şükela:  tümü | bugün
84 entry daha
  • çizgi roman bir sanat dalı mıdır yoksa, resim ve edebiyatının karmasından ortaya çıkmış bir uğraş mıdır. hiç kuşkusuz dünya çizgi romanı çok önceden, ciddiye almaya başladı ve ona dokuzuncu sanat adını vardi. biz de çizgi roman daha yeni yeni değer buluyor. çizgi ve baloncuk işi bizim için mizahla ve karikatürle eşdeğer bir şey oldu. şimdi yayınlanan çizgi romanlara hiç görmemiş muamelesi gösteriyoruz... halbuki mizah da/çizgi roman da dünya üzerinde 100 yıllıktır ilgi ile takip ediliyor. tabi ki mizah ve gazete bandları ülkemizde bir dönem çok populerde oldu, bir daha hiç olmayacak satış rakamlarına da ulaştı...çizgi roman yirminci yüzyılın başlarında kendini gösterir. çizgi romanın ilk örneği olarak amerika'da bir gazete bandı olarak ortaya çıkan richard fenton outcalt eseri olan "the yellow kids" (sarı çocuk) gösterilir. tabi ki çizgi ile bir şey anlatmak sarı çocuk bandından çok önceleri de vardı. yunanlıların çanak çömlek üzerine yaptıkları mitoslar ve mısırların hiyeroglifleri de çizgi ile anlatımın öncüsü sayabiliriz. sarı çocuk da hikaye bir çocuğun etrafında geçiyor ve yazılar resmin altında değilde içerisinde yer alıyordu. bu tercih günümüzde ki konuşma balonların atası oldu.

    amerika'da çizgi roman daha çok okumayı sevmeyen ya da bilmeyen halka çizgiler ile bir şey anlatmak üzerine kurulmuştu. bunlar güldürücü, komik kısa bandlardan oluşuyordu. amerikalılar bunlara comics adına verdı. (bizim bunlara mizah dememiz de burdan gelir. bu arapça kelime tdk'ya göre gülmece manasına gelir.) çizgi roman gazete tirajlarında önemli bir yer tutmaya başladı. artık gazeteler ayrı çizgi roman ekleri çıkarmaya başladı. ama çıkarılan bu ekler yetmeyince çizgi roman dergicilği başladı. 1930'lu yıllarda "pulp" adı verilen tür içerisinden çizgi roman büyümeye ve bunları meslek edinen firmaların ortaya çıkmasını sağladı.

    1938 yılının haziran'ında dc comics dergisi superman diye bir kahramanı halka sundu. superman, amerikan halkının tam da bir kahramana ihtiyaçı olduğu yıllarda ortaya çıktı. başka bir gezegenden gelen bu adam mavi-kırmızı renklerden oluşan bir tayt giyiyordu. jerry siegel ve joe shuster'in fikri olan ilk superman başarılı olmamıştı. daha sonra çeşitli değişikliklere uğrayarak 1938 yılında tekrar can buldu ve populer kültürün ilk çizgi kahramanı oldu. superman'in kostum tasarımı o zamanın sirk kahramanlarından esinlenilmişti. tayt, pelerin ve taytın üzerine giydiği kilot populer kültürün simgesi haline geldi.. superman dergilerden çıkarak sinemaya ve televizyona terfi etmesi ile, çizgi roman başka sanat dallarınıda etkilemeye başlamasının superman'ın eşsiz bir katkısı vardır.aynı dönemlerde will eisner (kendi adına saygın bir ödül de mevcut), alex raymond, hal foster gibi çizerler çizgi roman başyapıtları yarattılar, çizgi romana kurgu ve görsellik kazandırdılar... ikinci dünya savaşı ile birlikte kahramanlarla ile dolu olan çizgi romanlar ilgiyi yitirdi. pulp adı verilen bir okumada çöpü boylayan çizgi romanlar piyasayı ele geçirdi. bu çizgi romanlarla amerika'da yeraltı çizgi romanları devri başladı ve çizgi roman çocuk işi olmakdan çıktı ve yetişkinlere hitap etmeye başladı. bu çizgi romanların ana temasını suç, gerilim, korku, bilim kurgu gibi öğeler oluşturuyordu ve oldukça özensiz yazılardan oluşuyordu...

    vietnam savaşının başlaması, dünyayı hippi dalgasının sarması ile çizgi romanlar başka bir yöne doğru yol aldı. bir tarafta politik çizgi romanlar bulunurken diğer tarafta marvel'in kahramanları sağa sola ağ fırlatıyordu. dc comics'in kahramanları çelik gibi sinirleri olan, dünya işleri ile pek işleri olmayan, olmayan şehirde kahramanlıklar yapıyorlardı. ama stan lee ve steve ditko'nun örümcek adamı daha çocuk yaşlarda, halası ile yaşayan, aşık olan, üzülen ve new york'da yaşayan bir süper kahramandı. onun sadece dünyayı kurtarmak gibi derti yoktur.kendi kişisel dertleri, üzüntüleride mevcuttur. böylece süper kahramanların en insancılı çizgilerde can buldu.

    bir tarafta süper kahramanlar can bulurken diğer tarafta tamamen yetişkinlere yönelik bir çizgiler gelişmekteydi. bunlar politik hicivlerle, insan hakları, anarşizm gibi konularla doluydular. bu muhalif kesim 1950'lerin pulp çizgi romanların kuşağının elemanlarıydı. ayrı dönemlerde görüş özgürlüğü bir neferi olan gırgır'da ülkemizde milyonları buluyordu.tabi bu zamana kadar çizgi roman işi sadece amerika'da yapılmıyordu. japonlar o sıralarda manga adını verdikleri güçlü bir kültü baş gösteriyordu. japonya'nın walt disney'i olan ve hikayeli mangaların babası kabul edlen osamu tezuka mangayı bir populer kültür aracı haline getirdi. böylece dünyada japon çizgi romanı ayrımı yapılmaya başlandı. tezuka, bugünkü mangaların ve animelerin genel şeklini belirledi. böylece bir japon çizgi romanı muadillerinden kolayca ayrılır olmuştu. kocaman gözler, bir utangaçlık belirtisi olan kocaman damlalar japon çizgi romanların bir imzası haline geldi. çizgi roman japonya'da bir kültürel güç oldu. teknolojinin gelişmesi ile birlikte japon animasyonları animeler büyük ilgi görmeye başladı. japon çizgi romanları bilim kurgu ve erotik gibi yetişkinlere yönelmeye başladı. 1970'ler de başlayan bu yetişkin furyası 1980'ler de akira, ghosts in the shell gibi başyapıtlar çıkardı. mangalar ve animeler eski güçlerinde olmasalarda hala dünyada çok ciddi alıcı bulmaya devam ediyor. özellikle karmaşık karekter yaratımı ile dünyada çizgi romanlar arasında farklı bir yerde duruyorlar.

    avrupa'da ise fransa/belçika ve italyan çizgi romanların belirgin bir üstünlüğü vardı. fransızlar çizgi roman işine baya ciddiye almışlar ve çizgi romanlara "çizili şerit" adını vermişlerdi. 1929 yılında belçika'lı herge tarafından yaratılan tenten çağın en önemli figürlerinden biri oldu. herge, tarafından yaratılan ilk tenten ciddi politik mesajlar veriyordu ve sağ bir çizgi izliyordu. alkolik kaptan haddock, profesör calculus, viskici köpeği snowy ve sakar dedektifler dupont ve dupond ile acar delikanlı tenten'in maceraları bütün dünyayı kapsayacak geniş bir coğrafyada geçiyor ve büyük bir ilgi görüyordu. peyo tarafından yaratılan şirinler ise özellikle çizgi fimleri ile büyük ilgi gördü. çocuklara yönelik çizilen seri alt metinde içerdiği anlamlar ile tartışma konusu oldu ve olmaya da devam ediyor.fransızlar ise ilk çizgi roman kahramanları olan asteriks ile 1959 yılında tanışmış oldular. rene goscinny ve albert uderzo'nun galyalıları bütün dünya da taraftar toplamayı başardı. italyan'lar ise çizgi romanlara duman kümesi anlamına gelen "fumetti" adını verdi. bonelli comics ve essegesse özellikle doğu avrupa'da büyük ilgi gören çizgi roman serileri yayınladı. böylece çizgi roman tarihinde daha çok macera içeren, çocuk ile yetişkinlik arasında fumettileri kendine yer edinmeyi başardı.

    1970'lerde bilim-kurgu her alanda etkisini hissettiriyordu. doğal olarak bunun en rahat can bulduğu alan çizgi romanlar oldu. artık ingilizlerin graphic novel dedikleri saygın bir edebiyat türü haline geliyordu. üstelik çizgi roman satışları belli bir devamlılığa oturmuş ve koleksiyonculuk mantığı yerleşmişti. artık çizgi roman çocuk işi olmakdan tamamen kurtulmuş ve saygınlık kazanmıştı. politik düşünceler, kan, kir, japon mangalarında baş gösteren derinlemesine karekter analizleri çizgi romanların vazgeçilmezi oluyordu.bu akımın başlatan ilk isimlerden biri daredevil ile frank miller oldu. daredavil, aşırı gelişmiş duyulara sahip kör bir avukatının hikayesini anlatıyordu. üstelik çok daha gelişmiş çizgilere sahipti ve aksiyonu hiç yavaşlatmayan bir yapısı vardı. marvel'in bu atağına dc ise alan moore ile cevap verdi. eski bir dc comics karekteri olan swamp thing alan moore'nin kaleminden can buldu. moore, hikayenin içerisine güncel olayları, uyuşturucu, silah kullanımı gibi öğeleri ekledi ve hikayeye derinlik kazandırdı. bu iki çizgi romandan sonra frank miller batman serisine tekrar el attı ve alan moore ile dave gibbons ile watchmen'i yazdı.

    artık yetişkin çizgi romanı dönüşü olmayan bir yola girmişti. artık kostümlü kahramanların yerini epik hikayeler, destanlardan, shakespeara ve poe gibi yazarların hikayeleri çizgi romanlara konu olmaya başladı. özellikle yunan mitolojisinden ve kutsal kitaplardan kotarılan çizgi seriler büyük ilgi gördü. alan moore, frank miller gibi çizerlerin yanına neil gaiman, grant morrison, craig thompson gibi çizerlerde eklendi. the peacher, constantine, sin city, 300, sandman, balnkets, v for vendetta gibi çok başarılı çizgi roman başyapıtları çıktı.

    türkiye ise bu çizgi roman fikri hiç ilgi görmedi. mizah dergileri ise hep yüksek tirajlara ulaştı ve kendilerine sadık bir kesim oluşturdu. türkiye'de çizgi roman daha çok italyan westernleri ile alıcı buldu. ama bizim oralarda bıraktığımız çizgi roman çok yol aldı. şimdilerde ise bu açlık fark edilmiş olacak ki art arta çıkan çizgi roman serisi kitaplar piyasaya çıkıyor ve çok satanlardan aşağıya inmiyor.. çok bulduk, çabuk kayıp etmeden keyfine varmak gerek...
160 entry daha