şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • şiirin tamamı şöyledir:

    tarihi bir olmaz akış gibi,
    oh sanki evrenin en son gecesini yaşadım
    sanki dinozorlar ve ben ve en hızlısı öbürlerinin
    bir ilkel eşitlikte buluştuk. (evrenin kendi kurduğu gecesini.)
    ben! çocukları sevdim yaşadım. dünyaya alışmadım
    kuru güller gibi yersiz ve inceydim biraz. hep
    bunu duydum. bunu yaşadım. pastanelerde şurda burda.
    oturdum emekli konsoloslarla iskambil oynadım.
    emekli konsoloslar, kutu yapımcıları büyük pastanelere,
    hamurkârlar, pabuççular, polis hafiyeleri, kesekağıtçılar
    saraçlar, kurşun dökücüler, muhasebeciler, su yolcuları
    şarkı düzenleyenler, saat tamircileri'..
    şimdi tarihte saat kaç?

    tarihi bir olmaz akış gibi,
    tarihin yanlışı olmazdı biliyorum. olsaydı!
    yanlışı olmaz gecikir. ancak. bir yapma incelik gecesinde
    danteller ve tüllerle ve krizantemle ve
    belki de bir maktupla lady montague'den
    ve bayram şenlikleriyle. oysa ben, kış geldi
    dağlara filan gittim. gözlükleri sevdim,
    coin de feu'lü bankerler kullansın diye. incil'i ve
    aquinolu thomas'ı okurken. ve titrek yaşlı kadınlar,
    la dame aux camelias'yı dinlenme yurtlarında.

    sırf bir haziran doğru çıksın diye,
    oturdum, bütün bir kış dikiş diktim.
    gözlükleri ve saatleri sevdim, okşar gibi sildim camlarını
    okşar gibi siliyorum, gözlükçüleri ve saatçileri
    saatime bakıyorum, hiç kızmıyorum, hiç kızmıyorum
    biraz geri kalmış, düzeltiyorum.

    tarihi yersiz bir akış gibi
    geçmişte ve akdenizde çalkalanan. onaltı toplu kalyonlarda
    hatalı bir sekstant gibi. kahramandır. başa çıkılmazdık. acırdık
    cerbe dolaylarında ve celali dağlarında ve oralarda.
    ve amasya'da. başının sözü edilirken şehzade mustafa'nın
    ve hacı bektaş kulları bunalırken ve
    mustafa kemal bunalırken amasya'da.
    halk içinde bir büyük imkanı kaçırdık. ama
    bütün cinselliğimle akdenizi avuçluyorum. bütün. şimdi
    akdeniz.
    ortak. öyle büyük ki zaten bütün uluslara yeter,
    tuzu ve karidesi ile -karides malum deniz tekesi-
    ve bütün cinsel isteğimle akdenizi avuçluyorum.
    hazırlanıyorum -hâlâ- yanılmışların ve hazırların gecesine
    ölmüş bütün babaları suçluyorum. babalarla
    ne zorum var aslında. ben ki ölmüş bütün biçimleri kullanıyorum.
    güneş vuruyor başıma artık. ortalıktayım
    güneş vuruyor
    güneş vuruyor
    seni ve
    göğüslerini ve
    akdenizi ve
    başıma vuran güneşi birlikte avuçluyorum

    saat, saat kaç hâlâ
    bilmem? ben güneş saati kullanıyorum.

    tarihi bir hazin balkıma gibi
    biliyorum kafiyeyi bozduğumu.
    başka şeyleri de bozduğumu. ve biliyorum ki
    hüzün varsa içinde, bozukluk bile hoşuna gider naci'nin
    biliyorum ki bozukluk bağışlanır, sevilir bile
    içinde bulunan herkesin ölmüş olduğu eski fotoğraflarda
    ve akdenize yelken basan kotralarda
    kuytu mağaralarında karadenizin
    sessizlik ve görülmezlik bir büyük bahanedir.
    adam, şarkısını söyler ve çeker gider
    bir büyük meydana çıkınca gözbebeği
    ve sıkıntısı bir oda sabahına. tatsız ve
    yanlış geçirilmiş bir geceden... ve
    kim bilebilir bir ufak pirinç tablete
    bozulmaz adımı yazdığımı.
    yani eramilden birinin mührüne
    yemenden yahut yunandan kalmış
    yani sonsuz girdi çıktısından mütarekenin
    kim bilebilir bir aldanışın sonunda adımı
    bir köprünün
    enikonu bir köprünün korkuluğuna kazdığımı
    ve bütün tüller, iskarpinler ve seçme şaraplar
    ve danteller ve röprödüksiyonlar ve
    kocaman çiçekli balkonlar ve bir tüylü şapka için
    soğuk denizlerde balina avlarını ve büyük kırımları
    şimdi saat kaç?
    yıldızlar evet diyor uzaklarda.
42 entry daha