şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • sıkıcı bir ingiliz filmi olacağı beklentisi ile izlemeye başladığım ama sonunda gözlerde nemlenme, buğu oluşmasına yol açabilen gerçek olaylardan hareketle çekilmiş bir film olarak dersimi vermiş bir eserdir.

    colin firth ve geoffrey rush'in karşılıklı döktürmeleri çok güçlü bir film olmasını sağlamış. helena bonham carter (ki kendisi bir çok filmden harry potter vs gibi hatırlarsınız) , george'un karısını oynamakta ve benim gördüğüm ilk defa kendisi normal bir rolde sakin sakin işini yapmaktadır. zıvıtmamak için kendisini baskı altına almış gibi görünüyor, bunda da başarılı olmuş.
    colin firth'in kekemelik taklidi, farklı (türk sinemasındaki gibi değil anlamında) ama çok başarılı.
    geoffrey her zamanki rolünü oynuyor gibi ama o da çok başarılı oturmuş buraya. oturmuş derken, kralın taç giyme töreni için kilisede çalışırlarken, sadece kralların oturabildiği bir koltuğa oturması sırasındaki diyaloglar da çok güzeldi.
    iki yeri daha dikkatimi çekti:
    --- spoiler ---
    1-kralın özel konuşma hocası olarak, devlet ve din erkanına tanıtılmasından sonra, geoffrey'nin ne bir doktor, ne bir öğretmen olduğunun ortaya çıkarılması idi. çıkarılması diyorum çünkü, daha önce kral aldığı eğitimden hiç şüphe etmemiş, hatta başarılı olmuştu. büyük ihtimalle baş piskopos, kardinal vs. bu kimdir? diye araştırttı geoffrey'i. neden? çünkü krala fazla yakındı ve bir güç oluşturmuştu ve kral onu diniliyordu. bu tabii ki kilisenin işine gelmiyordu. baş piskopos lafı da oradan geliyor zaten. pis kopos.

    2- geoffrey 'nin karısı rolündeki oyuncunun, önce karısını ve sonra kral'ı gördüğü zamanki şaşkınlık, saygı ve ne yapacağını bilmemezlik duygusu,%100 canlandırılmıştı. o oyuncu kim ise benim rolüm kısa dememiş,çalışmış ve çok başarılı oynamış.

    --- spoiler ---
386 entry daha