şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • 24 temmuz'da atp'nin i'll be your mirror ayağında londra alexandra palace'ı sallayan babalar, gelişkin mağara adamları...

    birkaç yıl önce, müzikleriyle ilk tanıştığım anda da çok sevmiş, dakkasında etkilenmiş biri olarak, bu festivalde o icra edilen şey nasıl hayvansı bir müzik ve vahşi bir performanstır, onlar ne biçim adanmış adamlardır, o ham ve ilkel ritimlerle oluşan şey nasıl öyle ihtişamlıdır, hala anlamış değilim.. her bir eleman sanki birer caveman ve michael gira da sanki bir kızılderili ayinini yöneten adam.. kutsal ve had safhada çatlak adam.. ikide bir sahnede kendini tokatlayan adam.. büyük şef.. dünyayı umursamadan yapılan özgür mü özgür bir müzik.. alabildiğine pervasız çığlıklar.. çifte davulun "o ha!" (demişim o anda böyle yüksek sesle) dedirten düzeylere çıkan gümgümlerinin, o dümdüz ve bitmek bilmeyen ritimlerin çiğ çarpıcılığı (öte yandan hatırı sayılır sayıda insan için, epey etkili bir işkence yöntemi de olabilir tabii bu müzik).. sanki insanın en temel dürtülerini, törpülenmemiş, hayvani taraflarını gözler önüne seriyor bu adamlar sahnede, anlayabildiğim tek şey bu.. "ama adab-ı muaşeret?" desek "hönk?" diyeceklermiş gibi.. şöyle bir şeyler işte kısaca: http://www.youtube.com/…80lejdyqns8&feature=related

    hani pek takıkız ya sınıflandırmacalara; artık bu adamların tarzına kendimce ad bile verdim izlerken: "endüstriyel-kızılderili".. yok lan, hiç havalı olmuyomuş böyle yazınca bu.. hadi bari "industrial-indian" diyelim, batman çeksin.. ya da" industrial-stone ager" mesela.. o kadar gacırtılı ki, metalik seslerle öyle bütünleşik ki, endüstriyel olmazsa olmaz yani.. bana da aferin..

    sarhoş neyin de değilim emme, hadi hayırlısı...
20 entry daha