şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • 4 yıllık okulumu 5 yıla çıkartmış olsa da, o 5 yılın 4 yılında yaptığım olay.

    okulda ilk yılımın ardından daha rahat bir öğrencilik hayatı için bişeyler yapmam gerekti ve kariyer.net, secretcv vs. buralardan kendime bir part time bişeyler bulmayı aklıma koymuştum, ilk yılın sonundaki yaz bir telefon geldi ve mehtap mutfak eşyaları şirketinden bir bayan şu, şu şu şartlarla, hafta sonları kipa - carrefour gibi mağazalarda promosyon elemanı olarak, maaş + sigorta + yol + yemek karşılığında çalışmayı kabul ediyorsanız şu gün, şu saatte izmirdeki müdürlüğümze görüşme için bekliyoruz dedi, o gün gittim ve işe kabul edildim.

    evet artık çalışan bir öğrenciydim ve bunun artıları ve eksileri vardı benim için, ancak eksileri yok denecek kadardı ve artıları gayet çoktu. kötü yanlarını sayacak olursam bir öğrencinin en değerli zamanı olan haftasonundan mahrum kalmıştım, sabah 11 den akşam 8 e kadar o gün hangi mağazada olmam gerekiyorsa o mağazada bulunmam gerekiyordu, bu da hafta sonu planlanan ve düzenlenen her türlü etkinlik için "abi ben gelemem ya, çalışıyorum, hafta sonu yapmasanız şu işi" diye cevap vermem gerekiyoru. bir diğeri ise, zaten okul için hafta içinde erkenden uyanıyordum, hafta sonu da 11 de işe yetişmek için 9 gibi uyanmış olmam gerekiyordu, sonuç olarak tüm öğrencilik hayatımda yaz ayları hariç adam akıllı sabah uykusu uyuyamadım, bu yüzden de hiç dinlenme fırsatım olmadığından çok yoruluyordum.

    işin güzel yanları ise, aileye yük olmadan kendi kendime öğrenciliğimi geçirebilir olmuştum, ailemden sadece ev kirasının bana düşen 150 lira civarında olan kısmını almam yeterli oluyordu, gerisi zaten burs ve maaş ile bana fazlasıyla yetiyordu. bu zaman içerisinde maddi olarak hiç sıkıntı çektiğimi hatırlamıyorum. hafta içerisinde de okuldan sonra dilediğim gibi arkadaşlarla felan vakit geçirebiliyordum, hatta bu zamanlarda maddi olarak ne kadar rahat davranabildiğimi hesap öderken ve ya şuraya mı gitsek, şunu mu yesek diye sorulduğunda farkedebiliyordum. ben hadi şu kebapçıya ve ya kafeye öğle yemeğine gidelim diye ortaya bişey attığımda arkadaşların bir kısmı orası çok pahalı vs. şuraya gidelim gibi cevaplar alıyodum, ısrar edince hesaplar da bana kalıyordu :) bunlar tabi işin maddi boyutu.

    öte yandan hayata bir başlangıç olarak değerlendirmek gerekirse, kendimi bildim bileli bir ve ya iki kez yaz tatilini boşa geçirdim şu vakte kadar, hep bir yerlerde bi iş buldum çalıştım, yeri geldi tornacıda, oto elektrikçisinde, hurdalıkta, internet cafede, dondurmacıda vs. hep çalıştım ama hep geçici şeylerdi.

    burada ise 4 yıl boyunca bir çok mağazada, bir çok reyon elemanı, bir çok departman ve mağaza müdürü ve müşterilerle yüzgöz oldum durdum, ne nerede nasıl ne şekilde yapılır, edilir, söylenir, davranılır hep üstüne koydum. tecrübe, deneyim falan filan işte, olgunlaşma.

    eğitim açısından... bu işin bana maddi açıdan sağladığı yarardan sonra en çok işe yaradığı şey ise derslerime katkısı oldu, yok halkla ilişkiler ve ya işletmede felan okumadım, bana bu işin faydası, her hafta okumamız gereken sayfalarca ingilizce kısa hikayeler ve ya oyunları okuyabilmekteki faydasıdır.
    arkadaşların hatrı sayılır bir bölümü her hafta ya yattıkları için ya da gezip tozdukları için bunları okuyamazlardı ama ben her çalışma gününde en az 2 saat, toplamda 4 saat olmak üzere eshot yolculuğumda ne okunması gerekiyorsa hepsini en az bir, canım isterse iki kere okuyabilmiş oluyordum, ve bölümün en baba derslerinde derse katılımda ve sınavlarında üstlere oynayabiliyordum.

    yani diyeceğim şu ki, okumak güzeldir, çalışmak da güzeldir. hem okuyup hem çalışmak biraz göt ister ama kendinizi çok sıkmadan çalışabileceğiniz bir iş bulursanız o da güzeldir, rahat edersiniz, hayata herkezden daha sağlam hazırlanırsınız.

    benim kaybım işe girdiğim ilk yıl, yıl tekrarı yapmam gerekmem oldu ama sonrasında çok rahat bir öğrencilik hayatım oldu. mezun olup işi ve okulu aynı anda bıraktığımda ise az daha devam etseydim, böyle iyiydi diye düşündüm hep.
52 entry daha