şükela:  tümü | bugün
12 entry daha
  • t''karsi ciktigimiz sey zaten "yikici cozum", "orantisiz tepki", "ozgurluklerin kisitlanmasi" iken, bunu protesto icin aynisini/benzerini yapmak hem kisa hem de uzun vadeli bir hatadir. hem "eger gerekcelerin dogruysa bilgiye erisim kisitlanabilir" zihniyetini guclendirir, hem de "tepki icin goze goz gayet makul bir secenektir" zihniyetini korukler. ''

    bu benzerlik üzerinden tümelleştirilmiş iddia ancak ve ancak süresiz bir kapatma ile geçerli oluyor. oysa ki, daha evvel de belirtildiği üzere , eylem'de amaçlanan süresiz ve geri dönüşsüz bir kapatma ve sessizlik değil, en azından benim kast ettiğim değildi, olmamalı da.

    bu eylem ve eylemlerde amaçlanan durumdan halihazırda haberdar olan kitle yerine, habersiz (ve haliyle tepkisiz) olan pasif kitlenin sansür'e dikkatini çekmek, ve nihayetinde sansürün sona erdirecek kitlesel eylem için gerekli farkındalık'ı yaratmak. bunun da en azından 'demeç vermek', 'internet seçkinlerinin katıldığı zirve'nin resimli bildirisini yayınlamak' kadar bir eylem olduğunun, olacağının da teslim edilmesi gerekiyor, logo üstüne bant çekmek gibi, en azından usulen denenmeden rafa kaldırılmamalı.

    gandi alıntısı yapılmışken gandi'nin direniş yöntemi olan sivil itaatsizlik ve açlık grevi ile bu site kapatma eyleminin uyumlu ve tutarlı olduğunu da belirtmem lazım.

    analojide tutarlılık ve isabetlilik için kayda geçsin: kimsenin sitesinin zorla ve nihai olarak kapatılmasını değil (geridönüşü imkansız bir şekilde ve acı vererek ***başkasının*** gözünü çıkarmak), kendi sitemizin bilerek isteyerek dikkat çekmeye, farkındalık yaratmaya, eyleme iştiraki özendirmek gerekçesiyle kısa süreli olarak, herkes aynı anda kapatılmasından söz ediyoruz (benzetirsek: sürekli olarak bakılan gözlerimizin ara ara kapatılıp, kapaklarına mesaj yerleştirmek. bunun kimseyi bilinmez ve geri dönülmez bir biçimde 'kör' bırakmayacağını, haliyle analojinin isabetsizliğini umarım ssg'de teslim eder.)

    bobiler'in site yönetimi olarak kararı ancak ve ancak dayanışma eksikliği ve geriye dönüşsüzlük ile mümkün oluyor. dayanışma ve geri-dönüşün ise en azından denenmeden rafa kaldırılması için kesin ve kat'i bir ileri-görüş iddiası olması gerekiyor ki, bunu ssg de dahil kimsenin tereddütsüz ifade edip, sahiplenebileceğini sanmıyorum.

    bu 'slippery slope', (kaygan yamaç?) katkılı analojinin isabetsizliğinden sonra zaten geriye kalan savlamalar ise 'tutmuyor', örnekleyelim:

    misal site kapatma eylemleri, kapanmış sitelere kapalı kaldıkları süre boyunca giriş yapıp bilgi'ye erişimden uzak kalanlar mağdur olacağı için ''eğer gerekçelerin doğruysa bilgiye erişim kısıtılanabilir'' prensibinin yeniden yaratımı manasına geliyor olsun. bu prensip'i ssg ve ekşisözlük yönetimin, öyle ya da böyle, uygulayıcısı olmadığı söylenebilir mi?

    bilgiye erişimi kısıtlayan üyelik prosedüründen, bilgiye erişimi nihaileştiren uçurma mantığına kadar, kullanıcı merkezinden de, kolektif-editoryal çizgiden de bu prensipi ekşisözlüğün uygulamadığı söylenemez. (dahası kasaturasız rambo'nun belirttiği sözlükmetre kapatılması ve diğer iddialarla da denebilir ki: bilgiye erişim'i kısıtlamak için hukuki yollar dahi kullanılmıştır)

    böyle bir prensip'in herhangi bir eylem'i engelleyici, ya da, caydırıcı bir ahlaki, mantıki tutarlılık gözettiği söylenebilir mi?

    bu da söylenemez, zira gerekçelerin 'doğru'luğu zaten herhangi bir siyasi eylem'in temel şartıdır, her türlü pozitif eylem de kaçınılmaz olarak o eylem'in dışında kalan eylemleri sınırladığı için 'yapılamaz'laşır ve engeller. bu yüzden bu prensibin bu bağlamda terennüm edilmesi, siyaseten bir boş imleyen'e bahane yüklemektir.

    hatta denebilir ki, bunu gerekçe göstererek eyleme iştirakten geri durmanın ta kendisi bile 'bilgiye erişim'in kısıtlanmasıdır. zira bilgi biçimsellik, zamansallık ve durumsallık içerir: saf bilgi diye soyut bir durum-oluş yoktur. erişilen her bilgi, bağlam ve durum ile tanımlı ve uyumludur, geçici bir site kapatma eylemi sırasında oluşturulan bağlamsallık ile verilebilen bir bilgi de o durumdan başka şekilde verilemez. bilgi'ye erişim'in 'bilgilere erişim'e engel oluyor gerekçesi' ile sınırlanması da, 'bilgiye erişimin sınırlanması' olarak telakki edilebilir, unutmayalım: sansür'ün bir biçimi de özneyi bilgiye boğarak yapılır.

    dahası, hazır bilgiye erişim ve bilginin bağlamı demişken, erişilmesinin engellenmesi sorun yaratabilecek başka bilgiler ve bilgilendirmelerden de bahsetmek gerekiyor.

    reklam, tanım olarak, hedeflenmiş bilgidir, denebilir. bu hedeflenmişlik de 'sistem' içi tanınmış, somut-maddi ilişkiler çerçevesinde bilgiyi üreten, yayınlayan ve alan dahil edilerek düzenlenmiştir.

    sormak gerekiyor: ekşisözlük'ün ve sahibi sedat kapanoğlu'nun bu tip bilgi'ye erişimi kısıtlamak imkanı, ya da, hakkı var mıdır? reklam, yani bilgi, satış üzerinden gelirlenen bir kurum'un bu bilgiye erişimini kolektif eylem uyarınca tek taraflı olarak kısıtlaması, engellemek durumunda kalması mümkün müdür?

    bence bu, değerlendirilmeye alınmalı. eğer ki, ekşisözlük site kapatma eyleminin olduğu bildiride hala reklam panosunu işletebilirse, yani bu eylem'i sponsor etmek isteyen yatırımcı bulabilirse, site kapatmadan yana hem ticari açıdan, hem de hukuksal sorumlulukları çerçevesinde zarar etmemiş olacaktır. ssg'nin tüm bu ilişkiler zincirinde, site sahibi yükümlü olarak kamuoyunun önünde dile dahi getirmediği bu kapsam ve yükümlülükleri bir denemesi, aşması gerekiyor.

    gelelim lider arayışı ifadesine:

    ''cozumun anahtarinin bende veya nufuzlu tepelerde birilerinde oldugu dusuncesi mevcut. ben diyorum ki bu israrla bir "kurtarici bekleme" (bkz: bystander effect) sendromunu korukler bir bakis acisi. ustelik sanal internet kullanicisi ile kilini kipirdatacak gercek insan arasindaki devasa oransizliktan dolayi da son derece verimsiz.''

    öncelikle şiddetle düzeltelim: çözüm'ün anahtarı ssg değildir. ama çözüm için ssg ve himayesindeki ekşi sözlük teknik altyapısı, güçlü bir aktör olarak çok önemli **öncü** bir rolü üstlenebilir, dahası, üstlenmelidir. öncülük burada liderlik, önderlik'in şefleşip liderleşen ebedi açılımı ile değil, tarihi-kronolojik sıralaması ile denk düşen dönüştürücü gücü-imkanları ile alakadır. (bkz: kaçınılmaz liderlik)

    sitenin kendi kendisiyle tanımlı dışa dönük iç fonksiyonunun dahi, yakın zamanda fatih altaylı'nın sayfasında yayınlanan tekzip metnindeki gibi çekinmeden kendini övmeye varan bir etkisi olduğu kesinken, bu faaliyetlerin artırılmasının aynı övünce eklenmlenmesi, bir ihtimal kritik eşik'i aşmak için aygıtlaşması, araçlaşması ihtimali olamaz mı?

    netleşsin: ssg'nin liderliği hareketin tümüne ve bütününe değil, hareketin kendisine destek ve dayanak olacak, öncülük ve finansman 'serbestisi' uyarınca 'durumsal ve konumsal' bir aktörlük ile tanımlı öncülük olacaktır.

    eğer ki, türkiye'de fatih altaylı'ya dayatılan tekzip metininde tanımlanmış bir fonksiyonun --------tek-------- temsilcisi ekşisözlük ise, bu sorumluluğun başka ayaklarını da, en azından esasa uygun olarak usulen yerine getirmeli, bu eylemlerde taraf olmalı, kendi tabanını sürece ve muhalefete reklam metniyle satın alınmış alan çerçevesinde yönlendirebildiği gibi, yönlendirmelidir. konumsal sorumluluğu bunu da denemeyi gerektirir.

    ''ssg'nin şahsi girişimleri'' ve ekşisözlük tüzel kişiliği bünyesindeki embedded (içkin?) hukuk danışmanlığı hizmetleri ile gerçekleştirdiği eylemleri küçük, ya da, önemsiz, veya, göstermelik görmüyoruz.

    lakin, ekşisözlüğün kurumsal olarak tabandan tavan'a ortak tehdit'e karşı birbirine destek olması, bir dayanışma içinde olması gerektiğini söyleyebiliyoruz. bu dayanışmayı bir ucu müneccimliğe varacak si(kinik) öngörü bedbinliği ile (3-5 kişi yapar, ses getirmez, unutulur), diğer ucu ise şahsi ithamlara lafı getirecek şekilde kurgulamak (otisabi ve üç beş sitenin fikri ürünü) şu noktada ortak tehdide karşı iktidar pozisyonu almak ve mevcut pozisyonu, mevcut somut ilişkiler çerçevesinde değerlendirmeye götürür. onun da varacağı yer otisabi'nin (veya yerine koyulabilecek herhangi bir başka şahsi şovlaştırılabilecek ve 'niyet' okumalarına açık bir girişimcinin) siyasi ve şahsi kayıntısı, ssg'nin site gelirleri ve siyasi ilişkileri gibi alanlara kayıyor, kolektif muhalefeti sulandırıp, sansüre karşı bölüyor, uyarmak isterim.

    ben bu yüzden çağrımı tekrar etmek istiyorum:

    ssg, kendisiyle şahsi hasbihalimde de belirttiğim üzere, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ürün ve hizmet'i satarak büyüyen ve daha da büyüyecek olan yeni sermaye'nin yeni patronudur. öngörülemez teknolojik girşimler sağ olsun, el, etek öpmeden, sistemle gırtlağına kadar entegre ve içkin olmadan finansal açıdan kayda değer bir kurumun, sermayenin ve halk kitlesinin eklemlendiği bir noktada sakil ve müstesna durmaktadır. artık parçası olmaya başladığı sermaye sınıfı için ssg ve ekşisözlük bir anomalidir. o anomali'nin hukuki ve çevresel faktörler sebebiyle ait olmadığı çevreye, sınıfa benzeşmesi, o dünya için yaratılmış, o dünyaya hizmet eden uzman ve teknisyenlerinin kuyrukçuluğuna girmesi uzak bir olasılık, ya da sevimsiz ihtimal değil, sermaye ve sınıf çıkarları uyarınca ve gereği dayatılmak zorunda olunan bir kesinliktir.

    ssg'yi çevresi, yakınları, bastırılmış ya da aleni arzuları ve istekleri rahat bıraksa, ait olduğu sistem ve 'normal algısı' rahat bırakmayacak, bırakamaz da. ssg'nin de kendisini, tıpkı bizler gibi, rasyonel ve aşkın bir zihnin bu dünyadaki tezahürü olarak görmek sanrısından acilen kurtarması, sistemik yatkınlıklar, şartlanmışlıklar ve konformizme dikkat etmesi gerekiyor.

    sırf bu yüzden, kendisinden sınıfsal olarak beklenmeyen'i bir kere denemesini ve sonuçlarını kolaylıkla aksi de savlanabilecek gerekçelere dayandırarak öngörmek yerine yerinde deneyimlemesini tavsiye ediyorum.

    eğer ki, 'anayasayı bile değiştirecek' kitlesel bir hareket'e inancı varsa, böyle bir hareketin oluşmasını da istiyorsa, o hareketin yayılması için (yani sanal internet kullanıcı ile kılını kıpıdayatacak gerçek insan arasındaki bilindik boşluğu doldurmak için) herkesin kılını kıpırdatabilme yollarını çeşitlendirmesi ve çoğaltması gerekiyor.

    bunu kendisine sürekli kendisine laf sokup arkadan hançerleyen müzmin muhalifi olarak değil, dostu olarak söylüyorum. o da ister istemez acı oluyor.
7 entry daha