şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • 1988 yılında, jandarma, "emporio armani" marka tşort giyenleri, ermeni propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklamış ve adamlar ciddi ciddi yargılanmışlar.

    agos gazetesi yazarı zakarya mildanoğlu, 14 ekim 2011 tarihinde yayınlanan "emporio armani nasıl ermeni krallığı oldu?" başlıklı yazısında konunun detaylarını aktarıyor.

    --- alıntı ---

    bir süre önce duyduğum bir hikâyenin peşinden gittim ve garip mi garip bir soruşturmanın tutanaklarına ulaştım. bununla yetinmedim, iz sürerek, olayın kahramanlarını, daha doğrusu mağdurlarını buldum ve hikâyeyi bir de onların ağzından dinledim. ulaştığım belgeleri ilk okuduğumda bir kara mizah öyküsü gibi gelmişti her şey. ancak gülünüp geçilecek bir olay değildi, çünkü gerçekten yaşanmıştı.

    olay, 12 eylül darbesinin etkilerinin yoğun bir şekilde sürdüğü 1988 yılında geçiyor. bu ülkede ermeni olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak edenler, özellikle darbeler sürecinde ermenilerin hangi dertlerle boğuştuklarını anlamak isteyenlerin ibretle okuması dileğiyle…

    sen misin armani giyen!

    1988’in yaz aylarında, istanbul’da yaşayan ve birbirini tanımayan üç türkiye cumhuriyeti vatandaşı yaz tatillerini geçirmek için avşa adası’na gittiler. adları, hasan bahar, ülgen çağdaş ve giragos (giregöz) merkezoğlu’ydu. aralarında sadece merkezoğlu gerçekten ermeni’ydi, ama belli ki yetkililer işin bu boyutuyla pek ilgili değildiler.

    birbirini tanımayan üç kişi, henüz tatillerinin tadına varamadan, jandarma tarafından oldukça “ciddi” bir iddiayla gözaltına alındılar. haklarındaki suçlama, “ermeni propagandası yapmak” ve “ermenistan imparatorluğu kurmak için örgüt oluşturmak”tı. üstelik bu hain düşüncelerine ait malzemelerle birlikte ele geçirildiler ve mevcutlu, yani elleri kelepçeli olarak mahkemeye çıkarıldılar.

    üç vatandaşın ilk sorguları jandarma tarafından yapıldı. “hainler! ermeniler! namussuzlar!” gibi hakaretler eşliğinde ifade verdiler. başta suçlarının ne olduğunu bilmiyorlardı. ancak bir süre sonra, adada çıkan bir yangının ermeni örgütlerinin başının altından çıktığı yönünde bir ihbarın kurbanı olduklarını anladılar... yangını çıkardığı iddia edilen ermenilerin, üstüne üstlük bir de koskocaman emporio armani yazılı tişörtlerle salınarak dolaşıyor olmaları birilerinin ağırına gitmiş olmalı ki, ihbar edildiler. suç unsuru, giydikleri emporio armani marka kıyafetlerdi… armani tişört giydiklerine göre, demek ki ermeni propagandası yapıyorlardı. armani şort giydiklerine göre, demek ki ermeni imparatorluğunun kurulması için faaliyet gösteriyorlardı. bundan ala delil mi olurdu!

    hakaret ve kötü muamele altında ifadelerini verdiler. apar topar bulunan bilirkişilere emporio armani yazısının ne anlama geldiği soruldu. üç bilirkişi de bunun ticari bir marka olduğu ve ermeni propagandasıyla bir ilgisi olmadığını söylemesine rağmen, dosya kapatılmadı. gerekli tutanaklar hazırlandı ve o tarihlerde avşa’da bir yargı merci bulunmadığı için, üç ‘zanlı’ suç delilleriyle birlikte marmara adası sulh hâkimliğine sevk edildiler.

    neyse ki, üç sanık, savcılık sorgusunun ardından “tutuklamaya yer olmadığı” yönünde kararla kurtuldular. bu badireyi bir kazaya uğramadan kurtuldukları için mutluydular. kısa bir süre sonra, istanbul devlet güvenlik mahkemesi cumhuriyet savcılığı kararıyla, ‘suç unsuru’ olarak görülen tişörtlerin kendilerine iadesi kararı çıktı ve bu garip macera da burada sonlandı.

    resmi belgeler işiğinda ‘emporio armani’ vakasi

    bilirkişi raporut.c marmara sulh hâkimliği

    sayı: 1988/25 haz.

    ermeni propagandası yapmak suçundan sanıklar hakkındaki soruşturma evrakı hakimliğimize gönderilmekle; olayın soruşturmasını yapmak ve tşörtler üzerinde yazılı bulunan yazının propaganda mahiyetinde olup olmadığını tesbit etmek için bu dilden anlayan şahısların hakimliğimize hazır bulunmaları hususunda belediye başkanlığından hoparlörle ilan yaptırmakla hakimliğimize başvuruda bulunan şahıslar dışarı çıkarılarak ayrı ayrı huzura alınıp dinlenmelerine geçildi.

    bilirkişi tercumani ömer nail gençtürk: osman vedat oğlu, 1958 yılında mahireden olma, aslen istanbul, ortaköy, beşiktaş ilçesi nüfusuna kayıtlı olup halen 1. levent, karanfil caddesi no:33 istanbulda oturur ve ve-ge hassas kağıt ve yapıştırıcı bant sanayi ve tic.a.ş. (halkalı asfaltı no:243 sefköy-istanbul) ortaklarından sanıkları tanımaz, bilirkişiliğe mani hali yok bu işlerden çok iyi anlar usulen yemin yaptırıldı soruldu.

    tarafıma verilen üç adet tşört ile bir adet şort ve bir adet aşofman üzerinde gerekli incelemeleri yaptım. bunlar üzerinde emporio armani yazılıdır. ve bu çok ünlü bir italyan firması olup bu firma konfeksiyonculukla meşgul olmaktadır. ve firma sahibinin soyadı armani’dir. ve yazılar ingilizce olmayıp italyancadır. aynı zamanda bir modacının adıdır. bu şekilde ismigeçen pek çok ünlü modacı bulunmaktadır. mesela benotton gibi. bu şahıslar tişörtlere isimlerini vermekle ve bu sayede reklam yapmaktadırlar. ermeni kelimesi ise armania (armenia) şeklinde yazılmaktadır. benim yaptığım incelemeler sonucu ortaya çıkan gerçek budur kesinlikle her hangi bir ermeni propagandası yapılma amacı bulunmamaktadır. ben bu kanatteyim. ve belediye ilanını duyunca buraya geldim hakimliğinizden de her hangi bir ücret talep etmiyorum dedi.

    üzerindeki ehliyetnamesi alınıp incelendi. beyanına aynen uyduğu ve istanbul beşiktaş ilçesi ortaköy mahallesi cilt:12, sayfa:18 kütük:35 de nüfusa kayıtlı bulunduğu görülmekle ehliyetnamesi iade edildi. beyanı okudu imzası ile tasdik etti.

    27.7.1988 marmara sulh hâkimi 25341 kâtip 361 bilirkişi - tercüman

    bilirkişi tercüman hikmet gürkaynak: fikret oğlu 1936 yılında nimetten olma, aslen erzincan ili, çayırlı ilçesi, harmantep köyü nüfusuna kayızlı olup halen 5 tepe, mecnun sokak 58/1 ankara adresinde oturu ve desiyab da uzman olarak çalışır, sanıkları tanımaz, tercümanlığa mani hali yok, usulen yemin yaptırıldı soruldu.

    tarafıma tevdi edilen eşyaları inceledim. ve bunların çok ünlü bir italyan firmasının adını taşıdığını ve tişörtlerin boyun kısmında da markalarını yazılı olduğunu tesbit ettim. üzerindeki yazılar italyanca olup armani çok ünlü bir italyan modacıdır. ve ermeni anlamına gelmemektedir. çok ünlü bir firma olduğu için imparatorluk adı ile de anılmaktadır. yani çok ünlü bir italyan firmasının ismidir kesinlikle ermeni imparatorluğu anlamına gelmemektedir. ayrıca ben ilanınız üzerine buraya geldim ve herhangi bir ücret talep etmiyorum vatandaşlık görevimi yaptım dedi.

    üzerindeki nüfus cüzdanı alınıp incelendi. yukarıdaki beyanına aynen uyduğu harman tepe köyü, cilt:02/02,sayfa: 032, kütük sıra no:34 de nüfusa kayıtlı olduğu görülmekle nüfus cüzdanı iade edildi. beyanı okundu imzası ile tasdik etti.

    27.7.1998 marmara sulh hâkimi 25341 katip 361 bilirkişi- tercüman

    bilirkişi tercüman suha günay: erdoğdu oğlu, 1966 yılında sevimden olma, aslen antalya korkuteli ilçesi bozova köyü nüfusuna kayıklı olup, halen iskele caddesi no:32/19 caddebostan istanbul’da oturur ve istanbul noterlerine yeminli tercümanlık yaptığını beyan etti, sanıkları tanımaz, bilirkişiliğe mani hali yok usulen yemini yaptırıldı soruldu. ben istanbul 1.4.5.6.12.14.24 v3 25. noterlerine yeminli tercüman olarak çalışırım. ingilizce ve almanca dillerini çok iyi bilir ve latince kökenli diğer dillerden de iyi anlarım. şu anda bana tevdi ettiğiniz tşörtler ve şort ile eşofman altı üzerinde yazılı olan emporio armani çok ünlü bir italyan moda firmasıdır. nasıl ki türkiye’de vakko ile beymen gibi firmalar var ise italya’da da bu çok ünlü firma bulunmaktadır. ve çok büyük bir firma olduğu içinde imparatorluk adı ile dahi anılmaktadır. yine tişörtlerin ön yüzünde ki kartal resmi ve altında yazılı bulunan -g-a- harfleri ise bu firmanın amblemidir. yani onun işaretidir. (g) harfi firma sahibinin adı olan georges’i (a) harfi ise soyadı olan armani’yı ifade etmektedir kesinlikle ermeni propagandası niteliği taşımamaktadır. eğer ermeni imparatorluğu şeklinde bir propaganda yapılma niyeti olsaydı “armenia empire” şeklinde yazılması gerekirdi. dolaysı ile bunu giyen şahıs veya şahısların bu propaganda niyeti ile giymelerine imkân bulunmadığı kanaatindeyim, kendilerini de kesinlikle tanımıyorum. mahkemenizin belediyece yaptırmış olduğu ilan üzerine ve bende tatilimi geçirmek için buraya geldiğimden vatandaşlık görevi gereği olarak buraya geldim hâkimliğinizden her hangi bir ücrette talep etmiyorum dedi.

    bilirkişinin üzerinde bulunan sürücü belgesi incelendiğinde istanbul ili, trafik tescil şube müdürlüğünden almış olduğu –b- sınıfı sürücü belgesi olduğu ve 19.7.1985 tarihli ve 657399 numaralı ehliyetname olduğu görülmekle iade edildi. beyanı okundu imzası ile tasdik etti.

    27.7.1988 marmara sulh hâkimi 25341 kâtip 361 bilirkişi- tercüman

    sanıkların ifadelerit.c marmara sulh hâkimliği

    sayı: 1988/25

    sorgu zapti

    marmara sulh hâkimi: oğuz çelik 25241 kâtip: fahrettin ovalı 361ermeni propagandası yapmak suçundan sanıklar hakan bahar, ülgen çağdaş ve giregöz merkezoğlu’nun ayrı ayrı yerlerden bulunarak hakimliğimize mevcutlu olarak gönderildikleri görülmekle ve tişörtler üzerinde gerekli bilirkişi incelemeleri ayrıntılı şekilde yapılmış olmakla sanıkların sorgularının yapılması için ayrı ayrı huzura alınıp ifadelerinin alınmasına geçildi.

    sanik hasan bahar: ismail oğlu, 1960 yılında hacerden olma, aslen istanbul ili, üsküdar ilçesi, kazasker ahmet mahallesi cilt:1, sayfa:142 kütük sıra no:14 de nüfusa kayıtlı olup halen istanbul bahçelievler ömür arkası ödül kent, b blok d:1 de oturur, evli, bir çocuklu, okuryazar sabıkasız, türk, islam, oto servis işletmecisi olarak topkapı ticaret merkezi, cevizli bağ no:70 de babası ile birlikte çalışır.

    sanik ülgen çağdaş: ferit oğlu, 1972 yılında müjgandan olma, aslen istanbul ili, beşiktaş ilçesi, nüfusuna kayıtlı olup halen tanzimat caddesi güvenel apt.kat:8 no:17 yeniyol, göztepe istanbul’da oturur bekâr, okuryazar, sabıkasız, türk, islam, eseniş koleji 1. sınıfta okur.

    sanik giregöz merkezoğlu: krikor oğlu, 1949 yılında nazlıdan olma, aslen sinop ili, boyabat ilçesi, kerçioğlu köyü, cilt:007/03, sayfa: 33, kütük sıra no:142-11 nüfusuna kayıtlı olup halen istanbul şirinevler mehmet akif mahallesi 6.sokak no:38 de oturur, evli, 2 çocuklu, okuryazar, sabıkasız, türk, islam, halen şirinevler mithat paşa caddesi no:8 de oto kaportacısı olarak çalışır.

    sanıklara ayrı ayrı müsnet suçları anlatılıp ayrı ayrı savunmaları soruldu.

    sanık hakan bahar: savunmasında: ben jandarmada ifade vermiştim. ancak aldığım şahıs çaycı ömer değil, onun kardeşi ibrahim’dir ve benden başka pek çok kişide bu şekilde olan tişört ve şortlardan almıştır. kesinlikle kötü bir niyetimiz yoktu. ve ayrıca ben diğer sanıkları da tanımıyorum. ben avşa adasına tatilimi geçirmek için ailemle birlikte gelmiştim. ayrıca bu tişört firması çok ünlü bir italyan firmasıdır ben de moda gereği alıp giymiştim. müsnet suçlamayı kabul etmiyorum dedi.

    jandarmaca tutulan tutanak okundu soruldu: bir diyeceğim yoktur dedi.

    26.7.1988 tarihli jandarma ifadesi okundu doğru ve bana aittir dedi.

    nüfus cüzdan sureti okundu. doğru ve bana aittir dedi.

    sanık ülgen çağdaş savunmasında: söz konusu beyazlı tişört bana aittir. ve bana annem almıştır. çok ünlü bir firmanın malı olduğu için bana hediye etmiştir kesinlikle müsnet suçu işlemiş değilim dedi.

    jandarmaca tutulan tutanak okundu bir diyeceğim yoktur dedi.

    jandarma ifadesi okundu doğru bana aittir dedi.

    nüfus cüzdanı sureti okundu doğru ve bana aittir dedi.

    sanık giregöz merkezoğlu savunmasında: ben istanbul topkapı’da dolaşırken bit pazarında tişört ve eşofman altını 20.000 lira ödeyerek aldım. avşaadasına zülfi kanarya pansiyonuna geldim. gelelide bir hafta olmuştu. bir haftadır bunu giyiyordum ancak dün avşada boncuk vesaire satan şahısın biri bunu niye giyiyorsun dedi ve bizi karakola getirdiler bu günde buraya getirdiler. ben diğer şahısları tanımıyorum kendileri ile hiçbir dostluğum yoktur ayrıca bu şekilde propaganda yapmayı düşünmem. ben devlete saygılıyım suçsuzum dedi.

    jandarmaca tutulan tutanak okundu bir diyeceğim yoktur dedi.

    jandarma ifadesi okundu doğru bana aittir dedi.

    nüfus cüzdanı sureti okundu soruldu: doğru ve bana aittir dedi.

    g d: toplanan delil durumuna, sanıkların savunmalarına ve belediye hoparlörü ile yapılan ilan üzerine hâkimliğimize müracaat eden bilirkişi-tercümanların yeminli beyanlarına göre sanıkların müsnet suçu işledikleri hakkında aleyhlerinde her hangi bir delil bulunamadığı gibi bu kasıtla hareket ettikleri de anlaşılamadığından sorgusu yapılan her üç sanığın tutuklanmalarına yer olmadığına ve serbest bırakılmalarına, evrakın ele geçen (suç eşyası olan olduğu iddia edilen) üç adet tişört, bir adet şort ve bir adet eşofman altı ile birlikte gereğinin takdiri için erdek c. savcılığına tevdiine itirazı mümkün olmak üzere karar verildi.

    27.7.1988 katip 361 marmara sulh hakimi 25241

    ermeni teröristlerle 23 yil sonra görüştük

    yaşandıktan yıllar sonra bu hikâyeyi duyduğumuzda, ermeni propaganda örgütünün üç üyesinin peşine düştük. ikisiyle, yani ülgen çağdaş ve giragos (giregöz) merkezoğlu ile yüz yüze sohbet ettik. çok istememize rağmen ne yazık ki hakan bahar’a ulaşma şansımız olmadı.

    ‘ermeni örgütü’nün en küçük üyesi, 1988’de on altı yaşında olan çağdaş ülgen büyümüş. üniversite eğitimini tamamlamış ve askerliğini yapmış, iş hayatına atılmış. giragos usta ise hâlâ o tarihteki ekmek teknesiyle, yani boya kaporta işleriyle haşır neşir.

    ülgen: diskotekte bir kızla buluşacaktım

    • ‘ermeni propagandası’ suçlamasıyla karşılaştığın olay nasıl gelişti, biraz anlatır mısın?

    yaz tatili için avşa adasına gitmiştik. bir akşam diskoya gideceğiz. yanımda yeğenlerim, dayım var. tam askeriyenin önünden geçerken kapıda nöbet tutan çocuk “şışt şışt, gel!” dedi. gittim, aldı beni içeriye götürdü. içerde komutan oturuyor, ayakta da benden uzun boylu sivil giyimli bir herif var. geldi tişörtümün iç yakasında bulunan etikete baktı. “aaa bu da onlardan komutanım” dedi. sonradan öğrendiğim kadarıyla baktığı boyun etiketinin üzerinde emporio armani yazısı varmış. “gidebilir miyim?” derken hiçbir şey söylemeden içeri attılar beni. içeride birkaç kişi daha vardı. hepsi kelepçeli. ben küçük olduğum için kelepçe takmadılar. o zamanlar avşa’da nezarethane yokmuş.

    • neyle suçlandığını, ne hata, ne kusur işlediğini açıkladılar mı?

    nedenini bilmiyorum. iki kişiyle birlikte marmara adası sulh hakimliği’ne götürüldük. mahkemeye çıkardılar bizi. ermeni propagandası yapıyormuşuz, ermeni imparatorluğu kurma fikrindeymişiz. ben o tarihte on altı yaşındaydım. ilk anda ne olduğunu, ben anlayamamıştım, çok sonraları ne olduğunu anlayabildim.

    • diğer iki kişi kimdi? neden almışlar onları?

    o tarihlerde bir yangın çıkmış avşa’da. gazetelerden arayıp soruyorlar. bizle bu yangın arasında bir ilişki arıyorlar. ermeniler hani ayaklandılar mı diye, neler yazıyorlarsa kafalarında, ne düşünceler varsa, ona bağlıyorlar bu yangını. göğsünde emporio armani yazan tişörtü giyen ve ilk yakalananın bir ermeni olması bunları tam inandırıyor. sonuçta bir tane ermeni var aramızda, bunlar kesin ermeni propagandası yapıyor diyorlar. böyle bir olay.

    • nasıl sonuçlandı bu dava?

    marmara adası’nda hâkim karşısına çıktık, o sordu biz böyle bir şey yapmadık dedik. serbest olduğumuzu açıkladı. oradan tekrar avşa’ya döndük ve bizi hep birlikte erdek’e götürdüler, ama niye gittiğimizi, ne yaşadığımı hatırlamıyorum. tutanaklarda her şey var. tatilimiz zehir oldu. halbuki o gün sarışın bir kız arkadaşımla diskotekte buluşacaktım. istanbul’a döndükten sonra karakoldan çağırdılar. gittim. kapıdaki polis “sen ne yapmışsın” dedi. ne yapmışım? “ermeni propagandası yapmışsın” sen dedi. yok abi öyle değil, şöyledir, böyledir, bildiğin gibi değil dedimse de seni devlet güvenlik mahkemesi’nden çağırıyorlar, gideceksin, iyi gideriz dedim. böyle saçma sapan bir durumdu işte...

    • dgm’ye niçin çağırmışlar seni?

    suçsuzluğum kanıtlanmış. o zaman tabii üstümüzdeki suç delili saydıkları tişörtleri tutuklamışlar. onları iade etmek için çağırmışlar. bir poşet içinde teslim ettiler. hiç unutamam dgm’deki savcı mı hâkim mi bilmiyorum, sana bir olay anlatacağım dedi. buyurun dedim. “bir lahmacuncu domates falan kesmek için yanında bıçak taşıyormuş. polisin biri gelmiş lahmacun almış, sonra da bu ne biçim lahmacun lan diye bir yumruk atmış. hır gürden sonra polis gitmiş. polis gitmiş ama lahmacuncunun kendisini şikâyet edebileceği aklına takılmış. ertesi gün lahmacuncuyu polise bıçak çekmekten tutuklamışlar. içeride, cezaevinde isyan çıkmış ve lahmacuncu öldürülmüş. dikkat et oğlum, burası türkiye!” dedi bana.

    • savcı seni resmen tehdit etmiş?

    bilemiyorum, ben o gün lahmacuncu için çok üzülmüştüm. o zaman anlamıyordum. nerden bileyim ben.

    • gençliğinde ermeni arkadaşın oldu mu?

    olmaz olur mu. bakırköy sokaklarında onlarla birlikte büyüdüm, ben de onlardan biriydim, ben de mahallenin çocuğuydum. sonra ermeni propagandası yapan bir çocuk oldum. ermenilerin sorunlar yaşadığını düşünemezdim.

    merkezoğlu: kurtulunca eşofmanı hemen yaktım

    örgütün tek ermeni üyesi giregöz’ü işyerinde ziyaret ettim. önce kimlik yoklaması yaptı, nüfus kâğıdımı evirdi çevirdi, sorular sordu, agos gazetesi yazarı olduğumu belirtince tedirgin de olsa konuşmaya ve kayıt yapmama izin verdi. sinop, boyabat doğumlu olduğunu, o tarihlerde boyabat’ta hâlâ otuz hane ermeni’nin yaşadığını, zaman içinde baskılardan, şiddetten yıldıklarını ve teker teker o toprakları terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi. ikinci sınıfa kadar boyabat’ta okuduğunu, türk çocuklarından çok dayak yediğini, evlerinin sürekli taşlandığını ve dedesinin gitmeyin ısrarlarını bile dinlemeyen babası ile istanbul’a göç ettiklerini, eğitimine devam edemediğini, dolapdere’de kaporta ve boya işlerinde ustalaştığını, hepsini birer birer anlattı. sanki anlattıklarını ikimiz de tekrar yaşıyorduk.

    giregöz adının nereden geldiğini sorduğumda ise babasının nüfus müdürünü bir türlü ikna edemediğini ve gerçeği giragos olan adının sözde daha kolay telaffuz edileceği gerekçesiyle giregöz olarak kayda geçtiğini söyledi. dava tutanaklarındaki kimlik tespitinde müslüman türk olarak yazılıydı. sordum… meğer o da yanlış yazılmış.

    • giragos usta, ne oldu avşa adası’nda?

    eşim, ben, 7 ve 9 yaşındaki kızlarımla tatile gitmiştik. bir sabah erkenden balık almak için eşimle limana indik. sabah keyfini yaptık, çayımızı içtik, poğaçamızı yedik. karakolun yanındaki pansiyona dönerken köşede, bir delikanlının yeni açmaya başladığı tezgâhında örgülü tişört gibi bir şeye gözüm takıldı, ona bakıyordum. benim üstümde de siyah bir eşofman var. üzerinde emporio armani yazıyor. gel vücuduna bakalım dedi. yüzüme baktı, baktı, baktı.. ‘bir şey mi var kardeş’ dedim. ‘sen ermeni kralı mısın’dedi. ‘niye öyle dedin, ne alakası var’ dedim. ‘göğsünde ermeni kralı yazıyor, sen ermeni propagandası yapmak için adaya geldin, biz bu adadan kimleri sürdük biliyor musun’ dedi. gençten bir çocuk. adam yapıştı yakamıza. ben de gencim, kuvvetliyim, ben de yapıştım. millet toplandı. pata küta vurmaya başladılar bana. hanım çığlık çığlığa bağırıyor. ‘durun ne oluyor gelin karakola gidelim’ dedim, yoksa on beş yirmi kişi linç edecekler. karakola doğru kaçtık.

    yeni uyanmış 18-19 yaşında bir çavuşa durumu arz ettim. bana ermeni kralı diye saldırdıklarını söyledim, ermen kralı kim onu bile tanımam dedim. ermeni propagandası yapıyor diye çığlıklar yükseldi. üstündekileri çıkar, bırak git, ben araştıracağım dedi. öğle saatlerinde pansiyona gelip beni karakola götürdü. içeri attı.

    • iki kişi daha varmış. çağdaş’la görüştüm. diğeri kimdi?

    akşamüzeri yanıma bir delikanlı getirdiler. giydiği şortta emporio armani yazıyor. emekli bir albayın yeğeniymiş. okumuş yazmış biri, amcasının ısrarı üzerine tatile gelmiş. o gelince ben biraz rahatladım. suçlamayı duyunca çılgına döndü. ‘ben ülkücüyüm, benle ilgili böyle bir suçlamada bulunamazsınız’ dedi. ama dinleyen kim. sonra amcası albay geldi. yeğeninin üniversitede dahi olaylara karışmadığını, vatansever biri olduğunu söyleyerek kefil olup alıp götürmek istedi. ama vermediler. ‘senin yeğenin bu adam ile ermeni propagandası yapıyor, nasıl verelim’ dediler. olayın kaymakamlığa, ankara’ya yansıdığını söylediler. ‘bu insanlara işkence yapmayın, her şey anlaşılır’ dedi ve çaresizce gitti. sonra, saat altı civarında o yeni yetme çocuğu da getirdiler.

    • ne oldu sonra?

    ertesi sabah albay yine geldi. tüm ısrarlara, dil dökmesine rağmen ikna edemedi. mahkemeye çıkarılacağımız söylendi. ellerimiz kelepçeli, yani zincirli olarak marmara adasına götürüldük. albay da bizimle geldi. motorda kelepçelerimizi çözdürdü. yüksek duvarlı bir karakolda vatan hainleri, şerefsizler, siz bu vatanın ekmeğini yiyorsunuz, niye bu vatana ihanet ediyorsunuz gibi ağır küfürler, hakaretler altında karşılandık. haber bizden önce gitmiş. uzun hikâye, emekli albayın çabaları sayesinde mahkemeye çıkarıldık, suçsuz olduğumuza karar verilmiş. önce avşa’ya oradan da jandarmanın bağlı olduğu erdek’e götürüldük ve serbest kaldık. emekli albay olmasaydı başımıza çok iş gelirdi.

    • olayın nedenini anlayabildin mi?

    avşa adasının tepesindeki zeytinlikte yangın çıkmış. ve fısıltı gazetesi yangını ermenilerin çıkardığını ve bir ermeni grubunun makineli silahlarıyla adaya geldiğini, militanların da yakalandığı yaymış. sözde adayı işgal edeceklermiş. gazeteciler geldi, fotoğraflarımızı çekti. ‘kardeşim, insan çoluk çocuğu ile militanlığa çıkar mı’ dedim. biz hemen apar topar istanbul’a döndük.

    • istanbul’da da mahkemeye çıkmışsınız.

    burada, dükkânımda oturuyordum. mahallemizin bekçisi elinde bir zarfla bana geldi. ‘giregöz usta durum kötü’ dedi. ‘hayrola? seni dgm’den çağırıyorlar’ dedi. bu da uzun hikâye. bekçi yıllardır tanıdığım biri, samimiyiz. kaybolmamı, türkiye’den kaçmamı önerdi. başıma kötü şeyler gelebileceğini, oraya gidenlerin kaybolduğunu söyledi. çoluk çocuk var, nereye kaçacağım? birkaç gün sonra doğrudan dgm’ye gittim.

    • neymiş sorun?

    avşa’da el koydukları suç delili eşofmanımı iade edeceklermiş. sekreterliğe gidip almamı söylediler. gittim ama kızgınım. yüksek sesle suçsuzum diye mırıldanıyorum. sekreter bayan susun işareti yaparak yanına çağırdı. alçak sesle konuşmamı, olayımızın büyük olduğunu, buraya gelen binlerce kişinin kayıp olduğunu söyledi. ben istemiyorum, yakın onları dedim. ancak mecburen imzayı atıp teslim alıp eve döndüm ve hemen yaktım.

    --- alıntı sonu ---

    tema:
    (bkz: türkiye politikaları/@derinsular)
59 entry daha

hesabın var mı? giriş yap