şükela:  tümü | bugün
26 entry daha
  • okuduğum en sıra dışı romanlardan biridir. neden mi? çünkü hem bir bakıma sürrealist, faustvari bir hikaye hem de derin araştırma, okuma ve birikimle donatılmış tarihi bir hikaye iç içe muhteşem bir şekilde işlenmiş. ayriyeten bu tarihi hikaye öyle alelade değil batı tarihinin en önemli hikayesidir aslında. hz. isa’nın kitaptaki adıyla yeşua ya da ha nozri’nin çarmıha gerilme hikâyesi. çoğu çevrelerce, bulgakov’un bu hikayesi en doğruya yakınlardan biridir. yukarda söz edilengerçeküstü hikaye ise yüce goethe’nin faust’undan mülhem hem eğlenceli hem eleştirel hem de iç burkan bir hikayedir.

    tartışmalı olsa da gerçeküstü hikâye’deki “usta”, mihail bulgakov’un ta kendisidir. margarita’da önce sevgilisi sonra da karısı olan değerli bayandır. ukrayna kökenli rus yazarlardan gogol’den sonra gelen ikinci deha olan bulgakov ve muhteşem eseri niye ülkemizde yeterince teveccüh görmemiştir diye düşünüyorum bazen. bu sorun, bolşevik rejiminin, bulgakov yani usta’yı (gerçekten usta. ülkemizde kendine binlerce büyülenmiş taraftarınca stadlarda führervari slogan atılan, övgüler düzülen, isim benzerlerinden sakının) genelde yasaklamasından ve persona non grata ilan etmesinden kaynaklanır. diğer bir örnekte te ölümsüz doktor jivago eseriyle tanınan büyük yazar boris pasternak’dır yine bolşevik rejiminin gadrine uğrayan. 1940’ta tamamlanan bu kitabın rusya’da orijinal hali sansürlenerk ancak ve ancak 1966 yılında yayınlanabildiğine dikkat çekmek gerekir.

    bu eser’in gerçeküstü bölümünde, bulgakov’un rejime eleştirileri, rus toplumunu o dönemki yapısı oldukça net ve edebi bir dille anlatılmıştır. rus entelijiyansiyasının durumu içler acısıdır ona göre. kitabın uzun süre yasaklanmasının nedenlerinden biri de budur. her şeyden önce bu büyük eser’in yazımı 12 sene sürmüştür. neden bu kadar uzun sürmüştür diyorsanız, nedeni yazarımızın tarihi hikayeyi yazarken yüzlerce tarihi ve dini kitabı, el yazmalarını didik didik edip yer yer uykusuz çalışarak gerçeğe en yakın hazreti isa ve pontius pilatus hikayesini ortaya çıkarma gayretidir. kitapta sistem eleştirisi bir felsefi tartışmaya dönüştürülerek evrensel iyi-kötü tartışması iki bağımsız hikaye aracılığı ile dile getirilir

    bundan sonra biraz spoiler içerir: kitap goethe’nin faust’una selam çakarak başlar:
    “söyle kimsin sen?”
    “sonsuza dek kötülüğü isteyen,
    ama sonsuza dek iyilik yapan bu
    gücün bir parçasıyım”

    tıpkı goethe’nin mephistopheles'i gibi, 1940’lar rusya’sında prof. woland kılığına girmiş şeytandır kitabın başkahramanı. şeytan o dönemki rejimin, seçkin ve aydın çevrelerin ikiyüzlülüğünü, yozluğunu müthiş eğlenceli oyunlarla gösterir bizlere.

    diğer başkahraman ise tarihi hikayedeki gerçek kişi olan isa dönemindeki roma imparatorluğu’nun filistin valisi büyük pontius pilatus’tur. bu hikayede hz. isa yani yeşua’yı idam ettirmek isteyen yahudi güçleri ile pontius pilatus’un bu kararı geri çevirme mücadelesi anlatılır. ancak roma temsilcisi olsa da bu bölgeyi sorunsuz yönetebilmek için yahudi güçlere çok ta karşı koyamaz. hz. isa ile pontius pilatus diyaloğu kitaptakı en çarpıcı bölümlerden biridir. yine matta levi’nin çarmıha gerilirken yeşua’nın tek destekçisi olması da ilginçtir. yeşua’yı şikayet eden yahuda iskariyot’tur bazı benzer tarih kaynaklarında anlatıldığı gibi. 3 kişi idam edilecek bir kişi affedilecektir. adaylar dismas, hestas, barabbas ve hz. isa’dır. yahudi lobisi ve başrahip yusuf kayafa, barabbas’ın affını ister, yeşua’nın onun yerine çarmıha gerilmesini telkin eder pilatus’a. işte hikaye pontius pilatus’un yeşua’yı idam ettirmemek için uğraşını, ondan çok fazla etkilenmesini, idam edilmesine mani olmasa da bazı kişilerden aldığı intikamı anlatır. nitekim golgotha tepesinde çarmıha gerilen isa’ya su göndermiş, isa suyu almamış diğer mahkûmlara verdirmiştir. pilatus isa’nın daha fazla kavurucu sıcak altında acı çekmemesi için onu ve diğer mahkûmları gizlice kalplerine mızrak sokturarak öldürtmüştür. müthiş güvenlik önlemleri altında kimse mahkumların çarmıha gerildiği yere yaklaştırılmamıştır. sadece matta levi gizlice isayı uzaktan görebileceği yüksek bir yere gizlenmiş ve parşömenine şunları yazmıştır:
    dakikalar geçiyor, ben matta levi hep aynı yerdeyim, çıplak tepe’de (golgotha)!
    ve ölüm gelmek bilmiyor ne yazık!
    güneş batacak ölüm yok ortada
    tanrım gazabın neden onun üstünde? ona ölümü yolla!

    pontius pilatus, sanki onu duymuş ve isa’yı daha fazla acı çekmemesi için en yakın adamına kalbine mızrak sokarak öldürtmüştür.

    gelelim rusya’da geçen hikâyemize, prof. woland ve yardımcıları, moskova’nın altını üstüne getirerek bir anlamda sovyet rejimine insanlık dersi vermektedirler. bu müthiş hikayede şeytanın yardımcısı diğer önemli karakterler koroviyev ya da asıl adıyla fagot, müthiş kedi begemot ve azametli keskin nişancı azazello. bu kahramanlar ve dahasında usta ile margarita, hem gerçeküstü hem de bulgakov’un hayatından gerçekleri de içeren müthiş bir hikâyeyi bize takdim ederler.

    son olarak ustamız ivan ile margarita nikolayevna arasındaki ölümsüz aşk ve ayrılık sonrası sonsuzluğa uzanan kavuşma da romanın en güzel taraflarından biridir. şeytan yani namı-ı diğer prof. woland, bu iki aşığı ölümle de olsa dönemin baskısından kurtararak sonsuza dek birlikte olmalarına yardımcı olmuştur. romanın sonunda öbür dünyada huzura kavuşacağını ilan eden bulgakov, romanı bitirdiği sene gözlerini hayata yumarak belki de yazdığını ve hayallerini gerçekleştirmiştir…
99 entry daha