şükela:  tümü | bugün
92 entry daha
  • konferans için geldiğim ve sele, yıkıma terkedilişine rağmen hala dünyanın en güzel, en heyecan verici ve ilginç yerlerinden biri olmayı başardığını mutlulukla gördüğüm, abd içinde mutlaka görülmesi gereken iki üç yerden biri. jazz müziğini pek sevmediğim halde bana jazz'ı sevdiren, kahvaltıda, öğleyin, akşam, gece, gündüz şehrin dört bir yanında her biri birbirinden muhteşem müzisyenleri canlı olarak sokaklarda barlarda dinlerken burasının abd olmadığını, olamayacağını düşünürsünüz. her şey oldukça serbesttir, sokaklarda içki içilebilir, hatta dünyada bir yerlerde hala kapalı mekanlarda sigara ve benzeri ürünün rahatlıkla tüketildiğini görmek şaşırtıcıdır. yemekler de yine abd'de pek rastlayamayacağınız kadar çeşitli, zengin, lezzetli ve bol kepçedir. sokaklarda şehrin yerlileri sizi görünce merhaba der, muhabbet açar. amerika'nın geri kalanı için fazla kategori dışı, fazla özgürlükçü, fazla eğlenceli ve fazla günahkar kaçtığı için katrina kasırgası sonrası uzun süre hiç müdahale edilmemesine ve şehrin sel sularına terk edilmesine şaşmamak gerekir. birçok muhafazakar amerikalı'ya göre onların yapamadığını tanrı'nın eli katrina kasırgasıyla gerçekleştirmiştir. aynı muhafazakarlar 11 eylül'ün de içinde milyonlarca eşcinsel ve yahudi barındıran gühakar new york şehrine tanrı'nın gazabı olduğuna inanmaktadır. yine de her şeye rağmen new orleans'ın hala direndiğini görmek mutluluk vericiydi. şehirden ayrılacağımız gün sokakta siyahlar giyinmiş neşeli bir bandonun müziğiyle dans eden bir kalabalıkla karşılaştığımızda giderayak şehrin bize yine bir sürpriz yaptığını, bir festivale denk geldiğimizi düşünmüştük. ama çok geçmeden bunun ünlü bir jazz müzisyeninin cenazesi olduğunu öğrendik. new orleans'ın ölüsü bile dansıyla, müziğiyle, kaybetmediği neşesiyle bu şehri yıkılmış, yerle bir olmuş olarak görmek isteyenleri titretmeye yeter diye geçirdik içimizden. ve bir gün mutlaka geri dönmek üzere new orleans'tan ayrıldık.
65 entry daha