şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • türkiye sol tarihi içinde doktor ismiyle anılan hikmet kıvılcımlı’yı eylemci kimliğiyle beraber öne çıkaran en önemli unsur, özgün bir yazın olan “tarih tezleri”dir. kıvılcımlı’nın, temeli marx ve engels’in tarihsel materyalizmine dayanan teorileri ve yazıları komünist kimliğinden dolayı sosyal bilimler literatüründe özenli bir biçimde dikkatlerden kaçırılmış olsa da okuyucuları ve takipçileri açısından önemli bir yere sahiptir. sosyal bilimler içinde özellikle sosyal-kültürel değişme kuramları dahilinde ele alınabilecek, özgün bir dile sahip kıvılcımlı’nın tarih tezleri bir anlamda, tarihsel materyalizme, marksizme olan inancının ve eylemci karakterinin de bir sonucudur.

    kıvılcımlı’yı özel kılan noktalardan biri özgün bir dil kullanmasıdır. hatta bu dil ve terminoloji zaman zaman öylesine özgünleşir ki, belki de bilimsel literatür içine dahil edilmemesi için bahane olarak kullanılabilecek bir takım nükteler vardır bu dilde. murat belge’nin deyimiyle çoğu zaman “geberen” kapitalizm ya da “zortlama” gibi duygusal aşırılıklara düşer. dilin bilimsel kullanımından uzaklaşarak kişisel duygulara yer veren içe dönük bir ideolojik dille konuşur. dolayısıyla kendi terminolojisini oluşturmuştur kıvılcımlı. ancak burada onu önemli kılan ya da kılacak olan nokta tarih tezi’dir. kıvılcımlı’nın tezleri esasen tarihin bir yorumlamasını içermekle beraber yükseliş-çöküş kuramları içinde yer alabilecek niteliklere sahiptir. bu amaçla kıvılcımlı yine kendi eserlerinden olan tarih-devrim-sosyalizm çalışmasının henüz giriş kısmında, kendisi için kritik olan sorunu açıklar ve “araştırmamızın konusu budur” der. sorunsallaştırdığı şey medeniyetlerin kuruluş ve yıkılış kanunlarıdır. hatta bunu sadece kendisinin değil insanlığın temel sorunsallarından biri olarak açıklar ve “medeniyetler kuruldu kurulalı insanlığı en çok düşündüren ve heyecanlandıran problem budur. tarihin en büyük destanları o problem için yakılmıştır; en büyük dinler ve inançlar o problem üzerine kurulmuştur” açıklamasını yapar.

    kıvılcımlı diğer bütün disiplinlere nazaran tarihe çok fazla önem vermiştir. örneğin, o da tıpkı marx gibi sosyolojiye "methiyeler" düzerken, diğer disiplinler gibi sınırlılıkları olduğunu, açıklamalarını bu sınırlılıklarla yaptığını ifade eder. söz gelimi, sosyoloji insanlığın belirli bir çağ içinde başından geçenler ve toplumsal ilişkiler üzerine oldukça büyük ve aydınlık bilgilere sahipken, o çağların birinden ötekine geçiş kanunları hakkında gereği gibi bir aydınlatmadan uzak kalmıştır. onun için en geçerli olan tarihtir. öyle ki, “her şimdiki olay, geçmiş olayların sonucudur. bugünün gerçekliği, ister istemez dünün gerçekliklerinden çıka gelmiştir. bugüne dek gelmiş geçmiş gerçekliklerin topuna birden bilim dilinde tarih adı verilir” derken ona atfettiği önem açıkça fark edilebilir. ona göre gerçekliksiz bir tarih olmadığı gibi tarihsiz bir gerçeklik de mümkün değildir.

    not: copy-paste değil alın teridir.
81 entry daha