şükela:  tümü | bugün soru sor
49 entry daha
  • steampunk'ın kuzeni. yaratıcısı william gibsondır. kelimenin ilk bulunuşu ise bir uydurmasyonla olmuştur.
    bruce bethke'in kısa öyküsüne editörler akılda kalacak şık bir başlık ararlarken bu kelimeyi uyduruyorlar. kelime sibernetik ile punk 'ın bileşiminden oluşuyor. haberleşme, kontrol ve denge kurma bilimi olarak tanımlanan sibernetik (yunanca dümenci anlamına gelen kübernetis'ten geliyor) ortadan ikiye bölününce cyborg, cybernot gibi kelimeler doğuruyor. bethke, elektronik beyinler bağlamında kullanılan sibernetike, günlük hayatta daha çok gelenekler normlar ve otoriteyle arası bozuk gençleri tarif eden punk kelimesini ekleyerek akılda kalıcı bir isim çıkarıyor. bu uydurmasyon ismin teknolojinin yeni bir otorite ve iktidar haline geldiği çağda isabetli bir isim oldugunu kabul etmek lazım.
    siberpunk bilimkurguda iki çok önemli yenilik yapmıştır. birincisi philip k dick'in yaptığı gibi teknolojiyi bilimsel bir elitin elinden almış ve onları sokaklara ve kaçak olarak sistemin dışına itmiştir. ikincisi ise siberpunk'ta devletlerden, gizli devlet araştırmalarından ve hükümetlerden çok şirketler vardır ve asıl kral kapitalizmdir. bilgiye ve teknolojiye sahip uluslararası şirketler dünyanın her köşesinde ekonomiyi, sağlığı ve en önemlisi gerçekliği istediği gibi yönlendirebiliyorlar. bütün bilgi kanalları kuşatılıyor ve insana bambaşka bir gerçeklik yaşatılıyor. siberpunk'un getirdiği bu iki yenilik de güç odaklarıyla ilgiliydi.
    daha sonra siberpunk'ın tartışmasız hakimi william gibson (bkz: neuromancer) (bkz: count zero) ve (bkz: mona lisa overdrive) kitaplarından oluşan the sprawl üçlemesiyle cyberspace'i yarattı. insan algısını sarmalayan ve sinir sistemine ileti besleyen makineler aracılığıyla girilen dijital ortamın adı cyberspace (siberuzay) oldu. cyberspace, insanların kendini gerçekten içinde geziniyormuş gibi hissettiği bir sanal gerçekliğin adı oldu.
    sinemada ise yul brynner 'ın robot bir kovboyu oynadığı westworldu ilk cyberpunk filmidir. sonra steven lisberger'in tron'u gelir. bence 2001 space odyssey'in hal'i de bu "ilk"lerden sayılmalıdır.

    daha sonra hem insanı hem makineyi konu alan sibernetik terimi cyborg doğdu. j.g ballard uyarlaması cronenberg filmi crash , et-makine ilişkisini didik eden kült filmlerdendir. et ile metalin, insan ile makinenin birleşmesi siberpunk'un en önemli unsurudur. cyborg'un sinemadaki ilk örneği cyborg 2087 dir ama en meşhuru terminatör' ve robocop tur.
    metropolis'in kadın robotu dişi cyborgların atalarından sayılsa da en önemli dişi cyborg atılımı ghost in the shell'le olmuştur.
    metropolis'ten, 2001'in hal'ine, alien'daki nostromo geminin bilgisayarı anne'den electric dreams ve d.a.r.y.l'e kadar dişi cyborg ların cirit attığı pek çok cyberpunk örneği bulunmasına rağmen asıl cyberpunk shirley, rucker, neal stephenson ve william gibson gibi yazarların kitapları ekseninde gelişerek çok daha belirgin bir yapıya sahiptir. vahşi kapitalizmin ve devletler kadar güçlü şirketlerin hüküm sürdüğü cyberspace ve benzeri simule ortamlar aracılığıyla etkileşimli deneyimin dijital ve fiziksel olarak ikiye ayırdığı zihin-beden /yazılım-donanım ikililiğinin önemli bir yer teşkil ettiği ; bilginin fetiş haline geldiği ve genellikle yepyeni bir terminolojinin hiçbir açıklamasız okurun önüne sunulduğu, toplumun en dış kenarlarında gezen özgürlük düşkünü karakterlerin, kendini dişiliğinden çok fiziksel ya da zihinsel becerisiyle tanımlayan savaşçı kadın karakterlerin arşınladığı bir dünyadır cyberpunk.
    william gibson'ın ve philip k. dick'in kitapları nasıl birer polisiye gibi okunabilirse, cyberpunk da o kadar dedektiflik öyküleri ve kara filmleri andırır. ama cyberpunk'ın asıl konusu distopyadır.
33 entry daha