şükela:  tümü | bugün
384 entry daha
  • "out the door just in time head down the 405 gotta meet the new boss by 8 am"

    --- uzun spoiler ---

    scrubs kesinlikle en beğendiğim dizidir. bütün abukluğuna rağmen bu kadar hayatın içindenmiş gibi gelmeyi nasıl başarıyor gerçekten bir fikrim yok. 1,5-2 ay önce, himym, the big bang theory, chuck'ın yeni bölümlerini beklemekten sıkılmışken ne izlesem ne izlesem derken daha önceden birazını izleyip oldukça beğendiğim bu diziyi en baştan izlemeye başladım. öyle bir sardı ki, ne finaller ne ödevler ne projeler, hiçbişey umrumda olmadan, vicdan azabı da duyarak, bir bölüm daha, bir bölüm daha derken diziyi bitirdim. sonra scrubs med school ve scrubs interns izleme sırası geldi, haksızlık olmasın diye ilk sekiz sezonu izleyip buraya yazmak istemedim, bir arkadaşımın "yapma, izleme dokuzuncu sezonu" uyarısına rağmen başladım ve gerçekten de iki spin-off da scrubs'a hakaret gibiydi. asıl scrubs muhteşem karakter yoğunluklarıyla işlenmiş bir şaheserdi. sekiz sezon yine azdı, keşke hiç bitmeseymiş demiştim; ama itiraf da etmeliyim ki sekizinci sezonda biraz kopmaya başladıklarını hissetmiştim, belki de devam etseler bozulacaktı. neyse efendim, aşağıda ilk sekiz sezondaki ana ve yan karakterler hakkında naçizane fikirlerim vardır, isteyen okuyabilir, istemeyene saygıda kusurum yoktur.

    john dorian: tam adı john michael dorian'dır. ilk sezondan son sezona ana karakterimiz tabi ki değişimine, düşüncelerine en çok tanık olduğumuz kişiydi ve kesinlikle gözle görülür bir değişim geçirdi. başlarda perry cox'a ve chris turk'e bu kadar bağlı değil ve bu kadar uçuk kaçık bir insan değil gibiydi, tabii bu bir karakter değişiminden çok yapımcı ve yaratıcıların komiğe yüklenme isteğinden de kaynaklanmış olabilir. bir ayrılıp bir barışıp bir seks kankası* olduğu elliot'la en sonunda evlenirler ve bir çocukları bile olur. alamet-i farikası kafasını azcık yana yatırıp hayale, fanteziye dalmasıdır. kankası turk'un vanilla bearidir. ayrıca karaktere hayat veren zach braff de daha şahane bir seçim olamazdı dedirtmektedir bize.

    chris turk: tam adı christopher duncan turk olmaktadır. j.d.'mizin canı ciğeri, guy love'ın chocolate bearidir. o da dediğim gibi ilk zamanlarda j.d.'yle bu kadar gay sevgili gibi değildi fakat komedi arttı, onların da izlemekten sıkılmadığımız bir ilişikisi oldu. turk'un belirgin davranışı ise "that's what i'm talkin bout" ve carla'ya "woman!" demesidir. carla'yla bilek güreşi yaptığı sahnede yarar. donald faison tarafından canlandırılmaktadır. kamera arkalarını izlediğimde görmekteyim ki sanırım içlerinden en komikleri donald'dır, herkesi güldürür. gerçek hayatta zach braff ile kanka ve judy reyes ile sevgili olmuşluğu vardır.*

    carla: bildiğimiz kadarıyla adı carla espinosa'dır. göbek adı kesinlikle juanita değildir, ayrıca kesinlikle porto riko'lu değildir, dominiklidir. dizinin başından beri anaç tavuk odur, dedikoduyu sever, gerektiğinde çok seksi olabilir ama the janitor'un düğünün bölümünde gördüğümüz üzere, biricik çocuğu doğduktan sonra iyice anneanneye bağlamıştır. marco adında bir kardeşi vardır, turk ile hiç anlaşamazlar ve ikisi de birbirini carla'nın önünde rezil etmeye çalışırlar. carla ise bir elini beline koyup bir elinin işaret parmağını sinirli sinirli sallamasıyla carla'dır j.d.'ye göre.** judy reyes'in dizinin son bölümlerinde daha az görünmesi benim canımı sıkmıştır ama neden daha az gözüktüğünü de bilmiyorum.

    elliot: soyadı reid'dir. dizinin en delisidir. çok komik tepkileri vardır. j.d.'nin eski sevgilisi j.d.'ye dokununca j.d. ile araba içinde, röntgencilere rağmen, sevişir. son bölümlerde j.d.'ye istediği şekilde kendisini sevdiğini söylemesini istemiştir, daha öncelerde ise eski müstakbel nişanlısı keith'in evlilik teklifini kendisi planlamıştır. j.d.'den beklediği karşılığı ise "seni turk'ten bile çok seviyorum" dediğinde almıştır, j.d. de bizi yerlere yatırmıştır. turk j.d. ile çıkan her kızı çok çirkin görmektedir ve elliot her ne kadar seks rüyasına girmiş de olsa gerçekten iğrenç bir tip olarak görür elliot'ı.* sarah chalke tarafından canlandırılır, daha sonra himym'de falan görmeseydim bu kadının bu kadar deli olduğuna inanırdım, allahtan rol icabıymış. bir de dizinin başında şirin ve güzelken, dizinin sonlarına doğru seksi ve güzel olmuştur, şahane bir insandır. arada çok zayıf gözükse bile.

    cox: percival ulysses cox. tabi ben anlamam ama ulysses ya da percival herhalde bizim için abdülrezzak gibi adlar olduğundan perry ya da ulysses diye çağrılmak istemez. cox da pek hoş değildir tabi. j.d.'yi çok sever ancak belli etmez, sekizinci sezonun sonunda, j.d. hastaneden giderken kurduğu bir kumpasla gerçek düşüncelerini öğrenir. j.d.'nin doktor cox'ın acı verici nutuklarını tuttuğu bir kitabı vardır. j.d. için bir baba figürü, carla için bir arkadaş, elliot için azap kaynağı, turk içinse kılın önde gidenidir. kelimeleri uzatarak ve hızlı hızlı konuşmasıyla meşhurdur. john c. mcginley bu karaktere hayat vermiştir, bu adam da bu kadar deli gözükmektedir bana. dizinin o kadar içine düştüm ki, herkes karakteri gibi geliyor.

    jordan sullivan: cox'un eski karısı, iki çocuğunun annesi. eski sacred heart yönetim kurulu üyesi, j.d.'nin bir gönül macerası. fazlasıyla seksi olmasını becerir; ayrıca etrafına, özellikle cox'a, işkence ettiği zaman izlenmesi en güzel olan zamandır. carla'yı doğum sonrası depresyon'dan çıkarmak için geldiğinde etrafı yıkıp geçmesi ve cox'un yüzüne "what?!" diye bağırması şahanedir. christa miller tarafından canlandırılmıştır.

    bob kelso: bob, robert'ın kısaltmasıdır. enid adında, bir zamanlar sevdiği ama son zamanlarda hiç de sevmediği bir karısı vardır. çocuğunun adı harrisondur ve gay'dir. yine de çocuğudur ve herşeye rağmen onunla gurur duyar. asyalı hayat kadınlarına ve topkek'lere düşkündür. hastanedeki kahve dünyası-starbucks bozması yerden* ömür boyu bedava kek kazanmıştır, her gün bu sebeple hastaneye gelir. ted'e eziyet etmeyi pek seven bu karakter ken jenkins tarafından canlandırılmıştır.

    the janitor: kim bu adamın rolünü arttırdıysa en iyisini yapmış, neil flynn dünyanın en efsanevi karakterlerinden birini yaratmıştır gerçekten de, ki j.d. bile onun yanında solda sıfır kalabilir; ancak tabi ki iyi olmadan kötü, kötü olmadan da iyi varolamaz. the fugitive'de oynamıştır. eski 110 metre engelli koşucusudur. sekiz yıl boyunca adını bilmeyiz, sekizinci sezonun sonunda j.d.'ye adının glen matthews olduğunu söyler, j.d. buna inanıp gittikten sonra da yanından geçen birisi "merhaba tommy" der. hayatı yalan dolanla doludur. doktorlar-dışı hastane personelinin üstünde korkuya dayalı bir kontrole sahiptir. cox'ın doktor olmayan personel versiyonudur, zaten bu yüzden de iyi geçindikleri bir dönem olduğunu görebiliriz. ayrıca hayvan doldurmayı sever. kayboluşu da ayrı güzeldir, j.d.'nin bir daha dönmeyeceğini öğrenince gider ve bir daha geri dönmez.

    bu arada, kelso, jordan ve the janitor'dan hangisi daha kötüdür bilemem; ancak şöyle bir şey var ki, the janitor, neredeyse kimseye iyi davranmaz, ama hiç değilse jordan bir annedir. bilemiyorum. kelso ise, her ne kadar kont oslek de olsa, ikisinden de iyidir kanımca.

    ted, gooch ve the worthless peons

    thedore buckland scrubs'da gördüğümüzde gerçekten içimizin ezildiği karakterdir. öyle ki, aktör sam lloyd'un bile gerçek hayatta bu kadar ezik ve acınası durumda olduğuna beni bile inandırdı. annesiyle yaşardı ve annesine nefret-aşk karışımı bir duygu beslerdi, daha sonra stephanie gooch'u buldu; pediatri bölümünde şarkı söyleyen tatlı kız * orijinali fuck you olan bir garfunkel and oates şarkısını ted'le beraber çok şahane söylerler ve insanın içi gider. gooch'u canlandıran kate micucci, garfunkel and oates'un üyesidir. ted, dizide worthless peons adlı bir gruba üyedir, acapella yaparlar, grubun gerçek dünyadaki adı ise the blankstir.

    dan dorian, j.d.'nin ağabeyidir. annesinin çatı katında yaşayan yarı zamanlı olarak bir barda çalışırken, j.d. bir bölümde hayatını değiştir diyince gerçekten de değiştirir ve başarılı bir gayrimenkul danışmanı olur. elliot'la geçmişi vardır tıpkı kardeşi gibi.*

    doug murphy, j.d.'lerin dönemindeki en yeteneksiz stajyerken morgda kendini bulur ve benim belki de en çok güldüğüm karakterlerden biridir. morga inince kendine az daha olsa daha fazla güvenen bir tip gelmiştir.*

    laverne roberts, tanrı yolunda ama azıcık da hoppa bir hemşiredir. kelso, snoop dogg, beardface ve doğal olarak da kocası ile ilişkileri olmuştur. bir araba kazasından sonra ölmüştür, fakat aktris aloma wright daha sonra hemşire shirley karakteri ile geri dönmüştür.

    the todd, tam adı todd quinlan'dır, scrubs'daki en azgın karakterdir, bir ara gay olduğunu kabul etmiştir, sonra homoseksüelliği daha güzel bulmuştur, ağzı laf yapar ama icraatı pek yoktur, başka bir ara da evli bir çiftle ilişkileri vardı, kendisini takip etmek zordur. hastanenin high fiveçısıdır ve başka kimsenin yapmasını istemez. high five'ı, bahamalardaki hocasından öğrenmiştir. bir bölümde risky business dans sahnesi fantazisi yapmıştır j.d. kafasında, cox, turk, j.d. ve todd, kırıp geçirirler. todd'u canlandıran aktör robert maschio'dur.

    snoop dogg, beardface, colonel ve hooch
    scrubs'ın yan karakterlerinden dördüdür. sırasıyla adları; ronald, seymour beardfacé, coleman slawski ve hooch'tur. aralarında en çok görünen hooch'tur, psikopattır, turk ve j.d. bilerek ve isteyerek onu deli etmeye çalışırlar. "hooch is crazy" derler sonra da gülerek eğlenerek. bu arada, snoop dogg ile beardfacé, laverne robertsla yattıklarından dolayı penis kuzenleridirler.*

    denise mahoney, scrubs'ın son sezonunda gelmiş olan stajyerlerden en akılda kalıcılarından biridir, insanlarla ilişkileri hiç iyi değildir, şişman erkekleri daha çok sever, mutlu etmek için daha çok uğraşırlar ve bağlanmazlar der. bu erkek fatma eliza coupe tarafından canlandırılmıştır ve kanımca çok büyük bir oyuncu olabilir bu aktris.

    sonja dey, sonal shah tarafından canlandırılan, scrubs*deki baş karakterdir. denise'in tam zıttıdır ve denise'in en iyi arkadaşı olacağını düşünür. sürekli güler, lakabı sunny'dir, babası tarafından, gülüşü odayı aydınlattığı için verilmiştir. lakabı-soyadı birlikte okununca güneşli gün anlamı çıkar, kişiliğine uygundur.

    keith dudemeister, kim briggs ve sean kelly

    j.d. ve elliot'ın eski ilişkilerindeki insanlardır.
    elliot keith'le nişanlanacakken son anda nişanı atmıştır, sonra dayanamayıp tekrar barışıp, en sonunda tekrar çocuğu bırakmıştır ve paramparça etmiştir. j.d., keith'ten nefret eder; ancak keith j.d. ile kanka olmayı istemiştir neden bilinmez, bunu elliot'un hastaneye gelmemiş olma olasılığını konuştukları bir bölümde keith'in yüzündeki sırıtıştan anlarız.

    kim, j.d.lerle aynı süredir sacred heart'tadır, hatta bizim izlediğimiz bölümlerdeki önemli sahnelerde de bulunmuştur ancak biz görememişizdir; çünkü j.d.'ye evlilik yüzüğü, the one ring gibi bir etki yaratmaktadır ve evli kadınları görmez. kim daha sonra ilk ilişkilerinde, tam da ilişkiye giremeden hamile kalır ve j.d.'nin ondan sam adında bir çocuğu olur. aldırmamaya karar verirler, kim çocuğu düşürdüğünü söyler, daha sonra j.d. düşürmediğini öğrenir, devam etmeye karar verirler; ancak j.d. kim'den doğum esnasında ayrılır.

    sean ise elliot'ın eski sevgilisidir, yakışıklı bir balık eğitmenidir. kim'in de yeni sevgilisidir, ikisini tanıştıran ise elliot'tır. j.d., sean'dan da nefret eder.

    jack cox, isabella turk, sam perry gilligan dorian, jennifer dylan cox ve adı konmamış iki bebek
    turk'un iki kızı, j.d.'nin bir oğlu bir kızı ve cox'un bir oğlu ve bir kızından oluşan scrubs'ın minikleri topluluğudur. j.d.'nin sekizinci sezon finalindeki komedi ötesi hayal sahneside isabella ve sam evlenmeye karar verirler. jack, sam'e; cox'un j.d.'ye davrandığı gibi davranır bir bölümde ve gider etrafa boş boş bakan bebeğe çok çirkin olduğunu söyler.

    lloyd slawski, brain trust'ın doug'la beraber dönüşümlü üyesidir, colonel doctor'ın oğludur, önce kargo, sonra ambulans şoförlüğü yapmıştır. speed metal sever.

    kevin casey, michael j. fox tarafından canlandırılan * cerrahi ve dahiliye uzmanıdır kendisi. elliot'ın güvenini kazanmasına yardım etmiş, hastanenin diğer elemanlarına da çeşitli faydaları dokunmuş, cox'un kıskandığı dahi doktordur.

    -----------------

    karakterler dışında, spin-off'lardan bahsetmek gerekirse, ikisinin de müzik seçimi iğrençtir, hele med school'da superman'i katletmişlerdir. interns de med school da sıkıcıdır; ancak hiç değilse interns webisode mantığıyla gittiğinden, süresi daha makuldur, bu yüzden izlemesi daha kolaydır, med school gibi "bitirin artık bu diziyi" çığlıkları atmazsınız.

    ek olarak;
    eren çeleboğlu, dizinin yaratıcısının* asistanıdır, zaten scrubs interns'ün yönetmenidir. ancak anlamadığım, en az beşinci sezondan beri * ekipte olan bu insanın (bkz: scrubs dizisinde hintliye türk muamelesi yapılması) başlığında da tartışılan olayın yaşanmasına nasıl izin verdiği merak konusudur, kendisi oynayabilirdi en azından.

    -----------------

    bu dizi her ne kadar güldürse de, jordan'ın kardeşi, cox'un dostu ben'in ölümü ve benzeri birkaç hasta ve tanıdık ölümünde ağlatmayı da başarır. her bölümün sonundaki bir yere bağlama safhası genelde dramdır, çok seyrek sırıtır. komediyi ve dramı bu kadar iyi harmanlayan diziyi bulmak çok da kolay değildir. ilişkiler yumağı hakikaten yumak olmuştur, düğüm düğüm, içinden çıkılamaz halde. todd'un ne kadar sapık olduğunu bilsem de evli bir çiftle ilişki içinde olduğunu görmek bana iğreti geldi, ya da j.d. ve kardeşinin aynı kızla yatması bir de en son j.d.'nin karısı olması.
    daha pek çok hatırlayamadığım garipliği, komikliği, hüznü olan bu dizi kesinlikle en iyilerin arasında kalmaya devam edecektir.

    --- uzun spoiler ---

    "but i can't do this all on my own no i know i'm no superman"

    (bkz: #32807748)
314 entry daha