şükela:  tümü | bugün
392 entry daha
  • ona yıllar önce "beraber olmayalım, mutsuz oluruz" demiş ve karşılığında "mutlu olacağız diye bir kural yok ya, bizde mutsuz olalım." yanıtını almıştım.

    "o dahi anlamındaki de'yi ayır yoksa senin ananı sikerim cumartesi çalışmak" diye tansiyonu yükseltmiş ve ilk defa şiddetli bir kavgaya giden süreci başlatmıştım. onunla olmak istemiyordum; cuma akşam üstü dedin mi, gök gözlü pelikanlar gibi tek ayağım üzerinde dans etmek ve tatili kutlamaktan başka bir amacım olmuyordu. fakat musallat olmuştu; şehir değiştirip yeni bir kimlikle hayata devam etsem bile cumartesi çalışmak, bedenime değil ruhuma, eksik düşüncelerin çapraz koşular yapıp yıprattığı varlığıma aşık olmuştu. her cumartesi omzumun üzerine konan lanetli bir baykuş gibiydi ve ben ne yazsam okuyor, ne içsem aynısından istiyordu. benim mutsuzluğumla besleniyor ve bundan keyif alıyordu.

    ardı sıra devam eden yıllarda kendisini geliştirdi, neredeyse yenilmez oldu. şuursuzca koşturabileceğim geniş alanlar yaratmadığı gibi üzerimdeki baskısını da arttırdı. geçen cumartesi, ev taşıyacağım bahanesiyle ilk defa çalışmadım ve pazartesi ofise geri döndüğümde yıllık izinden dönmüş parlak dişli, bronz tenli bankacılar gibiydim. ne iş yaptığımı bile unutmuş, "abi ben burada mı çalışıyordum" diye bulvar üzerindeki dükkanları teker teker dolaşmıştım. denize girmiş, suyun altında bir balığı takip etmiş, çıktıktan sonra top oynamış ve akşam üstünün en çok yakıştığı dört yerden biri olan çıralı'da fotoğraf bile çekmiştim. zaman her şeye fazlasıyla yetmiş ve cumartesi çalışmaya olan öfkemi harlamıştı.

    aradan bir hafta geçti ve her zaman olmam gereken yerdeyim yine. bu hafta sonu kısa geçecek, pazartesi ağzından küçük ateşler çıkaran demir pullu bir ejderha gibi geri geleceğim.
836 entry daha