şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • annemle babamın hiçbir şekilde konuşmadan beraberce yaşadığı yıllar, ki o yıllar 90'lı yıllara tekabül etmekte, benim adıma pek naif, pek melankolik geçmişti. bir bahçe düşünün. şehrin ne çok sessiz ne de çok gürültülü kıyısında. çirkin ve büyük bir apartman. çevredeki apartmanları kıskandıracak yeşillikte bahçesinde geçen çamuru bol, yağmuru bol, güneşi bol bir apartman. ve siktiğimin kozmopolit aileleri. 2 numara ressam. 5 numara ressam. 4 numara muhafazakar, 3 numara çok daha muhafazakar, 6 numara dudu teyze, 7 numara ortaya karışık ikizler, 8 numara perdeleri tutuşan ev, 14 numara türk örf ve adetlerine aykırı ev, 13 numara çirkef, 1 numara üç ayda bir değişen kiracı ve bodrum kat...

    suna vardı. aklımda hep 13-14 yaşlarında kalmış. esmer ten, düz saç. gözler çekik. iki tane deli kardeşi vardı. ki kendisi de deliydi. anneleri ve babalarını hatırlamıyorum bile. suna'nın kız kardeşini bodrum katındaki merdivene iple bağlayan suna'nın erkek kardeşi ve suna'nın kız kardeşini döven suna. allahın belası suna.

    işte göksel'in bu şarkısını duyar duymaz, suna'nın bodrum katında çığlık çığlığa bağıran kız kardeşini görüp de kitlenişimin üstünden geçen 15 yıl, tokat gibi yüzüme çarptı. kızın yediği tokatlara karşılık veremeyişine bakakalmamı, kızın bağırmaktan başka hiçbir şey yapamayışını ve bir türlü kanatlanıp uçamayışını hatırlattı.

    kulağa çok 'acısı olmasa da acısı varmış gibi davranan insan cümlesi' gibi gelecek farkındayım ama bunu demem gerek:

    içim acıdı, içim!

    göksel. canımı yaktığın için, 15 yıl sonra durduk yere kendimi suçlamama sebep / neden / yardımcı olduğun için teşekkür ederim sana.
113 entry daha