şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • hakkatten de fim taxi driver'ın dewamı gibidir... aynen taksi driver gibi, 1. karakterin dilinden bir anlatımla başlıyor film... nikılıs da her zaman için "alkolik" tiplerinin aranan adamı... sapıtması, kendinden geçmesi, coşması pek içlendiriyor insanı... yine aynı taksi driver replikleri war; "i drink everyday", "there was only dark" gibi [kalmamış fazlası aklımda ama boldu], yine ambülansın kenarından köşesinden çekimler, kameranın dikiz aynasını göstermesi... ucuz, zulmet ve fahişe sokaklar, ıslak caddeler...

    frank pierce'in üç gece nöbete kaldığı üç farklı adamla ayrı ruh halleri içinde olması, komadaki adamla konuşması sırasındaki mimikleri... lakin içine "kara sevda" katılmayacak filmdir bu oysa ki, yapılan adicedir...

    sanırsam ki; filmi izleyen herkes ving rhames'in oynadığı marcus karakterini beğenmiş ona gülmüştür... marcus bana biraz da; pulp fiction'daki jules winnfield'i hatırlattı. hayatın neresinden keyif alınacağını bulmuş bi adam...

    filmde en dayanamadığım şey her sahnede bir başka vücutta beliren "yanlışlıkla öldürülen kız"ın suratıydı... kardeşim, tiksindirmek için mi böyle çirkin bi karı seçtin anlamıyorum ki... belki de öyledir, bıktırmak, yormak için o surat seçilmiştir. tom sizemore'da film için acayip göbek yapmış, 3 sekans oynicaz diye sumo olmuş; bozmuş... ayıp.
21 entry daha