şükela:  tümü | bugün
51 entry daha
  • bir zamanlar turizm yönünden daha hareketliyken, günübirlik turlar nedeniyle potansiyelini bir türlü yaşama geçiremeyen ilçe. evet, ziyaret eden turist sayısı çoktur ama bergama, bundan daha fazlasıdır. geçmişten bugüne elindeki değerler (gördüğüm kadarıyla) şöyledir:

    - akropol: ne yazık ki zeus sunağı ve bazı diğer önemli eserler berlin'de pergamon müzesi'nde sergilense de, dünyanın en dik tiyatrosuna sahip olması bile bu yerin ziyaret edilmesi için yeterlidir. olağanüstü bir manzara, akustik yönden mükemmel bir tiyatro, athena tapınağı kapısı başta olmak üzere halen ayakta olan ya da son dönemlerde ayağa kaldırılan diğer yapılarla oldukça zengindir. sunağı kaçıran arkeoloğun mezarının burada olması bile özellik katar.

    - asklepion: dünyanın ilk psikoterapi merkezidir. tıbbın sembolü olan yılan ve kadeh, buradaki taş kabartmadan alınmıştır. her yıl dünya psikoterapi kongresi burada yapılır. halen kullanılan 4.500 kişilik tiyatrosu, şifa tünelleri, kutsal su kaynağı ile özellikli bir mekandır.

    - kızıl avlu: bazilika olarak da bilinen bu yer, mahşerin yedi kilisesi'nden biridir. (bkz: yedi kiliseler) kızıl avlu denmesinin nedeni, 40 km. ötedeki ocaktan elden ele taşınan tuğlalarla inşa edilmiş olmasıdır. aslında ilk yapılışı mısır tanrıları adına, roma dönemine dayanmaktadır; sonradan kilise'ye çevrilmiştir. bergama'nın merkezi'nde, istiklal meydanı yakınlarındadır.

    - allianoi: antik zamanların en önemli kür merkezlerinden. bergama'nın tam bir sağlık okulu olduğu, yakın zamanlarda keşfedilen bu önemli yerleşimle artık iyice kesinleşti. işin acı yanı, bu tarihi alanın en fazla 50 yıllık ömrü olan bir sulama barajına kurban ediliyor oluşu. müze müdürümüz ve arkeologlar canla başla çalışıp buluntuları sergilemeye hazır hale getirdiler ve müze bu sayede zenginleşti ama binalar ne yazık ki şu an kurtarılamıyor. yeniden gömelim filan gibi öneriler var.

    - osmanlı arastası: bergama'nın aslında en ilginç bölgesi. üstte kimi 400 yıla tarihlenen yapılar, altta anadolu'da pek görülmeyen roma'daki colosseum benzeri ova ortasına kurulu arena tarzı bir tiyatro, hem de 25.000 kişilik. (40.000 de olabilir, unutmuşum). altta yatan hazineyi çıkartmak için üstteki hazineyi yıkmak gerekiyor şimdiki teknolojiyle. arasta, sokaklarına göre yerleşmiş dükkanlarıyla ünlüydü bir zamanlar, bir sokakta ayakkabıcılar, bir sokakta manifaturacılar vb.

    - selçuklu minaresi: şadırvan camii ile yanyana, çukurbağ semtinin girişinde yer alan minaredir. tipik selçuklu izlerini taşıyan, tuğladan yapılmış bir yapıdır.

    - ulu cami: anadolu'daki ilk ulu camiilerdendir. ulu cami denince dörtgen mimarili, kiliseden çevrilmiş yerler akla gelir. burası da kiliseden bozularak camiye çevrilen ilk yerlerdendir. tahta süslemeleri görmeye değerdir.

    - kale mahallesi: akropol eteklerine kurulu mahalledir. eski rum yapıları ağırlıktadır. ama en önemli özelliği, bu evlerin kapılarıdır. zaman zaman mimarlık öğrencileri bu kapıların planlarını çıkartmaya gelirlerdi, hâlâ bu ziyaretler yapılıyor mu bilmiyorum. bazı yapılarda kullanılmış olan antik taşlar, yapılara ayrı bir güzellik katar(!).

    - paşa ılıcası: allianoi alanında yer alan ve beylikler döneminden sonra kurulmuş olan ılıca. 80'lerin ortalarında kullanılmamaya başlandığı için artık geri dönülemez biçimde tıkanmıştır. zaten baraj suları altında kalacak gibi görünüyor. kayıplar hanesindedir.

    - kleopatra kaplıcası: ne yazık ki burası da paşa ılıcası gibi kullanılmadığı için geri dönülemez biçimde kaybedilmiş bir ılıcadır. ayrıntısı ilgili başlıkta var. kayıplar hanesindedir.

    - bergama müzesi: bu bilgiden çok emin değilim ama bildiğim kadarıyla bergama müzesi içindeki etnoğrafya müzesi, ankara'dakinden sonra ikinci müzedir türkiye'de. antik çağlardan kalma buluntular asıl müze bölümünde sergilenirken, halı, kilim, el işleri vb. öğeler etnografya bölümüde ele alınmıştır.

    amra 'ya şükranlarımı sunarak verdiği bilgiyi paylaşayım: zafer tanrıçası nike 'nin dünyada tek sağlam durumda olan heykeli de müzemizdeymiş.

    - yağcıbedir halıları: halı, kilim, çeşitli dokumaları ünlüdür bu köyün. bergama'nın kök boyalı ve yöreye özgü desenlerle yapılan bu dokumaları, "kız bergama" ve "oğlan bergama" diye başlıca iki desene ayrılır. renklerini kolay atmazlar.

    - kozak yaylası: ya da yalnızca kozak olarak bilinen bu yayla, bir zamanlar dünyanın "tek" fıstık çamı ormanıydı. ancak şu son zamanlarda "en büyük" fıstık çamı ormanı olarak nitelemek gerekli. kozak, köylerden oluşan bir yerleşim bölgesinin toplu ismidir. gıda sektöründe önemli bir yer tutan fıstık çamı üretimi, bölgenin başlıca geçim kaynağıdır. ayrıca kozak üzümü yetiştirilir. buraya giderseniz, köylülerin kendileri için hazırladığı fıstık helvasından bulmaya çalışmak gerekir. yağmur mevsimlerinde burada kırmızı çam mantarı * çıkar ki, kızartmasına doyulmaz.

    - bergama tulumu: kimi zaman izmir tulumu olarak büyük kentlerdeki raflarda yerini alsa da, bergama tulumu ayrıdır. daha önceleri çiğ sütten mayalanan bu peynir, önce tuluma, daha sonra tenekeye basılır. sert, tuzlu, gözenekli olanı makbuldü bir zamanlar. ama kaynatılmış süt standartı getirildiğinden beri daha kaşar benzeri bir peynir oldu çıktı. bergama'ya yolu düşenlerin alması önerilir.

    - sakızlı karanfilli leblebi: iri taneli leblebidir, sıcak sıcak kavrulup üzerine sakız ve öğütülmüş karanfil serpilir. bir zamanlar hakkıyla 20 çeşit leblebi yapılırmış. bugün ancak sakızlı ve karanfilli olan çeşitler kalmış, bir de şekerli ve tuzlu olanlar.

    - tarçın: baharat da denen bir içecek. bunu türkiye'yi çok dolaştım ama bergama dışında görmedim hiç. tarçın, karanfil, kakule midir nedir, bir kaç baharatın karıştırılmasından oluşan bir tozdur bu. sıcak suya karıştırılıp içilir, kış günlerinde bergamalıların vazgeçilmezidir. kozaklı rüştü ve özkayalar bu karışımı yapıyor ama tarifini maalesef vermiyorlar.

    - karanfilli sakızlı ekmek: karanfilli ekmek çok yerde yapılır, nitekim ege bölgesinde de çok tüketilen bir ekmektir. bergama ve çevresindeki ilçelerde (kınık, menemen vb.) ayrıca sakız eklenir. minyet üzerine örtüler serildiğinde, ekmekler yapışmasın diye unlama yapılır ve lezzet versin diye susam serpilirken, biraz da döğülmüş karanfil ve sakız serpiştirilirdi. şimdilerde hamuruna katılıyor bu malzeme. o nedenle ekmeğin içi dalgalı bir görünüme sahip olabilir, paniğe gerek yok. karanfilin rengidir o.

    - ramazan sucuğu: bunu da türkiye'nin başka yerlerinde görmedim, hatta kınık ve bergama dışında denk gelmedim. ipe ceviz içleri dizilir, bunlar çeşitli aromalar içeren nişastalı bulamaca batırılır. sonra vitrine asılır, özellikle ramazan boyunca makasla kesilerek kilo hesabı satılır. bergama'da hindistancevizine bulamak moda olmuştu yıllardır, kınık'taki şekerciler ise yalnızca nişastaya bular. bu yıl çok fazla yapanına denk gelmedik maaelesef. umarım kayıplar hanesine yazılmaz.

    - sakızlı güllü lokum: sakızlı lokum ve güllü lokum çeşitli yerlerde vardır ama böyle parmak gibi, bir tarafı sarı (sakızlı), bir tarafı pembe (güllü) lokum, bergama'ya özgüdür. hele bunun "kabuklu" denen bir çeşidi vardır ki, kimi bu çeşidin hastasıdır. dışı serttir biraz, hani neredeyse ısırdığınızda hafif bir çıtırtı gelir.

    - uluslararası bergama kermesi: cumhuriyetin ilk yıllarında düzenlenmeye başlanan ve kesintisiz olarak günümüze gelen etkinlik. 12 eylül öncesi uluslararası niteliği çok daha belliydi, bir dönem tavsadı ama sonra yeniden toparlandı. ancak yıllardır gidemedim. samime sanay, muazzez abacı, sezen aksu, barış manço, yıldırım gürses, idil biret gibi devleri ilk kez kermes sayesinde izlemiştim.
113 entry daha