şükela:  tümü | bugün
32 entry daha
  • bu eski dönem filmlerini izleyince genelde "barbar"lara olan bakış açıları nedeniyle öfkeleniyorum. özellikle avrupa'da geçenler nedense daha fazla bu klişeye hizmet ediyor**. halbuki amerika kıtasında veya avustralya'da yerli-sömürgeci ilişkisi daha net olduğundan mıdır nedir orada geçenler benim açımdan daha tatmin edici oluyor.

    neyse efendim bu film de benim için istisna olmadı. ben daha çok dönem filmi tadında birşeyler beklerken karşıma aptal saptal bir konunun peşinde koşan ve vebayı sadece arkaplan olarak kullanan bir film çıktı. paganlara hıristiyanların ettiği zulmü haklı bulmasından geçtim, zira filmin sonunda cadı denilen abla resmen dini inançların saçmalığını gösteren* bir konuşma yapıyor ama buna bizim tıfıl rahibin cevabı tüm yerleşik dinlerin tarihinde olduğu gibi tanrısına daha da bağlanarak cadı avına çıkmak oluyor. yani bu filmde konu olarak "radikal" dindarların mallığı işlenmiş diyebilirim.

    tarihselliğe gelirsek benim filmden beklentim büyüktü bu konuda. adını kara ölüm koymuşsun ama film boyunca tanrıdan gelen ölümden başka bir kelam etmiyorsun. ki bu veba illeti senin o çok sevdiğin "avrupa uygarlığı"nın tarihini belki hayal edemeyeceğin ölçüde etkilemiş. ayrıca hıristiyan kanı akıtarak vebadan korunmak da ayrı bir mantıksızlık. yani demem o ki bu film ne tarihsel perspektif açısından doğru ve mantıklı bir yerde duruyor ne de onun dışındaki senaryo, karakterler gibi unsurlarıyla tatmin ediyor. yeni izlemiş olmanın da verdiği öfkeyle benim notum 1/10.
30 entry daha