyuncularin silahlarini tekrar doldurmalari gerekir.
    oyuncular rakip takim oyuncularini yeleklerinin onunden, arkasindan ya da silahlarindan vurabilirler. vuruldugunuzda yeleginiz titrer ve alti saniye boyunca silahiniz kilitlenir. bunun ilk uc saniyesi kimse sizi vuramaz ama ikinci uc saniye vurulma riskiniz vardir. silahinizdan 'aklin varsa kac ulen kaaac' anlaminda metalik bir 'warning, warning, warning' sesi duyulur. baska oyunculari vurmaniz halinde de 'good shot' sesini duyarsiniz. rakip takim kalesini vurmak icin kaledeki deliklere birkac saniye arayla uc kez ates etmeniz gerekir, yani zor istir, vurulma tehlikesi vardir.
    baslangicta eglencelidir, ama karsi takimda vurulmamak icin elleriyle yelegini kapatan uyaniklar yuzunden sinirler gerilir. oyun alani karanlik ve inisli cikisli oldugu icin bilegi burkma tehlikesi had safhadadir. (bkz: kendimden biliyorum)
    bir nevi paintball'dur. dizi dizi yelekleri ve silahlari, hele de fosforlu isik altinda ilk gordugumde kendimi aliens marine'i gibi hissetmemi saglamistir. oyun bitiminde herkese kimleri vurduguna, kimlere vurulduguna dair bir istatistik kagidi dagitilir. 'olum kim lan bu bes numara, uc kere vurmus beni!' nidalariyla olay yerinden uzaklasilir.
25 entry daha