şükela:  tümü | bugün
369 entry daha
  • bundan iki hafta önce işyerinin kapıya polis gelmiş. bu ip'den şu tarihlerde ekşi sözlüğe giriş yapmış speolog nickli kişiyi arıyoruz demişler. verdikleri de bir sene öncesinden belirsiz bir tarih aralığı. e bizim kızların tabi ekşi sözlükten falan haberleri yok, ben bakmıyorken varsa yoksa msn, facebook. en fazla habertürk'teki magazin haberlerine yorum yazmışlardır. doğal olarak yok öyle biri demişler. dini aşağılayıcı, halkın manevi değerlerini rencide edici yorumlar yapılmış demişler. yok bizim burada kimse dine hakaret etmez demişler. kuşkulu bakışlar, imalı sorular, zarf atmalar polis bizimkileri töhmet altında bırakmış. o sırada ortaklardan biri gelmiş uşaklı 60 yaşını geçkin bir abimiz. zaten telaşlı bir insandır, polislerin bizim kızları sıkıştırdığını görünce panik olmuş. neyse it sorumlunuz kim onunla görüşelim demişler, ertesi gün geleceğimi öğrenince saat 10-11 gibi geliriz diyerek ayrılmışlar.

    beni arayıp haber verdiler tabi. ben de zamanında basından görmüştüm ama benim de kapıma gelebilecekleri aklımın ucundan bile geçmemişti. birkaç ay önce ilgili haberleri yüzeysel olarak okuyup "vay anasını!" demekle yetinmiştim. insan kendi başına gelene kadar absürd haberlere sanki hayal ürünüymüş gibi böyle yüzeysel tepkiler vererek hayatına devam ediyor. google sağolsun geriye dönüp aratınca konunun burada "ekşi sözlük'ün savcılığa yazar bilgilerini vermesi" başlığı altında yüzlerce entry ile irdelendiğini gördüm. artı gene google'da "halkın manevi değerlerini rencide etmek" şeklinde arattığımız zaman konuyla ilgili onlarca haber çıkmakta. bunların içinde birgün gazetesi haberi "ekşi sözlük yazarlarına adnan hoca baskını" olarak vermiş. bir de değişen nickli arkadaşın yazdıkları var. olayın ne olduğunu üç aşağı beş yukarı kavradıktan sonra sıra geldi avukatlara danışmaya. en başta eşim avukat zaten ama ek olarak cmk madde 147 ifade ve sorgu usülleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olan birkaç arkadaşa daha danıştıktan sonra şu bilgileri aldım:

    -sakin kalın, tabi öncelikle dolandırıcılık ve sahtecilik durumlarına karşı polislerin kimlik bilgilerini isteyin, şüpheli bir durum sezerseniz (sahte polis vs.) bir şekilde oyalayıp 155'i arayın ve en yakın şubeden refakatçi isteyin. bunu direk gelen polislerden öğrendim.
    -neye istinaden suçlandığınızı (dosyada tam olarak tanımlanmıştır ve size bildirilmesi hakkınızdır) dosya numaranızı ve soruşturmayı yürüten savcınızı öğrenin.
    -ifade verirken avukat bulundurma hakkınız olduğunuzu bilin. gerekirse avukatı beklemek zorundalar. soruları avukat eşliğinde yazılı olarak alarak kendinizin de uygun olduğunuz bir tarihte ilgili şubeye yazılı olarak teslim etme hakkınız vardır.
    -yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamak kanuni hakkınızdır.

    zaten cmk madde 147 diye arattığınız vakit gerekli bilgilere çeşitli sitelerden ulaşabiliyorsunuz. unutmayın polislerin sizi yargılamaya hakkı yoktur. alınacak olan ifadeye göre araştırmasını yapacak, suçlu olup olmadığınıza karar verecek olan savcıdır. kendi yorumunu yaptıktan sonra, ya takipsizlik kararı vererek suçlamayı düşürecek ya da sizi mahkemeye sevkedecektir. ama elinde tuğla gibi dosyayla kapınıza gelmiş polisi de kızdırmanın alemi yoktur. bu tarz şikayetler bilişim suçları birimine sevk ediliyor. oradaki polisler de genelde kredi kartı dolandırıcılıkları, çakma alışveriş siteleri vs. ile uğraşan ve politik konulara çok bulaşmayan, savcı tarafından sahaya sürülmüş, yüzlerce ip için kimlik tespiti yapmaya gelmiş senin benim gibi adamlar.

    netekim ertesi gün dedikleri saatte geldiler. bu gelenler de ellerinde tuğla gibi dosya ile kapı kapı dolaşıp sözlük yazarı arayan arkadaşlardı. bi çay içtik, yemek yedik, biraz havadan sudan konuştuk konuya girdik. dosya üsküdar adliyesi, celal avar 2010/11049 numara ile açılmış, isnad edilen suç ise dini değerlere hakaret ve halkın manevi değerlerini rencide etmek. savcılığa şikayet edilen 200 küsür yazarla beraber benim de nick'imin 18-20.07.2010 tarihleri arasında işyerim ip'sinden ekşi sözlüğe bağlandığı tespit edilmiş. bence ekşi sözlükte konu ile ilgili tartışmanın burada takılıp kalması hatta konu ile ilgili başlığın bu şekilde açılması üzüntü verici. biraz araştırıldığında bu tarz sitelerin giriş yapan anonim üyelerin ip loglarını tutma konusunda kanuni yükümlülükleri olduğu ve savcı talep ettiği taktirde istenen bilgileri verme zorunlulukları olduğu öğrenilebilir. bu aslında olayın içinde teknik bir detaydan ibaret ve bu konuda siteyi değil kanunu ve sistemi eleştirmeli, zira bizim vergilerimizle çalışmakta olan savcı, hakim ve koskoca bir birimin saçma sapan işlerle uğraşmasına sebep olmakta. ekşi sözlük avukatı başak purut’da ntvmsnbc'de sorunu şöyle dile getiriyor: "temel sorun bu bilgilerin neden istendiğidir. yıllardır anlattığım üzere, savcılık bir şikayet geldiğinde şikayet hakkında takipsizlik kararı verecekse dahi, hiç gerek olmadığı halde şüphelinin tespiti ve ifadesine başvurulması yoluna gider. temel sorun bu. savcı önüne gelen neredeyse her şikayeti bu çarka sokmakta, hem kendi yükünü, hem polisin yükünü arttırmakta, isteyerek veya istemeyerek insanlar üzerinde korku yaratmakta. gündemdeki talebe ilişkin olarak savcıyla iki kere konuşuldu, tümünü değil, sadece suç unsuru olduğuna kanaat getirdiklerini vermek istedik zira yerli, yersiz, mantıklı, mantıksız tüm şikayetlere ilişkin ip bilgilerini istedi savcılık." şu anda gündemde olan "başbakan'a facebook'tan hakarete 2 yıl isteniyor" başlıklı haberlerde de kişiye ip üzerinden ulaşıldığı görülüyor.

    isteseler bana zaten gayet rahat ulaşırlar, benim sözlük kayıtlarında gizlim saklım yok ama site anonim, dosyaya işlemek için resmen kimlik tespiti yapıyorlar ve bulabildiklerinin ifadelerini alıyorlar. mevzu bahis şirket olduğu için de huzursuzluk olmasın diye aradıkları yazarın ben olduğumu direk söyledim uzatmadan. 200 kişilik listede bir kişiye daha ulaşabildikleri için çok sevindiler :) kayıtlı 800 küsür entryim arasından şikayete sebep olan hangisi bir bilgileri yok. yani rumuzu genel olarak şikayet etmişler. zaten daha önce başıma gelmişti, entry belli olsa sözlük yönetimi çok uzatmadan mevzu bahis entryleri siliyor. kimin şikayet ettiğini sorduğumuzda "dosyada şikayetçi listesi var, sizi şikayet eden hangisi bilemeyiz, ama gidip öğrenebilirsiniz" gibi bir şey söylediler. konu zaten belli olduğu için çok üstelemedim. kısaca ifadenin özetine gelecek olursak, kimlik telefon adres bilgilerim, ekşi sözlükte x rumuzlu yazarın ben olduğumu kabul ettiğim ve zaman zaman mevcut ip'den siteye giriş yaptığım, fakat yazdığım yorumlarda dini değerlere hakaret olmadığı, halkın manevi değerlerini rencide ettiğim suçlamasını reddettiğim vs. bir paragraf yazdık imzaladık, polis arkadaşları uğurladık.

    olayın sosyal yansımasına gelecek olursak, adnan oktar'ın kendisi ile ilgili yorum yapanlara ilişkin tavrı zaten biliniyor. youtube videoları altına yorum yapanlara dahi dava açmış bir insan. birgün gazetesi şöyle ifade etmiş: "kendisiyle ilgili en ufak bir eleştiri ya da yorumda harekete geçen adnan oktar, bugüne dek sanal alemin en popüler sitelerinden google.groups, ekşisözlük, süperpoligon, antoloji.com, gazete vatan, richard dawkins ve yazar turan dursun’la ilgili internet sitelerine erişimin engellenmesi kararını aldırtmıştı." kendisinin karanlık geçmişi bilindiği halde mevcut haberlere yazılan yorumları okuduğunda insan üzülüyor. sözlük azınlığı ve birkaç blog hariç, ana akım medyada oldukça büyük bir kesim "oh olsun, öyle gizlenip yazmak kolay, sokakta da hakaret edin bakalım sağ kalabiliyor musunuz?" tarzı yorumlar yapmışlar. halbuki bu yazarların birçoğu hakaret falan etmemiş. ortada sadece suçlama var, biz de o suçlamayı reddettik, savcıyı bekliyoruz. bu yorumlar gerçek de olabilir, sistemli bir şekilde provokatif amaçlı yazılmış da olabilir. gerçekten bu tarz yorumlar yapan balık hafızalı saf arkadaşlarımıza arşivden şu haberi bir hatırlamalarını rica ediyorum: kızları kurtardı! bu adam mı bize dini öğretecek? bu adam mı türkiye cumhuriyeti'nde ifade özgürlüğünün sınırlarını belirleyecek? bu adam mı hakaretin tanımını yapacak? bu adam mı bilim hakkında yorum yapacak?

    ama her iki durumda da haberler amacına ulaşıyor. amaç saçma sapan suçlamalarla töhmet altında bırakılan bir avuç insanı itibarsızlaştırmak, çağdışı kalmış hukuk çarkının içine sokup, bu insanlar üzerinden binlercesini sindirmek. yoksa 3-5 kişiyle uğraşmışlar kime ne faydası olacak. bu haberler yayılsın hedef gösterilmekten, fişlenmekten, töhmet altında kalmaktan korkan insanlar korkudan otosansür uygulasın "hizaya gelsinler!" maalesef birçok insan gerçekten korktu, birçoğu susmayı tercih ediyor. yönetimin tavrını ileri sürerek sözlükten ayrılanlar olmuş, hem de kaç senelik yazarlar. bu garip suçlama doğru olsa da olmasa da ortamı bulandırmaya yetmiş. ama konu sadece sözlükle sınırlı değil ki. hangi ortamda yazdığın önemli değil. bugün de haberlerde facebook'ta başbakan hakkında yorum yapan bir kişi hakkında soruşturma açıldığı haberi çıktı. son aylarda çıkan haberleri tarayın, sosyal medya üzerine yapılan baskının haddi hesabı yok. bir gün kapınızda polisi gördüğünüzde ışık görmüş tavşan gibi kalmak yerine, tam da seksenlerin kayıp gençliğine yakışır bir şekilde susmak yerine, artık örgütlenmek gerekiyor. bu ahı gitmiş vahı kalmış hukuk düzeninde bile haklarımız var ve bu haklarımızı hatırlamamız, sonuna kadar savunmamız gerekiyor.

    benim küçük dünyama gelince, bizim işyerindeki kızlar birkaç gün bana yabancılaştılar, vay allahsız kafir diye süzdüler falan. uşaklı ortağımıza konuyu anlatmam epey uzun sürdü, hala anlamamış olabilir. diyorum ya balık hafızalıyız diye, şimdilerde herşey normale döndü, beni eskisinden çok seviyolar :) arada soruyorum "kızlar beni sevir misiniz?" diye, speolog seni herşeyden çok seviyoruz diyolar. maşallah maşallah diyorum ben de. ha adnan oktar hakkında ne yazdın da geldiler diye merak edenlere söyleyeyim, adnan oktar'a bişey yazmamışım ama harun yahya başlığına fi tarihinde "külliyen zaman kaybı.." yazmışım. değişen bişey yok, şu hale bakın vallahi de billahi de külliyen zaman kaybı :)
101 entry daha