şükela:  tümü | bugün
609 entry daha
  • kur'an'da kadin konusunun yani sira islam inanc sisteminin 6 iman esasindan birisinin icerisinde yer alan kur'an'in arapcada ve cevrildigi diger dillerde okunmasi ve anlasilmasi da sadece gunumuzde tartisilmakta olan bir olgu degil. her ne olursa olsun, konuyla ilgili sorulara daha once verilen cevaplar kur'an'i okurken gerekse peygamber'in hayati hakkinda bilgi ediniriken adil, etik, akilci ve bilimsel metodlar izlememize engel olmamali. bu nokta, kur'anin kendisini nasil tanimladigi onem kazaniyor cunku bir baskasinin kendisini tanimlamasi bilimsel acidan onem arzetmese de, bir kaynagin kendisini okuyanlara nasil alginmasi ve anlasilmasi gerektigini aciklamasi, baglamini tanimlamasi ortaya konulan iddiara karsi gecerli argumanlarin temelini olusturabilir ve bilim etigi acisindan da gecerlidir. konuya bu acidan yaklasildiginda, kur'anin bir butunluk arzetmek yerine, okuyan her bireyin cok kucuk farkliliklar olabilse de ortak bir yargiya varabildigi, acik secik ve duru bir dille mesajini ilettigi agirlikli kisimlarla, yoruma acik, din, tarih ve dil bilgisi gerektirebilecek azinliktaki bazi kisimlarin bilesiminden olustugunu goruyoruz. boyle bir yapi, islam dininin imani cervecenin disina cikmadan farkli farkli alginmasina ve yasanmasina yol acmanin yani sira, islami ilimlerin de gelismesine ve zenginlesmesine, dinin hristiyanliktaki ruhban sinifindan cok daha farkli ve gelisime acik bir sekilde kurumsallasmasina, hepsinden de onemlisi 1400 yildir inancin ozunu yitirmeden kendini yenilemesine yol actiyor.

    ilk emri oku olan islam, yaptiklarindan sadece ve sadece bireyin kendisini sorumlu tutan bir inanc sistemi olarak, kur'anin okunmasini ve anlasilmasini nafile ibadetlerin en ustune koymakla yetinmeyip, kutsallarin en ustunde tanimladigi sehitlerin sevaplariya karsilastirmaktan geri kalmazken, yine kendisini bir kolaylik dini olarak tanimladigindan, icma, kiyas, ictihad ve fetva gibi kavramlar uzerinden bireyi yapmayi istemeyecebilecegi birtakim faliyetlerin zorunlulugunun disina cikartir. sonucta, islam kendi icerisinde istikrarli ve celismeyen bir yapi ortaya koyarken, tum bunlari dellilerinize ve iddialariniza karsi bir arguman olarak kabul etmek ya da etmemek kisisel anlamda vicdan ve insaf meselesi haline geliyor (bkz: #18939727).

    yine, kur'an'i sadece tehditle korkutmayla is yapmaya calisan aciz bir metin olarak algilandigindan bahsedildigini goruyoruz. evet, kur'an bir cok acidan pek cok konuda kesin ve net bir tavir koydugundan agersif bir dokuman olarak algilanabilir. yine yukarida daha once bahsedildigi gibi islam dini'nin cok acik bir sekilde kitabin kendinde ve ilk uygulayicisinin sahsinda tanimlanmis ozune uygun hareket etmeyen birtakim muslumanlarin basta masum insanlarin canina kiymak gibi kabul edilemez eylemleri de bu alginin pekismesine yol acmis olabilir. fakat, kuran insani sadece mantigi olan ve mantiksal bazi cikarimlarla hareket eden bir varlik olarak tanimlamaz. onun gudulerini, hislerini, arzularini ve isteklerini de goz onune alir. insani, habil habil ve kabilden gunumuze degismeyen, shakespeare, montaigne, jack london, dostoyevski gibi genisce bir zaman araligina yayilarak cesitli caglarda ortaya cikmis ve insanoglunun degismez evrensel gudulerini ortaya koyan batili yazarlarca da idrak edilmis ozellikleri ile ele alir. cevresi, yaptiklari, vucudu degisime ugrasa da, evrimlesse de ozu olusturan bu muhtevanin insandaki surekliliginin bilincidedir. boyle bir insanin yasayacagi hayatin, ortaya koyacagi toplumsal yapinin ve sosyal dokunun da sadece matiksal sureclere ait enstrumanlar kullanilarak modellenemeyeceginin, anlasilamayacaginin bilincindedir. iste tam da bu baglamda degerlendirildiginde kur'an, insanin gerceklestirmesi durumunda once nefsini, arzularini ve heveslerini sonra ruhunu ve belki de bedenini, icerisinde bulundugu fiziksel dunyadan bagimsizlastiracak eylemleri gerceklestirip buna engel olacak seyleri aliskanlik haline getirmemesi icin olabilecek en ciddi sekilde uyarir insani. daha once belirtildigi gibi:

    "ama sonucta soyle bir gercek var, eger yaratici oldugunu iddia eden tanri, alkol, kumar, yalan gibi yasak kilidigi seyler ile mubahlar arasina cok kalin bir cizgiyi defalarca cekmemis olsaydi, kendisine ibadet edilmesinin gerekliligini bu kadar net ve acik bir sekilde vurgulamamis olsaydi, hemen her seyin bu kadar acik oldugu bu inanc sistemini bile ornegin muta nikahi ya da masumlarin oldurulmesini mazur gorebilen radikal islami anlayislar uzerinden tavsatan insanoglu acaba isi nerelere gotururdu ki."

    bu noktada, bu men edilmeye yol acan sebeplerin en bastan beri varliginin sorgulanabilecek olmasi, -yani yaraticinin boyle birtakim imtihana yol acan enstrumanlara ihtiyac duyuyor gibi gozukmesi- bu sorgu sureci, bu maddelerin ve fiziksel hayatin varligi ile kesisir: insanin hur iradesinin tecellisi. secim, er ya da gec, eninde sonunda kisinin kendisinindir. kisiye aittir. en basa dondugumuzde, islam'da hukukun dahili ve harici taniminin ozu de budur. kisinin yaptiklari sosyal hayati olumsuz sekilde etkileyecek noktaya gelmedikce karisilmaz.

    kur'an, basta insanlarin canlarina dogrudan kastetmekten, yalan soylemekten, iftira ve giybet etmekten -ki ikisi ayni seyler degildir-, insani uyusturan ve kendine muptela eden birtakim maddelerden onu men eder. bu eylemlerle musluman arasina onemli bir set ceker. yapilan arastirmalara gore, yolsuzluk ve kul hakkina gecilmesi gibi bir cok parametrede sinifta kalsa da, bati toplumlarina nazaran islam ulkelerinin ve muslumlarin olusturdugu toplumsal yapilarin yogun alkol kullaniminin ve diger aliskanliklarin getirdigi olumsuz etkilerden hala daha az etkileniyor olmasi tamamen kur'an'in bu net tavrindan kaynaklanmaktadir. kisisel mutluluk endeksinin ekonomik zorluklar ve fiziksel sartlardaki eksikliklere ragmen bati toplumlarinin uzerinde cikmasi, muslumanlarin inanclari tarafindan uyutulmus ve uyusturulmus olmasindan degil -kaldi ki boyle olsaydi bu hristiyanlik baglaminda batililar icin de gecerli olmaydi, en azindan inanca hala sarili olduklari donemlerde- bu hic kimsenin birbirine ayiracak bir dakikasinin dahi olmadigi zamanlarda bile kur'an'in yine kalin cizgilerle cizdigi aile yapisinin nispeten bozulmadan devam edebilmesinden kaynaklanmaktadir.

    kur'an'in ve islam inanc sisteminin muslumanlara yonelik uyarilari ve bir anlamda sonuclarina katlanilacagi belirtilerek ortaya konulan tehditleri tarif edilenlerle sinirli degildir. ornegin, insanin dunyada altina siginacagi bir cati, bedenini örtecek bir bez, yiyecek kuru bir ekmek ve su koyacak kaptan daha fazla bir hakki olmadigini soyluyor bu inancin mesajini tasidigini iddia eden kisi. bunlardan fazlasina sahip olanlarin sahip olduklari seyleri nasil kullandiklarinin hesabini verecegini soyluyor. bugun bu insani bir hayatin vazgecilmez ogelerine erisimi olmayan on binlerce insanin bu haklardan mahrum olmasinin yukumlulugunun de bu haklardan fazlasina sahip olanlarin sirtinda oldugunu cikariyoruz soylediklerinden. tum bu sorumsuzluklarin hesabinin er ya da gec bu dunya hayatinin sonunda kisiden sorulacagini da. haklarin ve hukukun bu kadar net ortaya kondugu inanc sistemi, insani yaraticinin dunyadaki vekili olarak tanimlarken onu astigim astik kesitigim kestik bir kral gibi degil, nefsinin ve sinirsiz arzularinin idrakina varmis bir birey olarak idealize ediyor. insanoglunun kendisinin yani sira icerisinde bulundugu fiziksel dunyadaki her seyin de yaratici tarafindan halk edildiginin surekli farkindaliginda olmasini bekliyor. onlardan bilinc sahibi bir varlik olarak mesul, onlarin basina geleceklerden sorumlu ve bundan hesap sorulacaginin bilincinde birey oldugunda yaraticiya daha cok yaklasacagindan, bir karincaya, bir tas parcasina karsi dahi dikkatli davrananmasinin onun hem bu dunyada hem de varligi deklare edilen sonsuz hayatta daha mutlu ve mutmain kilacagi vurgulaniyor. allah korkusu denilen sey yoksa, iyilik ve kotuluk cervesinde, ac gozuluk ve hirslarimiz noktasinda, bencilligimizin tam tepesinde bir parcasindan koptugumuz ozumuzun bizden her zaman haberdar oldugunun farkinda olmaktan baska nedir ki. boyle bir inanc algisinin ve allah korkusunun kisinin ve kisiligin gelisimine engel olabilecegi dusunulemez. dunya uzerinde var olan herhagi bir varliga hizmet edecek, ona faydasi dokunacak, ornegin canli bir varligin hayatini kolaylastirabilecek bilimsel bir calismayi motive eden unsurlarin en onemlilerinden birisi olmamasi mumkun mudur. peki, hicbir dine ve yaraticiya inanmayan bir insanin uzayin ve gezengelerin olusumunu idrak etme cabasi, dunyadaki canlilarin ve cansizlarin degisimini ve evrimini inceleme gayreti, gunumuze kadar meydana gelmis pozitif bilimlerdeki gelismerin hicbirisi* kendisi ile dogrudan celismiyorken, kendine guvenen bir inanc sistemi icin bir sorun teskil ederbilir mi. velevki bu bilim insanlari bu calismalari sonucunda tanrinin yokluguna kani olsun. goren bir goze, insafli bir kalbe kur'an ve peygamberin hayati yeter.

    kur'an, tum bunlar ve kul hakki baglaminda* kendisini musluman olarak tanimlayanlarin yukumluluklerini cok acik bir sekilde tanimlamistir. avustralya'da fransa ve almanya'nin toplami kadar bir alani seller almisken, iki gun once, ocak ayinin ortasinda gece arabalarin cami donarken oglene dogru termometrelerin 13 dereceyi gosterdigi dogu anadolu kurakliktan kavrulurken, abd'nin guney dogusu tarihinde gorulmemis bir soguk ve tip dalgasi ile bogusurken cikip ortaya kuresel isinmanin gercekligini sorgular bir sekilde vicdansizca seyredenlerden olabilir mi musluman? tuketim toplumunun su anda dunya uzerinde hukum suren adaletsiz ve dengesiz sosyo-ekonomik sistem uzerinden dunyaya tecavuz edisini desteklemesi, buna bilincli olarak bir katki saglamasi, bencillik ederek kendisini ona eklemlendirmesi mumkun mudur? peki kur'an'in sadece ama sadece cennet-cehennem ya da korkuyla ibadet eden, sorgulama nedir bilmeyen koyun gibi bir musluman tahayyulu icerisinde bulundugunu idda etmek mumkun mudur?

    benzer sekilde, islam disindaki insanlara karsi kur'an'in cok sert bir uslup benimsediginden ve onlarin oldurulmesini emrettiginden bahis acilmis. cok aciktir ki islamda, savasta muharebe halinde olmanin disinda bir insanin eline kilici, silahi vs.alip bir insani oldurmesi kesinlikle yasaktir. boyle bir sey, en basta islamiyetin hedefledigi insanlarin huzur ve guven icerisinde yasadiklari bir toplum yapisina terstir. kaldi ki islam peygamberi'nin durup dururken bir gruba saldirdigi, sebepsiz yere bir beldeyi isgal ettigi bir durum bilmiyorum*. yine sanayi devriminin gerceklesmesinden sonra uretim odakli gelismeye dayanan devlet yapisindan bahsetmedigimizin, ulkelerin fetihler ve kazanilan zaferler sonucu topladiklari yeni vergilerle gelisme gosterdikleri bir donemden bahsediyor oldugumuzun altini cizelim. eger papa gibi avrupanin her yerinde ve amerikada patlak verip duran kiliselerdeki cinsel taciz ve istismar olaylarini es gecip islamin kilicla yayildigi gibi bir soylemi durmadan dillendirecek kadar yobazsaniz soylenebilecek bir sey yok. ama evet, kur'an islamiyete inanmayanlarla inanc sistemi arasina cok ciddi bir cizgi ceker. bu tehdit dilinin muslumanlara bakan yonunde oldugu gibi musluman olmayanlara bakan yonunde de sosyolojik bazi sebepler vardir ve bunlar irdelenebilir. fakat ornegin, kur'an'daki "inkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir" ifadesi dogrudan yaraticinin gonderidigini iddia ettigi din, onu inkar edenler ve yalanlayanlarla ilgilidir. burada bu iki kelimeye ve ifade ettikleri karsi durusa dikkat etmek gerekir. bu noktada konu, yaratici ve birey arasinda bir olguya karsi geliyor ki, inkar ve yalanmaya karsi yaraticinin bu kadar ciddi bir karsi konumlanma ongormesini ve siddetli bir tepki vermesinin sebeplerinden insanoglu tarafindan alginanlarindan birisi icin http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1309.
1005 entry daha