şükela:  tümü | bugün
107 entry daha
  • "kimi yazarlar gök gürültüsünü farklı türlere ayırıyor, mesela haşmetli bir gürültüyle kopan bir tanesinin deprem öncülü olduğunu, rüzgârın inleyerek zehirli surlarından taşmaya çalıştığını söylüyorlar.

    bana söyler misin, böyle bir gök gürültüsünün oluştuğunu nasıl düşünüyorlar? bulutlar atmosferi kuşattığında, atmosfer mağaralı derinliğinden salınarak böğürtü gibi boğuk, daimî ve düzenli bir gürültüye sebep oluyor. yine göklerin alanı nemden mustarip olunca, gök gürültüsü başlayana dek bir türlü boşalamıyor. bu yüzden, bu türden bir gök gürültüsü yağmur yağacağının işaretidir. başka bir gök gürültüsü türü daha vardır, bu, düzenli bir sesten ziyade çatırdama şeklinde meydana gelir, çok daha kesindir ve içi su dolu olan topun birinin kafasında patladığı an çıkardığı ses gibi. bu gök gürültüsü, yoğun bir şekilde kabarmış bir bulutun boşalmasının neticesidir ve kendisini şişiren atmosferden boşanır. buna doğru bir şekilde çan demişler, anî ve şiddetli. bu gök gürültüsü meydana geldiğinde, insanlar manen çöker ve bazen tümüyle korkunun esiri olur; kimileri yaşamını yitirmez de serseme döner ve hatta aklını yitirir: biz bunlara 'yıldırım çarpmış/şaşırmış/kafayı yemiş' (attonitus) diyoruz, zira göklerdeki bu gürültü onların aklını yerinden oynatır.

    gök gürültüsü, nadiren meydana gelen ve ancak hareketle kendine gelebilen, bir bulut deliğine sıkışmış atmosfer tarafından da iteklenebilir. bu atmosfer kendisine bir açılma alanı ararken, karşılaştığı duvarlara çarparak ses çıkarır/yankıya sebep olur. ellerin çarpıştırılmasından oluşan alkışa ne çok benzer bu değil mi? bulutlar çarpıştığında, bu karşılaşan/çarpışan nesnelerin haşmetiyle doğru orantılı olarak çok büyük bir gürültü umulmalı, değil mi?"

    seneca, naturales quaestiones ii.27.1-3.

    addendum@:

    (bkz: attonitus)
251 entry daha