şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • her sarhoş sabah yaptığı gibi, gözlerini açtığında ilk yaptığı nerede olduğunu anlamaya çalışırken sigara yakmak fiilini, etrafında yakacak sigarası olmamasından ve ellerinin bağlı olmasından yapamamıştı. nerede olduğunu anlamaya çalışırken tek farkettiği saçlarının ıslaklığı oldu. başucunda sigara olmaması, felaketin habercisiyken, saçlarının ıslaklığını kafaya takması iyimser kelimesini cümle içinde kullanmak istemesindendi. elleri bağlıydı, ve umursamıyordu. nasıl olsa bağlayanların çözme yetisi de elbet vardı. bunu onlara sormayacak kadar cesurdu.
    ''zaten yorgundum mına koyim'' deyip uyumaya devam etti beton zeminde. hakikaten yorgundu. kimse dokunmadı.
    gözünü açtığında, ''dört birayla sarhoş oluyorum yeaaa'' diyen bünyesinden eser kalmamış, zayıflamış, sanki biraz daha beyazlamış, nefes almakta zorlanır bir halde bulddu kendini. metal, kare bir masanın bir kenarında oturuyordu. normal bir insan olsa, orada ne işi olduğunu yahut masanın tam karşısında oturan kötü bakışlı adamın kim olduğunu düşünebilirdi. ama aklında tek bir şey vardı. metal bir masa çok soğuktu ve üşüyordu dokundukça. ve üstüne üstlük amerikın sorgu sahneleri gerçekti.
    -samimi misiniz?
    -üşüyorum. kollarım dondu.
    -samimi miydin?
    -seviyeyi bozmayalım.
    -samimi değilsiniz?
    -allah belanızı versin.
    -kırk kere samimi der misiniz, anlamı kaybolacak mı?
    -bende kaybolmaz, merak etmeyin.
18 entry daha