şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • gelip geçici bir akım olarak kalmasına rağmen, yarattığı etki sebebiyle kesinlikle rock müzik tarihinde incelenmesi gereken izler bırakmıştır grunge. birkaç grubun çıkıpta, metal müziğin ana akım zaferine iki sille çakması, kardeş türlerini neredeyse paramparça etmesi,micheal jackson gibi bir adamı bile ikinci sıraya indirecek derecede etki yapması, hem zor hem de takdir edilmesi gereken birşeydir.

    grunge'ı çok farklı açılardan inceleyebiliriz. öncelikle bir akım olarak kaldığı kesindir. doksanların başında patlamış, büyük gruplarının buhran dönemlerine girmesiyle popülaritesi düşmüş ve günümüzde, var ile yok arasında yine varlık göstermeye devam edebilmiştir. ama akım olarak büyük bir etki yaratmıştır. piyasayı sarsmış, zevkleri bir anda tersine çevirmiştir. doksanlardan beri bunu başarabilen başka bir akım açıkçası ben göremiyorum.

    ben de tipik metalci olarak grunge'a uzun süre mesafeli kaldım. büyük grupların popüler şarkılarını bilirdim ama asla derinlemesine incelememiştim. benim için grunge, thrash metal'in eline fermanını verdiği için suçluydu. (evet, thrash metal hastasıyım.) incelerseniz, metal müziğin, nirvana'nın patlamasıyla yükselişini kaybettiğini görebilirsiniz. tabii, başka faktörler de var, metal müziğin kendi içinde yer altı tarzlara doğru dallanıp budaklanması olsun, mtv'nin müzik endüstrisi üzerinde artan kontrolü olsun ama en büyük darbe grunge'dan gelmişti. metallica'nın kara kapaklı albümü ile nirvana'nın nevermind'ı arasında bir ay var. metallica, '91 albümüyle kendine bir yol seçti ve hemen ardından gelen nirvana'nın başarısı, birçok grubu metallica'nın ardına dizdi, çünkü firmalar desteklerini kesiyorlardı ve gruplar sıkıntıya düşüyordu. tek yol, garanti bir limana yerleşmekti çoğu grup için, bunu yapmayanlar ise sıkıntı çektiler ya da dağıldılar. metallica, kısa vadede karlı çıktı ama metal müzik aldığı genel desteği yitirdi ve yer altına kaydı. hangi thrash metal grubunun röportajında doksanlarla ilgisi soru görseniz, hepsi o on yılı "garip" olarak niteler. o eleştirdikleri sistem, sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte tek kalıp, onları yemiştir çünkü... bugüne baktığımızda da görüyoruz ki, metal müzik adına yaşayan en büyük gruplar '70-'80 çıkışlı... '90larda "yeni maiden", "yeni metallica" diye lanse edilen çoğu grup gözden ırak şu an... grunge cidden koymuş yani.

    hadi, ben metal müzik dinleyicisi olduğumdan bu açıdan bakıyorum. o sarı saçlı deli ve iki yandaşı, micheal jackson'un dangerous'unu bir numaradan indirdiler. dangerous bildiğin kalın albümdü, zirveden indirmesi zordu. adamlar bunu başardı. mtv gazladı diyin, reklam yıkama yağlama diyin ama o zaman zor işti bu...

    grunge aslında sade bir akımdı, fakat aynı zamanda bir geçiş türü olarakta görülebilirdi. alternative rock'ın bir formu olarak değerlendirirsek, temelinde bulundurduğu heavy metal, punk rock, indie rock kökenleri sebebiyle bu türler arasında geçiş de sağlıyordu dinleyicilerine... bu açıdan, seksenlerde geçiş işini üstlenen glam metal dalgasının bayrağını taşıdığı da söylenebilir. fakat glam metal sürekli sevişen öpüşen maço erkek imajını, mizahi feminen imajıyla süsleyerek sunarken; grunge daha yalın bir sunum izledi. bir zamanlar "sinyalciler" diye andığımız "konur sokak'ta falan bolca görülen umutsuz tipler"in prototipleriydi grunge müzisyenleri. kimileri için ergen tripleriydi onların yaşadıkları ve anlattıkları, müzikleri de gereksiz ve basitti. fakat grunge kendi içinde samimiyet taşıyan bir türdü. kurt cobain şarkılarında mutsuz olduğunu bahsediyordu, çünkü öyleydi. layne staley de şarkılarında genelde umutsuz sözler yazıyordu, o da mutsuzdu. bu iki adamın ölüm şekilleri bunu gösteriyordu zaten... grunge'ın ardından akım olarak nu-metal geldi. yine gençliğin sorunları temel alındı. ama nu-metal sanatçıları, parayı pulu cukka etmelerine rağmen hala aynı şeylerden bahsediyorlardı. samimiyetleri açısından sorgulanır oldular. grunge ise bu açıdan daha yakındı dinleyicilere. doksanların kapitalizme verdiği zafer tacının, müzik endüstrisini "endüstriyelleşme" adına çıkar çarkına döndürmesinden önceki zamanların naifliği vardı icracılarında... zamanla onlarda dönüştüler belki. ama grunge'ın zirvesini yaptığı dönem daha farklıydı. o samimiyet ile onca güzel şarkı bestelendi, icra edildi. ayrıca, grunge şarkıları belki basit olabilirdi ama zaten önemli olan şey o şarkıların taşıdığı ruh ve duygu yükü olduğundan, bu gruplardan aksak ritmli, saniyede 10 nota basılan progresif şarkılar beklenmesi saçmalık olurdu. ki müzikte basitlik de kötü birşey değildir.

    benim grunge ile alakamı arttırmam, alice in chains'i detaylıca dinlemeye başlamama dayanıyor. alice in chains bence hala grunge'ın en iyi grubudur, bu fikrimde grubun müziğinin metal müziğe nispeten yakın olması da etkili olabilir. ama nirvana'nın, soundgarden'ın, pearl jam'in, mother love bone'un da hakkını yemem. bu grupların hepsi, '90-'95 arası önemli işler yaptılar, müzik piyasasını sarstılar. bir alt kültür oluşturup, insanları peşlerine takmalarının ötesinde, rock müzik tarihinde önemli bir yere sahip olmaları bence incelenmelerini gerektiriyor. birçok tarz ile ilgili "şu an niye böyle değil?" sorunuz varsa, grunge dönemini ne sıyrıklarla atlattıklarına bakmanız gerekir.
73 entry daha