şükela:  tümü | bugün
149 entry daha
  • kusura bakmayiniz ama bu denli mevcut hukuk rejiminin, yasaların ve çoğu zaman keyfi şikayetlerin ve ayni derecede keyfi olduğu görülebilen savcılık taleplerinin tümü ya da büyük bölümü yerine getirilecekse, dahası "bütün bunlar yasal birer zorunluluk", "oynayacak yerimiz dar", "ne yazıyorsa yapıyoruz, tak diye istiyorlar, şak diye yapıyoruz, bazen biraz direnip şa.. kısmına kadar olanı yapıyoruz" diyorsanız, bu durumda ekşi sözlüğün bir "iç hukuk sistemine" ihtiyacı yoktur. "götümüze girebilir" türü entry silinme gerekçelerine, preatörler'e, ispiyonculara vs. hiç gerek yoktur. bu durumda sözlüğün ve yazarların yazdığı her şeyi, mevcut kişilik haklarını, düşünce açıklama özgürlüklerini vs. "sözlük hukuku' dışına çıkarırsınız, mevcut ceza yasalarına tabi kilarsiniz. ara bölgelere, gri yönetim mekanizmalarına, iç hukuka gerek yoktur. siz sadece savcılıkla yazışmaları yürütürsünüz, sözlük avukatları savcılıkla yazışmaları, konuşmaları yürütür. bunlar sözlük yazarlarını ilgilendirmez. böyle bir durumda sözlüğün iç hukuku da, sözlük avukatlarının görüşleri de sözlük yazarlarını ilgilendirmez. bu durumda sözlük kendi hukukunu yazarlarına dayatamaz, dayatmamalıdır, isteyen istediği gibi, istediğini yazar. bu durumda istendiği gibi sözlügün facebook'tan, turkcell'den herhangi bir farkı kalmaz.

    sözlük yazarları ise yazar arkadaşlarıyla kendi mecralarında dayanışma gösterirler. ekşi sözlük tüzel kişiliğinden ise herhangi bir beklenti olamaz. yazarlarina turkcell müşterisi muamelesi yapan bir kurum, müşterilerinden de turkcell muamelesi görür. iş bu durumda "her koyun kendi bacağından asılır" türü saçma sapan açıklamalar yapılmasına, sözlüğün kendisini "soruşturmanın gizliliği" kuralının bir tarafı olarak görmesine, "yazdıklarınıza dikkat edin" türü ilkokul öğretmeni kulak çekmelerine de, bu tür tavırlarla alay etmeye de gerek olmaz.

    dolayısıyla ekşi sözlük eğer kendisini yazarların ve ifade özgürlüğünün bir bileşeni gibi değil, yasal otoriteye yardimci ya da memur bir figür olarak düşünüyorsa, henüz yerleşmemiş ve saçma uygulamalarla sakatlanan bilişim hukukunun kullanıcılardan ve özgürlüklerden yana bir doğrultuda gelişmesi için de herhangi olumlu bir rol oynayamaz. oynayabileceği rol en fazla hükümete ya da bilişim kuruluna yapacağı "yasalarınız müşterilerimi, yazarlarimi kaçırıyor, lütfen biraz daha özgürlük" şeklinde bir serzenişten öteye gitmez. yeteri kadar serzenişte bulunursaniz ve gerekli ilişkileri kurarsaniz sizi de "yasanın konuşulduğu" masaya çağırabilirler.

    ama ekşi sözlükten ifade özgürlüğü sözkonusu olduğunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınması, gerekiyorsa da "minumum düzeyde" yerine getirmesi beklenmelidir. bunu yaptiği zaman da yazarlarını bilgilendirmesi beklenmelidir. yazarlari ihtiyaç duyduğunda onlara destek olması, direnmesi ve en önemlisi kendi iç hukukuna yasalar ve savcılar karşısında da sahip çıkması beklenmelidir. ifade özgürlüğü adina gerekirse cezai müeyyide görmeye razı olması, suç unsuru görmediği entryleri yazanların ip numaralarını vermemesi, direnmesini beklenmelidir. ekşi sözlüğü ekşi sözlük yapan şey de budur. sözlük yazarları gözünde ekşi sözlük bünyesinde avukatlar bulunmasının meşru kulan tek şey de yine budur. bir tek yazarın kapısına "kutsal değerlere hakaret" gerekçesiyle polis dayanıyorsa bunun bütün sözlük yazarlarını ilgilendiren bir konu olduğu da, "hukuk, yasa, tasa... yazdıklarınıza dikkat edin ama!" türü samimiyetsiz açıklamalarla geçiştirilemeyeceği de açıktır.

    nihayetinde aşağıda yazıyor, devletin olduğu kadar sözlüğün de yazarlarını "küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır". aynı zamanda sözlüğün yazarlarının küçük düşürülmesine izin vermesi de yasak olmalıdır.

    değilse zaten sözlükte yazanların da bizzat ekşi sözlüğün de bir anlamı yoktur.
322 entry daha