şükela:  tümü | bugün soru sor
8 entry daha
  • bir süredir kendisiyle kavga ediyorduk. neticede barıştık, ya da daha doğrusu uzlaştık diyelim. kavgayı ya da ağız dalaşını kişiselleştirmemek en doğrusu. benim, krasnoya'nın şahsında "komünizm"e kızmamın birçok sebebi vardı. bunlardan birisi, sosyalist/komünist solun genelde kimlik siyaseti ve özelde eşcinsel hakları konusunda kayıtsız, duyarsız olmasına karşı tepkim. selma aliye kavaf bir açıklama yapıyor ve eşcinselliğin bir "hastalık" olduğunu, tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor. bunun benzerini, solcu olduğunu iddia eden yürüyüş dergisi de söylüyor. her iki hezeyana da ne bir ses, ne bir nefes. solun hiçbir kanadından selma aliye kavaf'a -dsip, bdp, chp hariç- hiçbir tepki verilmiyor.

    komünizmin teorisine değil de uygulamalarına baktığımızda -fidel castro, josef stalin- lgbt konusunda pek parlak sayfalar göremiyoruz. teori düzeyinde eşitlik var, evet. ona bakarsak teoride "dinde zorlama yoktur" ama pratikte din savaşları yapılır. teoriden çok, reel siyasetteki uygulamaları baz almak gerekiyor. eğer bir ideolojinin söylemi ile eylemi arasında fark varsa, buna iyi niyetli bir karşı çıkış gerekiyor.

    sınıf siyasetine vurgu yaparken kimlik meselelerini umursamayan, kimlik meselelerine çözüm getirmekte yetersiz kalan -"final solution"u kast etmiyorum- sosyalist sol, geçmiş ile yüzleştiğinde eminim ki daha ileriye gidecektir. ben krasnoya'ya özellikle yüklendim; çünkü kendisi sosyalizmi o kadar adanmış bir şekilde savunuyordu ki, ben de reel sosyalizmin bütün kusurlarını, bütün hatalarını, bütün günahlarını, bütün bagajını krasnoya'ya yükledim. bu nedenle haksızlık yaptığımı ve kendisini oldukça zor durumda bıraktığımı biliyorum; bu konuda da beni anlamasını umuyorum.

    elbette ki lenin'in bu konuda içinde bulunduğu çağa göre oldukça ilerici uygulamalara imza attığını vurgulamak gerek. sosyalizm=fidel castro veya sosyalizm=josef stalin değil. emma goldman'ı da saygıyla anmak gerek.

    krasnoya'nın da ifade ettiği gibi, eşcinsellik bir kusur da değildir, bir hastalık da değildir, bir sapıklık da değildir, bir sapkınlık da değildir, bir bozukluk da değildir. "doğuştan gelen", seçilemeyen ve değiştirilemeyen bir kimliktir, cinsel yönelimdir. bu kimliği savunmanın zemini de "eşitlik"tir.

    kendisinden halihazırda özür dilediğim için, bahsi uzatmaya gerek görmüyorum. barıştık.

    (bkz: #18635468)
108 entry daha