şükela:  tümü | bugün
127 entry daha
  • öncelikle oyunculuk açısından şapka çıkartılması gereken on numero film.. colin firth ve geoffrey rush performans bakımından şahaneler..

    konusuna gelince; konu güzel, konu etkileyici.. konu derin.. konu beni çok uzun yıllar öncesine götürdü.. (ben de sürekli geçmişe gitmeye sebep arıyorum sanırım, bir insan bu kadar nostalji kafalı olmamalı yea, her film entryim bu tarzda gidiyor ya du bakalım, neyse...) 15 yıl önce falan, karşı apartmana bir aile taşınmıştı, dört kişilik bir aileydi.. bir kızı bir oğulları vardı.. anne, baba ve erkek çocuk duyma engelleydi, dolayısıyla konuşamıyorlardı.. bir tek kızları duyabiliyor ve konuşabiliyordu.. bir gün oyun oynuyoruz yine dışarıda, kız yanımıza geldi, onu da oyuna katmak istedik, hayır dedi.. sonra gayet mahcup bir ifadeyle, konuşalım mı? dedi, şaşırdık.. ''çok özlüyorum konuşmayı da ben!'' sonra anlattı da anlattı... aradan yakaladığım ve hatırımdan hiç çıkmayan bir cümlesi de şuydu o konuşmanın; ''annemin, babamın, en çok da kardeşimin sesini çok merak ediyorum, keşke bir kere olsun adımı söyleyebilselerdi!..''

    konuşabilmenin insan için ne büyük nimet olduğunu o an anladım...

    --- spoiler ---
    +şarkı söylerken sorun yok değil mi?
    -yok...
    +bu da ödülü olmalı...

    etkileyiciydi..

    --- spoiler ---

    ayrıca türkçede gayet güzel tam karşılığı varken bu filmin isminin neden zoraki kral gibi eğreti bir isim seçilmiş anlayamadım, saçmalık...
267 entry daha