şükela:  tümü | bugün soru sor
3 entry daha
  • videosunda kendimi bulduğum ya da bulduğumu sandığım, sözleriyle* beni derinden yaralayan bir başka morrissey parçası. viva hate döneminden.

    lokal bir plakçı dükkanı önünde başlar klip; gerçek bir moz-sever olduğu her halinden belli olan kahramanımız hemen dükkanın önündedir, vitrindeki morrissey resimlerine bakmaktadır. koyu renk mantosu, omuzlarında sallanan sarı kulaklığı + belinde asılı duran sarı walkmani ile dünya üzerindeki en masum ifadeye sahip bir de yüzü vardır bu kızın.

    morrissey plağı almak için sıralarını bekleyen kuyruktaki insanları görürüz sonra. masum yüzlü arkadaşımız dükkana girer ve kasadaki sarışın kıza selam verir tek elini kaldırarak, birbirlerine gülümserler. arkadaşımızın yüzü yakın plan çekildiğinde, güzelliği ile içimiz burkulur. ve dükkandaki monitörlerden birinde morrissey şarkı söylemeye devam etmektedir.

    “this is the costal town” dizeleriyle kasaba sahiline ineriz; göz alabildiğine uzanan tenha sahil, boş iskele, kurgusu uzun zaman önce boşalmış bir lunapark... masum yüzlü dostumuz bu ölü kasabanın, sessiz+gri+ölü sokaklarında gezinmektedir. o, sağda solda kulağında müzikle dolaşırken epey mutlu(!) görünen kürklü iki ihtiyar kadın da şans oyunları oynamaktadır.

    kasabın önünden geçerken vitrindeki etlere gözü takılır dostumuzun ve koşarak uzaklaşır. kendini iskele tarafında bir banka atar ve elindeki kartlardan birinin arkasına yazar: meat is murder

    sonra daha önce kumar makinelerinde şansını deneyen iki ihtiyar ve minik siyah köpekleriyle karşılaşırız. kahramanımızın canı iyice sıkılır bu kürklü ihtiyarları görünce. bir başka kartın arkasına cruelty without beauty yazar ve bu kadınların masasına fırlatır, giderken sandalyenin arkasında asılı kürkü düşürmeyi de ihmal etmez. ironik bir biçimde kürk, minik siyah köpeğin üstüne düşer, ancak köpek koşarak çıkar bu ağırlığın altından oysaki cansız yatmaya devam eder kürkün kendisi...

    her gördüğü vitrine bakışları asılan dostumuz bu defa da bir televizyoncu vitrini önündedir ve tüm ekranlarda aynı görüntü vardır: morrissey şarkı söylüyor ve çok yakıcı bakıyordur. kızın baktığını fark eden dükkan sahibi onu memnun etmek için kanalı değiştirir – nerden bilsin onun azılı bir moz*sever olduğunu – gülerek uzaklaşır dostumuz.

    yanından geçen bir arabanın içindekiler tarafından tanınır. direksiyondaki kadın “atla” der kendisine o da atlar arka koltuğa. kulaklığını hiç çıkartmadığından anne ve kız olması muhtemel bu ikilinin konuşmalarını asla duymaz. o, sadece kulağında morrissey'in eşsiz sesi ile pencereden bu ölü kasabayı, gelip geçen görüntüleri izler.

    eve girdiklerinde de bu umursamaz tavrını sürdürür. diğer ikisi mutfakta bir şeylerle uğraşırken kahramanımız televizyonu açıp karşısına oturur. anne çay hazırlar, kız o gün alınan kostüm üzerine konuşurken dostumuz da ekran karşısında, tembel tembel güneşlenenleri* falan izlemektedir, sonra sıkılır. orda duran teleskopa doğru gidip, gökyüzünü dikizlemeye başlar. o da ne? "morrissey" üzerinde dostumuzun resmi basılı bir t-shirt içinde görünür öte tarafta... izlendiğini anladığında yüzünü eliyle kapatır. klipte böyle sonlanır.
32 entry daha