şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • türk sinema tarihinin sayılı güzel tiradlarından biri olması yanında, baudrillard'ın simulasyon kuramının en sade anlatımlarından biridir.

    tirad her ne kadar "çok büyüksün artist tatü diye tapınacaksınız lan bana.. imza almak için önümde kuyruğa gireceksiniz.. posterlerim duvarlarınızı, bakışlarım hayallerinizi süsleyecek! çok seveceksiniz ulan beni, çok seveceksiniz!" girişi ile başlıyor gibi görünse de aslında öyle değildir. ilk paragrafı okan bayülgen şehre haykırarak yapar ve ardından yarım saniye bekler. asıl tirad buradan itibaren başlar çünkü bayülgen arkasını şehre dönüp sigarasından bir nefes daha çeker ve efsane kısma geçer;

    "yok ki lan hiçbiriniz, yoksunuz, ne bu binalar, ne bu şehir, ne bu trafik.. nedir ulan bu, yanılsama değil mi lan! gerçekliğin komik bir alegorisi aslında.. aslında hiçbiriniz yoksunuz.. vat iz matriks ulan bu!"

    artist tatü gerçekliğin simulasyon olmasına o denli inanmıştır ki, bu sözleri haykırdıktan hemen sonra sireni öten bir ambulansın önüne geçerek, "nereye kaçıyorsun, nereye? ölüm mü gerçek yoksa ben mi?" diye bağırır. burada ambulansın şoförüne bağırır gibi görünse de aslında içerideki can çekişen hastaya edilir bu sözler. simulasyondan kaçamayacağını, çünkü ona "ölüm" diye anlatılan şeyin bir yalan olduğunu, gerçek olan tek şeyin benlik olduğunu anlatır.
    bu ayrıntılar yüzünden filmin* en iyi sahnesidir.