şükela:  tümü | bugün
  • edip cansever şiiri. sonrası kalır'dan.

    -idris, sen ne yapıyorsun kuşların yanında
    -idris'le konuşuyorum

    kuşları okuyorum içimde, ağacın kuşlarını
    yeni pişmiş çilek reçeli gibi kaynayan
    dalların üzerinde
    gemilere dadanan kuşları okuyorum bir de
    göklerde bir başına dolaşan
    görkemle
    büyük denizlerdeki yalnız kuşları
    ve okuyorum yıllardır bütün yalnızlıkları
    okuyorum da
    kuş olsun, insan olsun
    yalnızlık sevmesini bilmeyenlerin icadı
    işte
    suları fiyakayla göğüsleyen yelkovan kuşları
    geçiyorlar martıların peşi sıra

    ve küçük bir evin üst katı martı
    duvarlarından sümbüller akan
    sanki çok öpüşmelik kuşlar bunlar, çok sevişmelik
    ve seninle biz iyi ki
    sevmelerin ustasıyız, güzel şaşkınlıkların
    önce yüreklerimizi alıştırmışız buna, sonra kafalarımızı
    ki bu yüzden içimiz hiçbir zaman yoksul değil
    yoksul olmadı.

    bak
    bu kalın kalın ellerimi soruyordun, bu çürük çürük bakan gözlerimi
    dokunuyor ellerim gördüğün gibi
    anlıyor dokunduğunu benden önce
    emiyor suyu gözlerimse
    emziriyor güneşi
    ve uçsuz bucaksız bir maviliği yaratıyor onlar
    her gün
    yaratacaklar elbette
    ve sözgelimi ben
    üstünde gökyüzünün
    kum taşıyan mavnalar gibiyim

    kimi zaman kavuniçi, kimi zaman osmanlı yeşili
    sabahtan akşama kadar seyrederim
    ve derim ki biz
    çok değerli bir yüzük taşının halkasında sıralanmışız
    ana sütü gibi bir aydınlık içinde
    yani şu yeryüzünü bir uçtan bir uca kuşatmışız
    dik tutarak gövdemizi
    umutla
    bazan da yıkılarak kendiliğimizden ya da bir kurşunla
    ve bu hızlı akışa yaşayıp ölmek deriz.

    yaşayıp ölmek, deriz, ne denir daha başka
    denir, çok şeyler denir, biliyorum
    geçecektir hayatımıza mutlaka
    çok inandığımız bir şeyin çocukluğu
    sonra gençliği, sonra oturmuşluğu
    sonra hayat hayat gibi olacaktır.

    bakma sen, kuşlar bir uçumluktur ne de olsa
    denizler bir fırtınalık görkemli
    bizse kendimizi insan olarak
    bir tohum gibi dikmişiz sonsuzluğa.