şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • stendhal'a göre; güzellik vaad edicidir.

    ama hangi güzellik?

    güzellik kadar değişken bir nesne var mı? dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kadar karakter vardır önermesinde olduğu gibi global manada güzellik standardı yakalamak fevkalade zordur.

    halk savaşlarının olmadığı kralların savaşlarının olduğu, yiyeceğin kıt olduğu dönemlerde tombulluk güzellik kıstası idi. hatta bunun hakkında türkü yapılmış dilden dile dolaşmıştır;

    oy tombulum tombulum
    yoldan geldim yorgunum

    halk savaşlarının ortaya çıkması ve bunun yıkıcı sonuçları yüzünden savaşma seviş zagonu yürürlüğe girdiğinden ve de yiyeceğin bol olmasıyla beraber tombulluğun elinden tahtı taçı alınmış bir bağkurlu muamelesi görerek yerine zayıflık geçmiştir. bazen işin boku çıkartılarak kenef ibriği formu güzellik tahtına çıkartılmıştır.

    bu arada krallar savaşının mealini açıklayayım, krallar savaşı küçük çapta orduların gayet centilmence cenk eylediği ve çatışmaların kıştan ötürü askıya alındığı savaşlardır. halk savaşlarıysa bildiğin birinci dünya savası bilemedin ikinci dünya savaşı ve gelecekte olacak ve çok geç kalmıış olan üçüncü dünya savaşıdır.

    elbette güzellik denince güzelliğinde kendi çercevesinde ayrımları.

    shakespeare buyurmuş ki ''zamanla değişen aşk gerçek aşk değildir''. eh aşk güzellik demek olduğuna göre zamanla değişen güzellik gerçek güzellik değildir diyebiliriz.

    zaten iki tip güzellik vardır. ablak güzellik ve trajik güzellik.

    ablak güzellik bugün olan ama yarını olmayan güzelliktir. hatta bu tip güzellik kolayca gudubetliğe dönüşebilir.

    trajik güzelik ise kaynağını ruhtan alan kolayca değişmeyen güzelliktir. bir müjde ar, bir winona ryder, bir cybill shepherd bir diane keaton hatta francoise hardy'i örnek göstebiliriz.

    ama bütün bunlara rağmen güzel kadınlar pahalı, güzel olmayanlar ise verdiğin kadar etmiyor düsturunu da eklersek güzellikten ne beklediğimiz sorusu bizi karşılar.

    güzellikten ne beklediğini bilmiyorsan ve bedelini ödemeyi göze alamıyorsan güzellik sana taşaklarını verir.

    almadan vermek allah'a mahsustur ahbap.

    ama ne istediğini biliyorsan ve bedelini ödemeyi göze alınmış ise işte o vakit minimal tarzda gökyüzündeki cennet yeryüzüne inmiş olur.

    ama ister ne sitediğini bile ister bedeli ödemeyi göz önüne al çoğu zaman olmaz.

    ellerin böğründe kalır ve niyet neydi akıbet ne oldu diyerek koşar adım kör musanın meyhanesine ölümüm rakıdan olsun anasını satayım diye uygun adım marş gidersin.

    çünkü hayat şarkısını beraber söylemek istediğin güzelin düet yaptığı başkası vardır, seni arkadaş olarak görüyordur, lezbiyen olmaya karar vermiştir ya da sevme fiilini aynı şekilde çekimleyemeyeceğin bir karaktere haizdir vesaire vesaire...

    eh olur ya zaman, mekan ve insan denklemi denk gelir eh o zaman güzel kazanımlar elde edersin.

    ama diyelim ki olmadı o halde hayal edersin. varsayarsın. zaten insan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşamaz mı? hem de hayallerde yaşıyor bazı ibneler diyen hayali kıt beyni kıt omurilikle yaşantılarını sürdüren amiplere inat.

    vel hasıl-ı kelam;

    güzel ve göz alıcı her şey iyi olmayabilir, ancak iyi olan her şey güzeldir.

    ninon de l'enclos
42 entry daha