şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • ahmet yaşar ocak beyefendiyi pek severim. daha doğrusu eserlerini ve daha da önemlisi bu eserleri yazma niyetine girmesini. kendisini bilmem ama yazdıklarını, çalışmasını, titizliğini severim. ve onun çalışması sayesinde bizim kafaların biraz olsun açılmasına imkan vermesinden ötürü severim. sevgimden doğan saygımı sunarak yazıya başlamak isterim.

    heterodoks islam hakkında ne öğrendiysem kitaplarının payı çok büyüktür. sunni islama yakın demişler haklılardır kendi açılarından amma lakin ben alanı bu kadar temizinden açmasına odaklanmak isterim. onun öncesinde hal pek hoş değildi çünkü. alan daha çok koyunların olmadığı yerde keçi, abdurrrahman çelebi. cidden uyurken zorla uyandırılmış olanların rehavetiyle yazan irene melikoff üzerinden giden, bektaşilik odaklı ama neredeyse ilmiye çığ gibi kafasındaki şablonu doğrulamaya çalışan, her şeyi birbirine, sonrasında da türklüğe bağlayan zihniyetlerden sorulan heterodoksi tarihi ki ben dervişliği tercih ederim terim olarak, beyefendinin sayesinde biraz daha ferah feza görülebilir hale geldi.

    türkiyedeki kafalarda siyasal otoriteye karşı islamı, derviş akımlarını bektaşiliğin küfelik tarzından, bir kaç içkici çapulcudan, selçuklu'nun pagan anlayışıydı o yahu, osmanlı geldi, iş değişti havasından ve eninde sonunda din yok allah yok peygamber yoğa kadar götüren abartılı laik anlayıştan kopardı. hakir görecek olursak neyzen teyfik kafasından çıkartması ve bektaşiliğinin temellerini ve bektaşilik dışında daha neler neler vardı göstermesine ben saygılarımı sunuyorum. o yazmasa ben belki bilemezdim.

    yazdığı, editörlüğünü yaptığı pek çoğu okudum sanırım. en sevdiğim iki tanesi: biri elbet islâm-türk inançlarında hızır yahut hızır-ilyas kültü, kültür bakanlığı yayınlarından, bembeyaz kapak üzerinde büyük puntlarla yazılıdır. ne sevmiştim bu kitabı. mircea eliade sonrası birinin tarihsellik içinde dini figurleri bu kadar geniş yorumlayabilmesi, her şeyi aynı kabın içine koymadan sunmasını pek beğenmiştim. ferahlayıvermiştim.

    asıl gönlümü fetheden ise: osmanlı imparatorluğu'nda marjinal sufilik : kalenderiler ; (xiv-xvii yüzyıllar). türk tarih kurumu yayınları. 1992 basımı olmalı. bu kitabı ilk gördüğümde çok sevdiğim birini hiç ummadan sokakta görmüş gibi sevinmiştim. kalenderleri ayrı bir severim. birinin tutup da derli toplu araştırması, piyangodan para çıkması gibiydi. bunun öncesinde benim okuduğum sadece yapı kredi'den çıkma tanrı'nın kural tanımaz kulları diye bir kitap vardı. o kitap da nedense benim içime sinmemişti. garip kategorizasyonları vardı.

    unutmamak lazım ki türkiye'de derli toplu hz.ali makale derlemeleri onca soruna, onca engele rağmen kendisinin editörlüğünde çıkmıştır. güzeller güzeli turkuaz bir kapakla.
13 entry daha