şükela:  tümü | bugün
21 entry daha
  • etyen mahçupyan, 23 ocak 2011 tarihinde zaman gazetesinde yayınlanan "duyarsızlık" başlıklı yazısında aram tigran (ve onun hikayesi üzerinden türk devleti ve milleti) hakkında şunları söylemiştir:

    --- alıntı ---

    batman belediyesi, 2009 yılında bir parka aram tigran adını vermek istedi. aram tigran, anne ve babası 1915'te bu topraklardan gitmek zorunda kalan bir aileye doğmuştu. aile diyarbakır'ın kulp ilçesine bağlı olan kexriban (behemde) köyündendi. aram yetenekliydi... büyük bir udi ve bestekâr oldu. beş dilde şarkılar yazıp söylemekle kalmayıp, kürtçenin en dokunaklı ve özgün eserlerinden birçoğuna da imza attı. bunların birçoğu hiçbir zaman göremediği 'asıl' ülkesine olan hasretini dile getirmekteydi. neden sonra ancak ileri yaşlara geldiğinde memleketini ziyaret ettiğinde, batman belediye başkan vekili serhat temel'in tanıklığına göre şöyle demişti: "o dağlara, ağaçlara, derelere, evlere baktığımda içim titredi. ağladım. çok canım acıdı. babamı, annemi ve onların yaşadıklarını anımsadım. çok üzüldüm. 'biz nasıl bu topraklarda büyüyemedik' diye hayıflandım."

    aram tigran, bu ziyaretten bir süre sonra öldü... son isteği yaşayamadığı topraklara gömülmek, içindeki hasreti o toprağın içine akıtmaktı. ama devlet izin vermedi. "bir rüzgâr esti dağıttı yuvamızı. öksüzüz, sürgünüz, taştan bir yuvanın hasretindeyiz" diye yazmış olan bu büyük ozanın devlet açısından 'manevî' bir değeri yoktu. burası 'türk' topraklarıydı ve ancak türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının gömülmesi caizdi. devlet, cumhuriyet öncesinin milyonlarca insanının cesedinin üzerinde kurduğu egemenliğine kimlik biçmişti bir kez... ölülerin bile milli olanı aranmaktaydı ve aram tigran ermeni'ydi. toplum ise bu konuyla ilgilenmedi. laik basın yüzeysel çoğulculuğunun belirtisi olarak ve hükümeti yaralama maksadıyla olaya değinip geçti. muhafazakârlar ise olayı görmediler, ilgilenmediler bile... bu bir devlet meselesiydi, adam zaten ermeni'ydi ve zaten böylesine duyarlı bir milleti duyarsızlıkla itham etmek mümkün değildi.

    derken batman belediyesi, aram tigran adını bir parka vermek istedi. mesele valiliğe, oradan da dışişleri'ne gitti. milletin duyarsızlığının somut temsilcisi ve taşıyıcısı olan devlet ise bu talebe 'doğal olarak' karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesi üzerinden baktı: "bilindiği kadarıyla yunanistan ve ermenistan'da türk şahsiyetlerden birinin adının verildiği bir park/cadde/sokak/meydan ismi bulunmamaktadır..." adamın kendisi, nereden geldiği, neler yaptığı, ne hissettiği, bu topraklara ta uzaklardan neler verdiği önemli değildi. insanlığa duyarlı olmak devletin işi olamazdı. devlet bir 'türk şahsiyetin' adına muhtaçtı. çünkü hayat kimliklerin ve milletlerin ruhsuz kol güreşinden başka bir şey değildi. devlet bu kararı alırken hiç gocunmadı... 'milletine' güveniyordu... nasılsa her ikisi de aynı ortak duyarsızlık zemini üzerinde şekillenmişti.

    --- alıntı sonu ---

    türkiye'de gömülmesine izin verilmeyen bir başka ermeni için (bkz: william saroyan /@derinsular)

    tema:
    (bkz: ermeni soykırımı /@derinsular)

    ana tema:
    (bkz: soykırım /@derinsular)
9 entry daha