şükela:  tümü | bugün
82 entry daha
  • yedi buçuk sene evvel, sıcak bir ağustos sabahı saat 6'da annemin zoruyla uyandırılıp arka bahçede geceden beri miyavlayan kediyi aramaya elimde bir kap sütle gittiğim gün başladı sanırım bu sevgi tam olarak. daha öncesinde de kedilerimiz, köpeklerimiz oldu lakin bu kadar içli dışlı olmamıştım, bu kadar uzun süreli olmamıştı. ben ayak bileğime kadar gelen otların arasında sesi gelen fakat kendisini bir türlü göremediğim kediyi ararken kendisi ayağımın üstüne çıkmış, yaklaşık işaret parmağım boyunda bir mahluktu. aldım, eve getirdim. o günden beri de bir kez olsun evden çıkmadı.

    zar zor yürüyen, önünü zor gören, damlalıkla süt içen ufacık bir veletken evde terör estiren bir caniye dönüştü. ama bu hali annemle kardeşime sadece. bana gelince süt dökmüş kediye dönüyor. insan olarak ilk beni gördüğünden midir, o dişi ben erkek olduğumdan mıdır, annemle kardeşimin aksine ona hiç bağırmadığımdan mıdır, en çok ben sevdiğimden midir bilinmez, beni gördüğü anda bütün hırçınlığı yaramazlığı gidiyor. ben dokunur dokunmaz keyfine göre ya mırlamaya başlıyor, ya bi' oyunbazlık bi' cambazlık.

    annem odasından çıkarmak için yarım saat uğraşıyor, bağırıyor çağırıyor, tırmık içinde kalıyor her yeri, ben gelip alıyorum kucağıma sesini çıkarmadan tıpış tıpış geliyor benimle. odamdayken kapıyı tırmalıyor açmam için, hopluyor zıplıyor kapının önünde, kapıyı açıyorum içeri giriyor, salona geçiyorum yine peşimden geliyor. sabaha kadar odamla salon arasında mekik dokusam bu da sigara yakıp peşimden gelecek gibi.

    şimdi yedi buçuk yaşında, karı koca gibiyiz evde. arada kavga ediyoruz, tartışıyoruz. fikir ayrılıklarına düşebiliyoruz ama her seferinde gelip affettiriyor kendini. e nasıl sevmiyim ben bunu?
1803 entry daha