şükela:  tümü | bugün
333 entry daha
  • üç etkenden ötürü haksız bulduğum karşılaştırma;futbol oynadıkları dönemler,milli takımdaki rollerini etkilediği için ülkeleri ve türkiye'deki başarılarını etkileyen takım arkadaşları..

    şimdi;

    bi kere aralarında nesil farkı var.hagi 1965,alex 1977 doğumlu.bu 12 sene,neresinden bakarsanız bakın,jenerasyon farkıdır.hagi 90ların,alex 2000lerin topçusu.bu iki zaman diliminde,başka futbollar oynandı.

    bir futbolcuyu büyük yapan en önemli etkenler,hem oynadığı kulüplerde hem de ülkesinin milli takımlarında ortaya koyduğu performanslardır.burada da şöyle bi benzemezlik var.
    hagi romanya için bir ulusal kahraman,bu su götürmez bir gerçek.üç dünya kupası oynadı,babalar gibi oynadı,takımını sürükledi.bununla beraber a milli formayı tam 125 kez giydi.halen daha ülke milli takımının en golcü futbolcusu.
    alex,futbol tarihinin bir numarası brezilya adına 40 küsur kere a milli oldu,sydney olimpiyatları'nda ve 2004 copa america'da takımına kaptanlık yaptı ama hiç dünya kupası oynamadı,ve asla bir ulusal kahraman olarak görülmedi,çünkü dünya futbolunun en büyüklerinden olan pele ve zico gibi futbolcular,"kahraman"lık sıfatını çok farklı boyutlara taşımışlardı.
    sırasıyla kendi dönemlerinin dünyada en iyilerinden olan rivaldo,ronaldinho,kaka gibi oyuncuların gölgesinde kaldı hep.belki de yukarda bahsettiğim gibi 1977de değil de 1967de doğmuş olsaydı,milli takım kariyeri de farklı olabilirdi.belki 90,94 ve 98 dünya kupalarında kendisine rahatlıkla yer bulabilirdi.

    aradaki nesil farkından kaynaklanan şöyle bi sorun daha var.kabul edelim ki,80lerde ve 90larda oynanan futbol,hagi ve alex gibi oyuncular için çok uygundu.
    hagi o dönemlerde ortaya efsanevi performanslar koydu.steau bükreş onun önderliğinde 3 romanya şampiyonluğu yaşadı.şampiyon kulüpler kupasında ise 88de yarı finale,89da da finale kadar yürüdü.real madrid,barcelona gibi devlerde oynadı.sonra galatasarayda yaptıkları da herkesçe malum.
    alex ise günümüzün sert ve hızlı futbol dünyasında kendine bir yer edindi.halbuki o,dün kendisinin de söylediği gibi "hiçbir zaman çok hızlı veya çok güçlü olmadı".67 doğumlu olsaydı belki o da 90lı yıllarda bi barça,real filan yapardı.o kadar yükselemese de,palmeiras,flamengo ve cruzeiro ile brezilya ve güney amerika'da kazanılabilecek herşeyi kazandı.onun da fenerbahçe için yaptıklarını anlatmaya gerek yok sanırım.

    şimdi türkiye'de yaptıklarını karşılaştırmaya gelirsek,ikisinin takım arkaşlarını da bi hatırlamak gerek.
    kabul etmemiz gerek ki hagi'nin bir parçası olduğu takım başka bi' takımdı.sevelim veya sevmeyelim türk futbolunun kulüpler düzeyinde gördüğü en iyi takımdı.bütün dinamikler uyuşmuştu.hagi;fatih terim,hakan şükür,bülent korkmaz ve gheorghe popescu gibi efsanelerle güçlerini birleştirdi.bunların yanında,ergün penbe,hakan ünsal,ümit davala,capone,fatih akyel,okan buruk,arif erdem ve diğerleri de en iyi futbollarını yine bu dönemde oynadılar.
    alex de iyi oyuncular yakalamadı değil.pierre van hooijdonk,nicolas anelka,stephen appiah,tuncay şanlı,marco aurelio,deivid,mateja kezman gibi futbolcularla beraber çalıştı.bu oyuncuların hiçbirine kötü diyemeyiz.ama hagi'nin yoldaşlarıyla yakaladığı kimyayla kıyaslanınca,biraz sönük kaldıklarını söylemek gerek.
    takımın biraz hava yakaladığı zico döneminde,fenerbahçe alex'in liderliğinde şampiyonlar ligi çeyrek finaline çıkarken,alex de "şl asist kralı" ünvanını aldı.takım arkadaşlarının kalitesini ve takımdaki birliği ve uyumu ayırt etmek lazım.alex'in yanında 28 yaşındaki hakan şükür olsaydı nasıl olurdu.biraz hayalimizde canlandırmaya çalışalım.

    bu iki efsanevi oyuncunun karakterlerindeki farklılıklara da bakalım.
    hagi'nin liderliği,takımı ve seyirciyi heyecanlandıran,rakibi ve hakemleri ise baskı altına alan bir agresfliğe dayanıyordu.sahada olay çıkarmaktan asla çekinmedi.hakem kovaladı,rakipleriyle kavga etti.2000 uefa kupası finali ve euro 2000 çeyrek finalinde gördüğü kırmızı kartlar,olay çıkarırken maçın önemini de göz ardı ettiğinin kanıtı.babası öldüğünde 40 gün sakal bırakan,98 dünya kupasında ise tüm takımın saçlarını sarıya boyatan bir adamdı.duygularını belli ederdi.
    alex ise saha içinde her zaman en nizami futbolcuydu.bırakın kavga başlatmayı,formasının eteklerinin şortunun dışına çıktığını bile gören olmamıştır.kendisine yapılan en sert faullerden sonra bile rakibiyle münakaşaya girmez,hakeme itiraz ettiğinde ise hakem dahil herkes bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu anlardı.

    şimdi aradaki bu farklardan sonra "hangisi daha büyük?" sorusu,yalnızca taraflı ve art niyetli bir soru olmaktan öteye gitmez.bugün "lefter küçükandonyadis mi metin oktay mı daha büyüktü?" diye sormaya nasıl utanıyorsak,bundan 40 yıl sonra da alex ile hagi'yi kıyaslamaktan çekineceğiz.
1321 entry daha