şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • ölüm bir varmış bir yokmuş 'u saramago'nun turkuvaz kitap'tan çıkmış mehmet necati kutlu çevirisinden okuyorum.
    şubat 2011 baskısı;
    sayfa 64 "...dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak..."

    sayfa 77 "...hem nalına hem mıhına vurarak.." şimdi bu kullanımlar ispanyolca orjinalinde varsa jose saramago'ya helal olsun. yok bu orjinalde mevcut değilse çevirmen mehmet necati kutlu'ya yuh olsun...

    ingilizce çevirisini kontrol edince çevirmen aklanacak...
    sonu orjinali ile aynı mı diye merak ediyorum belki adet ve göreneklerimize uyumlulaştırılmıştır.

    yıllar sonra gelen düzeltme;

    öncelikle değerli çevirmene 'yuh' kısmını açmak lazım. çekinmeden sakınmadan özür dileyip umarım haddimi aşmamışımdır.

    devam edersek hala durduğum yerdeyim. değerli hocamızın bizim saramago'yu türkçe okumak zorunda kalmamızın acısını bilmesi/anlaması gerekli. nazım hikmet'i orjinal halinden okuğumuz ve şanslı olduğumuz gibi.

    portekiz'de doğmuş, yetişmiş ve üretmiş bir yazarı okurken, okurun; o bölgenin/ülkenin/romanın geçtiği bölgenin dilini, deyişlerini, tarihini, insanını ve kültürünü merak etmesi yanlış mıdır? karakteri portekizce/ispanyolca konuşurken değil de türkçe konuşurken algılamak roman dokusunu bozmaz mı? anlaşılır kılmak elbet bir sorun ama ispanyolca/portekizce vb. düşünen ve tartışan, seven, küfreden ve kavga eden bir karakteri neden almanya/ ispanya'da türkçeleştirilmiş olarak algılayalım ki?

    orjinale sadık kalmak çevirmenin sorumluluğundadır. ingilizce bir romandaki early bird catches the worm u çevirmen erken kalkan yol alır diye çevirirse hata yapar. okurun; bu ingiliz atasözünün farkına varma, öğrenme veya algılama şansına ihtiyacı vardır.

    türkçeleştirilmenin, hadi diyelim bunu okurun kolayca okuması olarak iyi niyetli yaptık. sınırı ne olacak. karikatürize edelim karakter inşallah mı diyecek? sabah şerifleriniz hayrola mı bizi karşılayacak. jane austen'in emma'sı "allah razı olsun dese" okurumuza anlaşılır mı olacak? dostoyevski'nin karakterlerinden nefret edebilmek, sevebilmek veya en doğrusu onları anlayabilmek için karakterlerin ve konuşmalarının "rus" olması gerekmez mi?

    değerli çevirmen hocamız ilgili kitabın sayfa 130'unda aslında tam istediğimi yapmış carpe diem'i "günü yaşa" şeklinde çevirmen notu ile bizi aktarmış. ve değil akışı bozmak okura bir hediye vermiş. syf 182'de ki çevirmen notu ne kadar değerlidir.

    elbette bu satırların yazarı cerrahi camiasından çevirmenlere/dil bilimcilere ukalalık yapmadığını ummaktadır. yanlış anlaşılmadığını ummakta ve çevirmen camiasında kabul edilmediğini anladığı bir yaklaşımı daha çok sevdiği kaygısını taşımaktadır.

    yardımlarından dolayı black sabahat' a teşekkürlerimi sunarak.
45 entry daha