şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • 31. istanbul film festivali kapsamında dün gece türkiye prömiyeri yapılan film. gösterim sonrası halkımın hala ne kadar mahsun kırmızıgül sinemasına yakın durduğunu bir kez daha anlamama sebep olmuştur. zira son derece dikkatli, ajitasyondan uzak, sinemanın her şeyden önce bir görüntü sanatı olduğu bilgisiyle çekilmiş bir filmdi izlediğim. fakat soru-yorum bölümünde "bu filmde kadın aşağılanmış", "boğazımda hıçkırıklar var çok üzüldüm bu film beklediğimin tam tersi" "erkekler ezilmiyor efenim ne münasebet, kadın kadın kadın" diyen "o adam öyle olmaz vahşi olur vahşiii" diyen aydın izleyiciler beni benden aldı.

    --- spoiler ---
    hepimiz biliyoruz 13 -14 yaşındaki kızların gelenektir görenektir töredir diye dedesi yaşında adamlara verildiğini ve zifaf gecelerinde onlara acımadıklarını. bunu anlatmanın tek yolu o kızı o gece gözyaşları acılar ve kanlar içinde göstermek değil! reis çelik de öyle yapmamış zaten. bi kere 'ben kamerası' kullanımı çok yerindeydi.etrafı kızın kırmızı tülünün ardından, onun gözünden izleyişimiz, elleriyle, ayakkabılarıyla oynayışı, onun gözüyle gördükleri, korktukları zaten oldukça naif bi anlatım diliydi. oturduğu yerden kalkarken babasının terliklerini giyen küçük kız çocuğu gibi adamın ayakkabılarını ayağıan geçiriş imgesi filmin en başarlı sahnesi olabilir hatta! o altın renkli topuklu ayakabıları giyecek kız değil o, küçücük bir çocuk diye bas bas bağırdı o sahne.... kız gece boyunca adama hikayeler anlattırdı, kedi beşiği oynattı. çocuktu o çünkü, çocuk! yönetmen de bunu çok güzel anlatmıştı..

    --- spoiler ---

    filmden rahatsız olanlar 'kadınla erkeği bir tutmuş, asıl ezilen kadın değil erkek' diyenler ne söylediklerine dönüp bir baksalar mı acaba? burada erkeğin de kendi koşulları içerisinde mağdur bir erkek oluşu onları neden rahatsız etti? burada kadınla erkeği mağduriyet düzleminde eşit tutmak nasıl bir feminist söyleme karşıt düşünce oluşturabilir ki? hepimiz sistem mağduruyuz -ki erkekler daha mağdur bence; onları bu kadar vahşileştiren sonra da kadınlara karşı canavara dönüştüren de onların mağduriyetleri. sonra efendim 'neden feminizm yanlış anlaşılıyor, feminizm erkek düşmanlığı değil, cinsiyet eşitliği'! sizin gibiler yüzünden ! sen böyle bi filmde tutup 'erkekle kadını eşit göstermişiiiin' dersen höh derler sana. ilyas salman da yönetmen de konuşmalarında olaya insanlık boyutuyla yaklaştıklarını güzel güzel açıklayarak anlattıktan sonra 'erkekten bize neeee!' 'en çok kadın ve çocuk mağduriyetiiiii' demek faşoya bağlamak oluyor sevgili ablalarım.

    filme tek eleştrim kurgusunadır. özellikle başlangıçtaki sahneler arası geçişler fazla sertti. bazı kamera hareketleri de kontrolsüzdü zira ben kamerası yapılmış amma o ekstra titremeler filan gözümüzden kaçmadı. sağlık olsun. film ekibine başarılar diliyorum! eşcinselliğe değinmeden erkek mağduriyeti üzerine film yapma hevesimi kamçılamıştır!
33 entry daha