şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • kıtabın %85'ini bitirdim ve en kuvvetli izlenimim kitabın zaten çok geç kalmış olmasına karşın (3 sene kadar) hala daha tam hazır olmadan basıldığıdır. klasik r.r. martin meziyetleri ve hikayenin güzelliği hala baki olmakla beraber -belki de çok sayıda yeni pow eklenmesinden dolayı- olayların takibi çok zorlaşmış ve zaman akışını anlamak hemen hemen imkansız. ayrıca hemen göze batan bir ayrıntı da editörün resmen beyin amcıklaması geçirmiş olduğunun bariz olması. kitabın yaklaşık ilk yarısı 4. kitapla paralel hikayeler içeriyor ancak son kitabın üzerinden 4-5 sene vakit geçtiği için yeniden okumak lazım sanki yoksa unuttuğunuz ayrıntılar "hoppala bu da nereden çıktı şimdi" tepkisi verdiriyor. ikinci yarıdan sonra ise çoğunluğu yeni pow karakterlerden oluşan chapterlar içeriyor ve gene bir sonraki kitapta tamamlanacak olan yarım enstantaneler sunuyor. bu da hikayeye odaklanmayı ve yeni karakterlere ısınmayı iyice güçleştiriyor. özellikle slaver's bay chapterları ve oradaki iki yeni pow'un (barristan selmy ve quentyn martell) hikaeleri tamamen yeni bir kültürün içinde olmasının da etkisiyle iyice okuyucuyu zorluyor. hele bir de piyangodan çıkmış yeni bir taht talibi var ki olaylara iyice sarpa sardırmakta. kitabın en güçlü yerleri bilindik karakterlerin de yardımı ile kuzeyde geçen chapterlar. bir de tabii ki daimi okuyucu favorileri arya ve tyrion kısımları var ve her zamanki gibi zavallının (tyrion) burnu boktan çıkmıyor. bazen merak ediyorum martin'in cücelere garezi mi var diye...

    özet geçersek;

    eski pow'lar:

    jon snow,
    daenerys targaryen,
    tyrion lannister,
    arya stark,
    asha greyjoy,
    theon 'reek' greyjoy,
    bran stark,
    davos seavorth,
    cersei lannister ve
    jaime lannister.

    yeni pow'lar:

    areo hotah (martell şovalyesi),
    victarion greyjoy,
    barristan selmy,
    melisandre,
    jon connington (robert tarafından sürgün edilmiş bir eski bir lord) ve
    quentyn martell.

    sonuç olarak hikaye daha heyecanlı bir hale gelse, fantastik öğeler iyice belirginleşmeye başlasa ve dağılan taraflar yeni ittifaklarla toparlansa da bu kadar bol malzemeye rağmen anlatım açısından serinin en zayıf kitabı olmuş diyebilirim. bu açıdan rahmetli robert jordan'ın vefatinden önce yazdığı son üç wot cildine benziyor. okuyucuyu doyurmakla beraber bir havada kalmışlık ve hikayeden kopma havası veriyor. tabii daha kitap bitmedi kalan 3-4 chapterda (ki hepsi yeni powların) hikaye örgüsünün içine daha çok girip havada kala bazı yerleri tamamlayabilir martin.
98 entry daha