şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • efendim ozdemir ince beyefendinin baudelaire ve onun siiri hakkinda pek latif bir soylesisinden alintilamak sanirim pek guzel olacak, yuksek copy/paste izinlerinizle:

    "...kötülük çiçekleri ile, gelenekle içerik açısından arasına mesafe koyan, kopma noktasına giden baudelaire'in paris sıkıntısı'nın (le spleen de paris) küçük düzyazı şiirlerini neden yazdığı nedense hiç düşünülmemiştir. baudelaire, paris sıkıntısı (1869) ile, klasik şiirle olan biçimsel bağlarını da kopartır. bu oluşumu, 1862 yılında arsene houssaye'a yazdığı mektupta dile getirir :

    'küçük bir sır vereceğim size.. aloysius bertrand'ın ünlü gaspard de la nuit'sini (sizin, benim ve birkaç dostumuzun tanıdığı bu kitabın ünlü sayılmaya hakkı yok mudur?) belki de yirminci kez karıştırırken, buna benzer bir şey denemek, onun öylesine garipçe, eski hayatın çiziminde uyguladığı yöntemini yepi hayatın, daha soyut bir hayatın anlatılmasında uygulamak geldi aklıma. hırslı günlerimde, uyumu uyağı olmadan da şiirli, ezgili olan, ruhun içli devinimlerine, imgelemin dalgalanışlarına, bilincin çarpıntılarına uyacak kadar çevik ve çelişken bir düzyazı mucizesini hangimiz düşlemedik? her şeyden önce kocaman-kentlerle haşır neşir olmaktan, sayısız bağlantıların rastlaşımından doğar bu saplantı olan ülkü.'

    tahsin yücel'in çevirisinden aktardığım bu satırlar büyük bir biçimsel devrimi, aynı zamanda modern şiirin tematik dönüşümünü muştulayan bir program taslağı gibidir. artık ölçü ve uyak hükümsüzleşmiştir. baudelaire sever şairlerimiz onun bu özelliğini de görmemişler ve bohem baudelaire'e tapınmışlar.

    oysa, 30'lu 40'lı yıllarda baudelaire şiiri izlenmesi zor bir süreç değil, artık belirgin bir durumdur. baudelaire devriminin üzerinden 60-70 yıl geçmiş ve bu devrimin felsefi tabanı ortaya çıkmıştır artık.

    sorun baudelaire şiirine takılıp kalmak değil, onun dallarından birine takılıp kalmaktan kaynaklanıyor.

    modern şiirin asıl kaynağı olan, aloysius bertrand'ın 1842 yılında yayımlanan gaspard de la nuit'si, yayımlanmasından yirmi yıl sonra baudelaire tarafından keşfedilmiş ve türkçede ancak 1999 yılında bu satırların yazarı tarafından yayımlanmıştır. bu da baudelaire sever şairlerimizin "bütün" baudelaire'i ciddi olarak okumadıklarını, onun paris sıkıntısı'nı yazmasına neden olan büyük sıkıntısını anlamaya çalışmadıklarını gösteriyor. oysa baudelaire, bu sıkıntıyı paris sıkıntısı'na yazdığı önsözde açıklamaktadır.

    baudelaire, paris sıkıntısı ile gaspard de la nuit'ye bağlanarak modern şiirin kapılarını açar. bu açık kapıdan önce lautremont, birkaç yıl sonra da arthur rimbaud girer. ilk şarkısı 1868 yılında yayınlanan maldoror'un şarkıları bugünkü haliyle önce 1869 sonra da 1874 yılında yayınlanır. 1870'lerin ilk yıllarında yazılmış olan iki yapıttan cehennemde bir mevsim'in 1873 yılında, illuminations'un ise 1886 yılında yayımlandığını biliyoruz.

    1930 ve 1940'larda bu iki şair artık bütün dünyada bütün özellikleriyle biliniyorlardı. başta bütün üstgerçekçiler (sürrealistler) olmak üzere evrensel modern şiiri etkilemişlerdi..."
47 entry daha