şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • şiir ve roman açısından şahsi bir değerlendirme gerekirse :

    şiir: şiirde daha romantik ve epik şiirler/şairler (byron, shelly, milton vb) üreten ingilizlere kıyasla, fransızlar daha yenilikçi ve dolayısıyla daha etkili şairler yetiştirmiştir. örneğin, şiirde devrim yapan rimbaud'nun şiirinden kimsenin keyif alabileceğini sanmıyorum, ama shakespeare hariç hiçbir ingiliz şair onun kadar tanınmış/önemsenmiş/değer verilmiş değildir. çünkü rimbaud yenilikçi bir şairdir. klasik şiirin biçimini ve biçemini bozmuştur. dolayısıyla da rimbaud bende hep "okunabilir olmaktan ziyade öğrenilmesinde fayda var" tarzı bir şair olarak yer etti. oysa ona nazaran daha az tanınan ingiliz şair william blake bazı şiirleriyle bildiğin orgazm yaşatır insana.

    roman: roman söz konusu olduğunda sanırım hiçbir ülke fransa kadar çok sayıda büyük romancı yetiştirememiştir: dumas, stedhal, balzac, zola, proust, gide, camus, celine gibi daha onlarca dahi bu onuru fransaya yaşatmıştır. ama bence hiçbiri irlandalı olmasına rağmen ingiliz edebiyatına dahil olan james joyce kadar sarsamamıştır edebiyatı. üstelik joyce yalnız da değildir yenilik peşinden koşarken. joyce, romanı biçimsel olarak parçalarken aynı tarihlerde yaşayan (1882-1941) dişi versiyonu virginia woolf ise dostoyevski ve henry james'i harmanlayarak bilinçakışında devrim yapmakla meşguldu. öte yandan d.h. lawrence ise içerik yönünden döneminin en cesur romanlarına imzasını atıyor, bir başka irlanda asıllı ingiliz samuel becket ise, yeni roman denen türün öncüsü oluyordu. dolayısıyla fransızların şiirde yaptığı devrimi ingilizler romanda gerçekleştirdi. 19. yüzyıl roman açısından fransızlar ile ruslar (gogol, gonçarov, turgenyev, tolstoy, dostoyevski) açısından rekabet halinde geçerken, 20. yüzyılda ise ingilizler ile almanlar (thomas mann, franz kafka, günther grass, robert musil, herman broch, hermann hesse, henrich böll, anna seghers vb) yarışmıştır.
2 entry daha