şükela:  tümü | bugün
105 entry daha
  • son 10 yıldır 3 farklı otomobil modelini kullanarak yaklaşık 150 bin km yol yapmış olan beni bir kere bile yolda bırakmayan otomotiv markası.

    ilk arabam olan renault 19 europa bana geldiginde 5 yasında ve minimum 100 bin kilometredeydi. fazlası da vardı da, şerefsiz galerici ne kadar düşürüldüğünü söylememişti bir türlü. 10 yasında 4 vitesli sahin parasına almıştım 5 yaşındaki arabayı. 1600 motor, karbüratörlü bir sedandı. lpg'liydi ama öyle sıralı sistem falan değil bildiğin dümdüz lpg sistemiydi. mükemmel uyuumla çalışan lpg sistemi sayesinde iett'yle iki otobüs değiştirerek gittiğim okuluma iki bilet parasından daha ucuza (o zamanlar aktarma yoktu ve lpg alabildiğine ucuzdu) götürüyordu beni. 3 yıl kullandım ilk göz ağrımı. sonra kliması olan bir arabaya terfi etme hevesiyle satılığa çıkardım ve ilana çıktığımın 2. günü 3 yıl önce aldığım paranın 2 katına sattım güzelim arabayı.

    ulan ne alsak ne alsak diye düşünürken ve gönlümüz bir focus'a bir polo'ya gidip gelirken bir gün kaporta ustasını alıp altunizade'deki araba pazarında gittim. yarım saat içinde 130 bin kilometreyi devirmiş makyajlı kasa bir megane1 ile çıktım pazardan. hem konfor hem güç hem de yakıt olarak renault 19'dan sonra mercedes gibi geldi bana. lpg falan yoktu tabi, gayet güzel yakıyordu cebimi ama değmez diyen adamın aklına şaşarım. süper bir motor sesi vardı ayrıca. kendine has, tiz bir ses. bu aleti de 200 bin kilometreye yaklaşana kadar kullanıp askerlik sebebiyle gönderdik.

    2 yıllık bir aradan sonra yolumuz yine birleşti renaultla. alışkanlık mıdır, kısmet midir bilemedim ama alım gücüme göre piyasadaki en donanımlı ve fiyat performans oranı iyi olan arabanın laguna ii olduğunu keşfettim. temizinden yine makyajlı kasa 1600 cc bir laguna ii bulduğumda kaçırmadım. 1600 cc kasayı çekmezmiş falan hikaye. gayet de güzel çekiyor. üstelik c segmentindeki en iyi arabadan kat kat daha konforlu. çok şükür 4 yıldır seviyeli bir ilişkimiz var kendisiyle. ne beni ne de ailemi bir kere bile yolda bırakmadı. periyodik bakımları dışında bir arıza çıkarmadı. 2 yıl önce kendisine yine lpg taktırdım. elektronik sistemlerinin yoğunluğu aklımı karıştırsa da brc marka bir kit ile olayı çözdük. benzine göre %35-40 arasında yakıt tasarrufu sağlıyor.

    bu arada lpg'nin bu araçlarda bir tek olumsuz yönü var. araç depodaki benzinin durumunu basit bir şamandıra yardımıyla ölçmediği için aslında lpgyle gittiği halde benzinle gidiyormuş gibi benzin göstergeniz düşüyor. bu dallama fransızlar araca benzin aldığınızda bir kere depodaki benizi ölçen, bundan sonra bir daha benzin alana kadar araçtaki benzin mikltarını aracın tüketim değerlerini hesaplayıp baştaki yakıttan düşerek hesaplayan bir sistem tasarlamışlar. hal böyle olunca deponuzda özellikle çeyrek depodan az benzin varsa benzin ışığınız sürekli yanık gezmek zorunda kalabiliyorsunuz. çeyrek depodan fazla benzin varsa araç çoğu zaman ilk çalıştırmada olayı başa sardığı için sorun olmuyor. gerçi bunun için psa modülü denen bir kit var ama araca daha fazla müdahale etmek istemedim.

    renault üzerindeki olumsuz imaj nerden kaynaklanıyor anlamış değilim açıkçası. bir zamanlar renault 9 serisi kuş serisiyle girdiği kıyasıya rekabetten başarıyla çıkmıştı. biraz daha eriye gittiğimizde renault 12'ler dağ tepe tırmanan keçi gibi arabalar olarak ün salmıştı. bence bu kötü olarak adlandırılan imajın en temel sebebi kolay ulaşılabilir olması. insan kolay ulaşılabilir olana karşı daha yüzeysel bir algı oluşturuyor. hayranlık duygusu olmuyor sanırım.

    özetle renault iyidir, hoştur, candır.
159 entry daha