şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • 3 aralık 2011 fenerbahçe ankaragücü maçında ikinci yarı girdiği oyunda takımı ankaragücü'nün ikinci golünü atmış oyuncu. muhtemelen bu golü resmi olarak lig maçlarında bu forma ile iki sene içerisinde a2 liginde attığı golleri saymazsak ilk golü. ayrıca daha önce de manisaspor'da oynarken fenerbahçe'ye golü vardı bu oyuncunun, yani fb'ye attığı kariyerindeki ikinci gol.
    (bkz: 30 ağustos 2009 fenerbahçe manisaspor maçı)

    bir de yamulmuyorsam kupa maçında beşiktaş'a bir golü vardı.* neyse dağıtmadan konuya dönelim, kendisi şu açıdan ilginç bulduğum bir isimdir. yani şu ana kadar lig kariyerine ve maç istatistiklerine bakarsanız; bir sene boyunca iki ya da üç golü olan, gayet sıradan, an itibarı ile 24 yaşında ve hala genç sayılabilecek ama kimsenin geleceğinden bir beklentisi olmadığı, orta sıralarda mücadele edecek bir takımın göze batmayan, muhtemelen oyuna da yedek başlayan forveti...

    ama hayret kimse yazmamış, bu çocuk henüz 16 yaşında iken; 2003 yılında trabzon lisesi ile dünya liselerarası futbol şampiyonası'nda dünya şampiyonu olmuş ve aynı turnuvada 10 golle gol kralı olarak ismini duyurmuştu. akabinde 2005 yılında nuri şahin ve arda turan'larla beraber u17 milli takımında iken meridyen kupasında attığı 5 golle fransız jeremy menez ve karim benzema gibi bugünün yıldızları ile birlikte turnuvanın üç gol kralından biri idi.
    (bkz: wonderkid)

    bir türlü trabzonspor'da forma şansı bulamadı veya az bulduğunda da o şansını değerlendiremedi ve kulüp kulüp gezmeye başladı, ki sakaryaspor'da bir macerası vardır, 2006-2007 sezonunda milletin yerin dibine soktuğu. kimle konuşsam "ergin mi, aman abi" dediği bir kiralama sezonu geçirdi. akabinde gene yeteneğinin tartışıldığı ve trabzonspor'da kaldığı ama kadroya giremediği bir dönemde ümit milli takımda kendine yer bulup 6 maçta 3 gol attı. sonra manisaspor'a satıldı. manisaspor'da bir kaç sene oynadıktan sonra ankaragücüne transfer oldu geçen sene.

    işte bütün bu kariyeri ile trabzon'dan son dönemlerde alt yapıdan neden genç yetenekler çıkmadığının da canlı kanıtlarındandır. "yeni bir fatih tekke geliyor" derken biz, bir anda "nasıl oldu da kayboldu gitti" diye baktığımız sayısız isimlerden biri, belki de en çok konuşulanı.

    neden demeden önce, öncelikle bir noktaya parmak basmak istiyorum. şehrin ve taraftarın trabzonspor sevgisi sorgulanamaz evet, ama bu durum aşırı kıskanç sevgili gibi bir sendrom ve trabzonspor'a çok büyük zarar veriyor. muhtemelen erkek nüfusun futbol oynayan tüm kesiminin hayalidir trabzonspor'da oynamak. o yüzden trabzonspor'da oynayabilen, seçmelerde seçilen; hatta ötesinde a kadroya kadar çıkabilen biri varsa yüzlerce kişi vardır arkasından konuşan, kıskanan, yeteneksiz bulan...

    bizimkilere, hele trabzon şehrinde bir trabzonspor taraftarına sorsanız, bilhassa gençlere sorarsanız; ergin; babası*nın torpili ile trabzonspor kulübünden içeri girmiştir. "abi, ben de altyapıda idim, ergin kulüpte yönetici olan babasının torpili ile yükseldi, yoksa benim yedeğim olamaz o çocuk, bırak trabzonsporu halı sahada takım kursam kadroma almam, o kadar kötü bir topçu." ısrar edip sorsanız "e kardeşim adam lisede de babasının torpili ile mi dünya kupası gol kralı oldu, baba torpili ile mi meridyen kupasında 5 gol attı?" diye. o zaman da, abi denk gelmiş işte, hem aslında bu çok şımarık bir çocuk derler. "ya şımarık filan da ne var kardeşim? genç oyuncu işte, yıldız adayı ve yaşı daha 19-20" derseniz. yok, trabzonspor'da herkes formayı giydiğinde 40 yaş olgunluğunda olmalıdır. bir üst versiyonu da, saçı başı ile uğraşmaktan top oynamadığıdır ki, zaten aklı fikri kızlardadır.

    bir kere, kimse beni takmasa da; bu noktada bir dur demek istiyorum taraftarımıza. yani jaja gelir alemlerden aleme akar kimsenin gıkı çıkmaz, "büyük yetenek abi, topunu oynuyor işte", ama bizim yerli oyuncular iki kere gece dışarı çıksın, bir de magazin basınında adı çıksın vay hallerine. yani zordur trabzon'da trabzon kökenli olup trabzonspor forması giymek. türkiye'de de zordur çoğu kulüpte yerli oyuncular için seyircinin tepkisinden nasibini almayan pek yoktur. hani hasan şaş'ın "hagi 10 kere şut çekiyor tribünden ses yok, biz bir kere vuruyoruz, ouuuuuuu" lafı aklıma geliyor.

    ayrıca aklı fikri kızlarda olsa ne olur, bırak oynasın. genç adam, manastır takımı değil ki bu, işini yaptığı sürece sana ne. ama yok işte... adamın avni aker'de boynuna ilmeği geçirmek için yeterli sebep. gözün üstünde kaşın var. aslında olm var ya, ben ergin gibi 18 yaşımda öyle bir kariyer yapıcam; "sen kimsin lan, istediğim kızın peşinde koşarım, sana mı hesap vericem?" derdim ve tepkiler artarsa da ilk maçta gözüme kestirdiğim bir seyirciye dalardım. "yazar'ın notu: evet burdan yazması kolay tabii. cantona gibi dalarım diye sallamak da serbest yani." neyse belki de zaten, yani yüksek bir ihtimal ergin de öyle benzer bir zıtlaşmanın neticesinde şehri ve taraftarı resmen karşısına aldı. ve bir anda geleceğin yıldızı iken takımda istenmeyen adam oldu.

    ama herşey bir yana, bu adam bir şekilde golcü, bunu bir tek ben mi görebiliyorum. neden kendisinden bu kadar çabuk vazgeçilebiliyor. burak yılmaz bizde bu sene gösterdiği çıkışı, bir çok takımda yaşadığı ne badirelerden sonra göstermedi mi? örnek vermek istemem ama an itibarı ile takımdaki pawel brozek ondan, yani ergin'den daha mı iyi? velhasılı bence ergin adeta bunun için doğmuş. bunun için koşması veya yırtıcı forvet gibi mücadele etmesi gerekmeyebilir. her golcünün farklı özelliği de olabilir. çok koşan forvete örnek olarak en iyi örnek belki de umut. umut bulut geçen sene belki maç başı üç dört pozisyona giriyordu ve üç maçta bir gol atıyordu. kendine güveni olan ve çok koşmayan bir ergin keleş ise belki düzenli şans verilse her maç bir pozisyona girecek ama iki maçta bir gol atacak. belki ligi 17 golle bitirecek. yani o kadar komik ki dışarıdan bakıldığında, senin kendi şehrinde böyle bir oyuncu çıkabiliyor, 17 yaşında iken benzema ile beraber anılıyor ama sen hala ona şans vermeyip dışarıdan birilerini arıyorsun. komik evet, ve gülüyoruz işte acınacak halimize. yani farklı tip forvetler var, ben ergin'e koşmuyor da demiyorum bu arada, izlemedim tribünden uzun zamandır ama iyi de koşan bir forvet tipi idi. ama koşmuyor olsa dahi, örneğin bir mario jardel demek ki trabzonspor altyapısında yetişse idi, muhtemelen seçmelerde seçilemeyecek ve seçilse bile asla kadroya giremeyecekti. ki demin dediğim gibi ben onun kötü koştuğunu da düşünmüyorum, bu gece rakip defans oyuncusu yobo'nun arkasına atıp yetiştiği ve üstten auta giden karşı karşıya kaçırdığı bir pozisyon vardı mesela. en azından atlattığı bu süreçte vazgeçmediği için kendisini tebrik ediyorum.

    not: bu yazılanları bir maçta gol attı diye yazmadım tabii ki, ama ben ergin'e yıllardan beri inanıyorum. bir ümitle takip ediyorum. football manager oynarken hala transfer edip bir köşede tuttuğum, yıldızı parlarsa vazgeçmediğim oyuncu. neticede er ya da geç bu takıma geri dönecek ben inanıyorum. ama bu umarım çok geçmeden olur. bilmem hatırlar mısınız? o öve öve bitiremediğimiz fatih sultan tekke bile kaç yaşına kadar bu takımda istenmeyen ve forma bulamayan adamdı. yanılmıyorsam altay ve gaziantep maceraları, bacağını kırması filan derken 25-26 yaşında başladı asıl herkesin onu övdüğü ve vazgeçilmez dediği dönemi.
103 entry daha