şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • bu yıldan itibaren avrupa ligi'nde sık sık (tercihan her yıl) final four'da görmek istediğimiz basketbol takımı.
    garip özellikleri vardır bu takımın:
    bazı maçların bazı anlarında (ki bu çoğunlukla son dakikalarda olur) tutulup kalır ve dakikalarca sayı bulamaz. olympiakos'u deplasmanda yener, kendi sahasında yenilir. kinder bologna'ya her maçta yenilir. çok garip transferler yapar. meselâ; kadrosunda tutku açık, serkan erdoğan, harun erdenay gibi oyuncular varken gider hem mustafa abi'yi hem de muratcan güler'i alır. yetmez bir yıl sonra bir de yabancı guard alır. sonra da (doğal olarak) bunların (m. güler ve m.abi) birini kiralar/satar, diğerini de kenarda bekletir.
    müessese takımlarının basketbolu katletmesi meselesi de çok doğrudur:
    hatırlarsınız türk basketbol takımları 50'li, 60'lı, 70'li yıllarda her kupada harika sonuçlar alıyordu. o kadar kupa kazanmıştık ki, alıştığımız ve önemsemediğimiz için, şimdi örnek verecek bir kupa aklıma gelmiyor! o zamanki başarıların en önemli sebeplerinden biri müessese takımlarının olmayışıydı belki de. fakat; yanlış hatırlamıyorsam, 70'lerin sonlarından başlayarak eczacıbaşı, efes pilsen, ülker, tofaş gibi müessese takımları ortaya çıkınca basketbolumuz mahvoldu. bu tarihten günümüze kadar sadece bir avrupa ikinciliği; bir koraç kupası (ki bu kupa pek önemli değildir, futboldaki uefa kupası gibidir işte!) kazanmışız, bir iki de kupa finali ve final four üçüncülüğü vs.
    tabii ki "bu müessese takımları hiç iyi bir şey yapmadı" diyemeyiz: tofaş adlı klüp kapanmış ve basketbolumuz bir nebze de olsa ilerleme kaydetmiştir.
    kısaca bu kulüpleri futbolun 4 büyüklerine benzetebiliriz: onlar olmadan basketbol çok daha güzel olur!
103 entry daha